"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Bodrum sakinleri susmayın!

Bakın ter türlü çevre kirliliği ve pislik hepimizi ilgilendiriyor. Deniz kirliliği hele, o koydan çıkar her koya gelir. Bu dert hepimizin kapısına mutlaka dayanır.

Sorun hepimizin!
Ve ben şu hep başkalarından bekleme halimize de sinir oluyorum.
Hayır efendim!
Biz kendimiz harekete geçmek zorundayız.
Kime bu işin baskısı yapılacaksa yapılsın. Denizi pis görür görmez, karşıdaki yatın atık bıraktığını anlar anlamaz; jandarma, polis, belediye, sahil güvenlik vs... artık ne varsa bildiğiniz, çağırmaya üşenmeyin, şikayetlerinizi dile getirmekten çekinmeyin.
Bu üzüntü verici kirleticilik hastalığına kayıtsız kalmadığınızı bir güzel gösterin.
Bu arada herkesin dilinde bir de karşı sahilden; yani Didim ve Kuşadası’ndan bırakılan denetimsiz foseptik pisliğinin, akıntı ile Bodrum’a doğru geldiği söylentisi var. Belki bu söylenti doğrudur. Oralardaki denetim mekanizmalarına belki hakikaten bakmak lazımdır.
Yani diyeceğim o ki, bu kirliliğin nereden geldiğini, nedenlerini anlayıp buna bir çözüm bulunması lazım, acilen hem de! Çok üzülüyorum Bodrum’un böyle harcanmasına...
Ona göre...

Yonca
“şikayetçi”


Çatlak ağaç düşmanları!

ınsanlarımızın görgüsüzce “manzaram bozulacak” derdiyle ağaç dikimi konusunda gösterdikleri ters tavıra iki çift lafım olacak.
Tüm yazlık ev sahipleri ve hatta kiracıları, bu doğaya ağaç borçlu. Bu borcun doğaya ödenmesi de bence zorunlu. Yoksa doğa bilir bize ne edeceğini, o zaman anlarsınız ne demek istediğimi. Okurlardan gelen şikayetlere inanamadım.
Bazı çatlak insanlar, komşusuna garezden dikilen ağacın altına kimyasal döküp ağaç kurutuyormuş. Hakikaten dilim tutuldu. Bu korkunç caniliği yapanları Allah’a havale edip kendilerine ders olarak iyi bir örnek vermek istiyorum izninizle.
Bizim site bu konuda inanılmaz hassas. Herkesin bahçesi orman gibi. Yetmedi, bu sene beni ihya eden bir karar alındı. Oylama sırasında istisnasız her el onay vermek için kalkınca, inanın gözlerim sevinçten yerinden fırladı.
Sitenin ağaçsız her alanına Fıstık Çamı dikilmesi için bütçe tamam!
Zil takıp oynamak istiyorum sevinçten. Biz ailemizdeki tüm çocuklar adına sitemizin her yerine Fıstık Çamı diktiriyoruz bu sene. Seba Sitesi sakinlerine çocuklarımız ve doğamız adına çok teşekkür ederim.
Darısı her sitenin çehresine...
Örnek alın... Ne olur siz de yapın bunu kendi yerinizde.
Üstelik daha Seferihisar’ın yanan güzelim ağaçlarını telafi etmemiz lazım, ki ben eminim bunu yapmaya hazır bir dolu gönüllü çıkacak, hem de en kısa sürede.
Ha bu arada araya laf girdi diye de, kirlilik konusunda söylediklerimi sakın es geçmeyin. Gerekirse yetkilileri bıktırıp bu pisliği kökünden temizleyene kadar işin ucunu bırakmayın.
Deniz ve doğanın kirletilmesine izin vermeyin.
Çifte dikiş gibi oldu bu hatırlatma ya...
Anca laf gider yerine.
Amin!

Yonca “keçi”

Azıcık hüzün var bende...

Bu hafta son. Tatil bitti.
Kışa, işe, gerçeklere, dizboyu stres ve hasrete dönüş var ya... aaaah ahhh hüzün bastı içime.
Tatil sonsuz olsa yine de yetmez değil mi hiçbirimize?
Yetmez...
Bazen diyorum keşke hayat tatil olsa, bazen de diyorum kızım saçmalama, insan kafayı yer çalışmazsa.
Ödenecek kredi, kredi kartları, okul parası ne olacak ayrıca?
Ay yine başladım gerçekleri hatırlamaya... geçelim Yonca!
Bu gönül ne öyle ne böyle, azıcık şımarık galiba.
Amaaan...
Benim de hiç ortam yok ki! Ya mutluluktan tavan yapıyorum, ya hüzünden taban...
Bakmayın siz bana. ışe gitmek istemediğimden, saçmalamaktayım.
Sanırım ben, hayatı tatil gibi yaşamanın iş olmasından yanayım.

Yonca
“batık”
X