"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Böcek ilacı gibi GAZ sıktılar babamın ölümüne sebep oldular

Gezi tanıklıklarına bugün de devam ediyoruz.

Adınız?
Ayşe Önder
Yaşınız?
39.

Böcek ilacı gibi GAZ sıktılar babamın ölümüne sebep oldular

Ne iş yapıyorsunuz?

Besteciyim. Film ve dizi müzikleri yapıyorum. Kardeşimle “Şubat” dizisinin müziğini yaptık, “Umutsuz Ev Kadınları”nın da...

Eğitim?

Konservatuvar mezunuyum. Hacettepe Üniversitesi’nde okudum, aynı üniversitede master yaptım, sonra da Amerika’ya gidip doktora. 6 kardeşiz. Hepimiz konservatuvar mezunuyuz. Çünkü babam Selim Önder müzisyendi. 6 enstrüman çalabilen, dünya tatlısı bir adam. Annemle babam İzmir’de yaşıyordu, fakat 28 Mayıs’ta nişanım vardı, İstanbul’a gelmişlerdi.

Sağlık sorunları var mıydı?

Kalbinde stent vardı. 88’di ama çok dinçti. Hayat enerjisi benden fazlaydı. Kahkahasını duysanız, inanamazdınız. Nişanımda küçük bir konser verdi. Keman çaldı, ut çaldı, yaylı tambur çaldı, bağlama çaldı, kaval çaldı...

BAL ALMAYA GİTTİ

Ne zaman nişanlandınız?

28’inde salı günü. Cumartesi de annemle babam İzmir’e döneceklerdi. Gitmelerinden bir gün önce, 31 Mayıs Cuma günü aşırı gaza maruz kaldılar.

/images/100/0x0/55eab8c8f018fbb8f89280d0

Nasıl oldu?

Gümüşsuyu’nda oturuyorum. O gün kalktık kahvaltımızı yaptık. Babam, “Mısır Çarşısı’na gidip, bal alacağım” dedi. İzmir’deki arkadaşlarına hediye götürmek istiyordu. Biz kardeşimle New York’ta bir workshop’a katılacaktık. Konsolosluğa gittik, onlar da her zamanki gibi Fındıklı’ya inip, tramvayla Eminönü’ne geçtiler. Her işlerini kendileri görebilen insanlar. Bir de babam yaşlı muhabbetini sevmez, bizim arabayla götürmemizi reddetti.

Sonra?

Mısır Çarşısı’nın dibindeki camide abdest alıp, namazlarını kılmışlar. Sonra ballarını alıp, otobüsle dönmüşler. Fakat polis yolu kapadığı için, Harbiye’de inmek zorunda kalmışlar. Çaresizlikten yürüyerek dönmeye karar vermişler. Ve bir anda, aşırı gaza maruz kalmışlar. Kutlu Sokak’ın yanında merdivenler vardır. Polisten kaçan gençler, annemle babamı o halde görünce, kaçmayı bırakıp, yardım etmişler. Onlara da çok müteşekkirim. Başbakan’ın “çapulcu” olmakla suçladığı o gençler, kucaklıyorlar bizimkileri, eve kadar getiriyorlar.

Sonra n’oldu?

Biz de eve döndük. Ortalık biraz yatışınca, ben indim, direkt polislere gittim, “Yazık değil mi, sıkıyorsunuz bu gazları, insanların sağlıkları etkileniyor, benim babam 88 yaşında” dedim. “Hanımefendi, uzatmayın” dediler. O kadar sinirliydim ki, başka bir polis grubuna gittim, onlar da, “Haklısınız ama emir yukarıdan geliyor” dedi. Sonra tekrar eve döndüm.

Babanızın sağlığı nasıldı?

"Nefes almakta biraz zorlandım" dedi. Ertesi gün de İzmir’e gittiler. O dinç adam, o hayat dolu adam bizi arayıp, “Ya bu gaz bana dokundu” dedi, “Kendimi iyi hissetmiyorum” dedi, birkaç gün sonra hastaneye kaldırıldı, yoğun bakım, morg...Babamı kaybettik. Kanlı canlıbabam gitti...

Allah rahmet eylesin. Çok fenaymış. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu olup biteni?

Değerlendiremiyorum. İnanılmaz bir üzüntü içindeyiz. Tamam, hayat bu, her şey olabilir. Ama o kadar açık ki, yediği gazlar babamın ölümünü hazırladı. Muhtemelen solunumu bozdu ve kalp yetmezliğini tetikledi. Pisi pisine babamı kaybettik. O yüzden polislere gidip, “Siz ne yapıyorsunuz? Karşınızdakiler insan” demiştim. İnsanlara, böcekmiş gibi biber gazı sıkarlarsa böyle olur. Her yerde yazıyor, “Ölümle sonuçlanıyor” diye, biz bizzat yaşadık. Yoğun yaşadığı yerlerde bu kadar orantısız gaz uygulamak suç olmalı.

Babanız tek örnek değil, gazın tetiklediği başka kalp krizi vakaları var. Polisin tavrını “Emir aldık, mecburuz” tavrını anlayışla karşılayabiliyor musunuz?

Hayır asla! İçinde şiddet eğilimi yoksa, yapamazsın. Vicdanın el vermez. Karşındakinin, yüzüne, gözüne, kalbine, ensesine nişan alamazsın. Yere sıkarsın, havaya sıkarsın, boşluğa sıkarsın. Emir-memir vız gelir, tırıs gider. Böyle bir hakkın yok, başka bir cana böyle kastedemezsin. Ama artık ne yapsak fayda etmez, güzel babam göz göre göre gitti...

Kahramanlık dediğiniz buysa, batsın sizin kahramanlığınız!

O görüntüleri izleyince ağlamak istedim.
Bu nasıl bir şey!
İnsanlık dışı!
Savaşta bile göremeyeceğin kadar vahşice.
Antalya’da bir sürü polis, biri kız, üç genci dövmek demeye
dilim varmıyor, resmen linç ettiler.
Her şey meydanda...
Orada otoparkta oturuyorlar, ne karşılık veriyorlar ne bir şey.
Teslim olmuş vaziyetteler.
Kahramanlık dediğiniz buysa, batsın sizin kahramanlığınız!
Orantısız güç nasıl olur, hepimiz gördük, tanığınız.
Ve o polisler hâlâ görevde.
O Emniyet Müdürü hâlâ görevde.
Başbakan konuştukça, onlar daha da sertleşiyor.
Başbakan onlara “kahraman” dedikçe, işler iyice kontrolden çıkıyor.
İzleyenler de aklını yiyor.
Bu görüntüler artık resmen, sözün bittiği yer.
Artık ne söylenebilir ki!

 

X