"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Bizi biz yapan şeyleri terk etmeyiz

SADECE Türkiye’de değil, Avrupa’da da gerçekten iyi müzik yapan gruplardan biri Manga. Eurovision başarısı ve MTV’den aldıkları ödülle bunu çoktan kanıtladı. Grubu birçok kişi Eurovision’dan sonra tanısa da ben ve 8 yaşındaki oğlum Arda, Manga’nın uzun zamandır hayranıyız. İki neslin de müzik zevkine hitap eden grubun Çeşme’deki konserinde her yaştan seyirci vardı, ama çocuklar ve gençler çoğunluktaydı. Yani, Manga en az 20 yıllık hayranlarını şimdiden garantilemiş gibi...

»Sizin hem Türkiye, hem uluslararası kariyeriniz birlikte ilerledi. Hatta  Eurovision’dan önce de yurtdışında birçok başarınız vardı değil mi?
»Ferman: Evet, ufak tefek çalışmalarımız oluyordu. Yurtdışında festivallere gidiyorduk, burada pek duyulmuyordu ya da basın o zaman bizimle bu kadar ilgilenmiyordu. FIFA’ya şarkı vermiştik, Japonya’da albüm çıkarmıştık, birkaç önemli festivalde çalmıştık ama Eurovision ile herkesin ilgisi daha fazla üzerimize çekildi. MTV ve Eurovision bize farklı kapılar açtı.
»MTV En İyi Sanatçı Ödülü’nü kazanınca ne düşündünüz?
»Yağmur: İyi bir albüm yaptığımızı, yaptığımız işi iyi yaptığımız düşündük. Çünkü herşey müzikle başlıyor. İyi bir enerjimiz var, sahnede iyi iletişim kuruyoruz. Bu bize güç veriyor. En önemlisi de hepimiz işini çok seven adamlarız.

FİFA 3000 şarkı arasından bizimkini seçti

»Bir Kadın Çizeceksin hayran olduğum şarkılarınızdan biri. Bence evrensel bir şarkı ve eskimesi çok zor. Zaten FIFA da tüm dünyada kullanılan bir oyunu için bu şarkıyı seçmiş. Bu nasıl oldu?
»Ferman: Menajerimiz aracılığıyla oldu. FIFA şarkı arıyor. Dünyadan 3 bin şarkı gidiyor ve aralarında Jamiraquai, Oasis bile var. Ama 32 şarkı seçiliyor. Biri bizim şarkımız, biri de Athena’nınki. Bu büyük başarı tabii.
»İngilizce albüm çıkarma gibi bir düşünceniz var mı?
»Ferman: Aslına bakarsanız şarkılarımızın sözlerini İngilizce’ye çevirdiğimiz an farklı bir şarkıya dönüşüyor.
»Yağmur: Altyapımızı, müziğimizi değiştirmek değil geliştirmek istiyoruz. Çünkü müziğimizle varolduk ve sonuçta bizi biz yapan şeyleri kesinlikle terketmeyi düşünmüyoruz.

Eurovision’a hırsla değil, sorumlulukla gittik

»Eurovision nasıl geçti?
»Ferman: Çok iyi bir tecrübeydi. İyi vakit geçireceğimizi ve iyi dostluklar kuracağımızı hayal ederek gittik. Açıkçası çok fazla yarışma hırsı yoktu, ama sorumluluk vardı. Çünkü Türk halkının Eurovision’a bakışı çok ciddi. Bir denge kurmamız gerekiyordu, galiba güzel kurduk. Müziğimizi paylaştık, çok eğlenceli, müzik festivali gibi bir ortam vardı.
»Eurovision hakkında, şimdi ne düşünüyorsunuz?
»Ferman: Çok büyük bir şov. Herkesin belirli görevi var. 3 dakikada size düşeni en iyi şekilde yapmaya çalışıyorsunuz. Oylama sırasında bir çekişme yaşanıyor belki, ama o ana kadar ve sonrasında kötü bir hırs olmuyor.
»Yağmur: Zaten kuliste odalarımız yanyanaydı. Kimi kostümüyle uğraşıyor, kimi ses provası yapıyor. Zaten orada diğer ülkelerin müzisyenleriyle dostluklarımız da oldu. Bazı ülkeler parti düzenliyor ve diğerlerini çağırıyor. Biz de parti verdik ve diğer sanatçılarla birlikte olduk. Zaten final gecesine kadar yarışmada olduğumuzu hissetmedik. Ama çok prova yaptık.
»Eurovision sizce Manga’nın kariyerine ne kattı?
»Özgür: Çok şey kattı. Oradaki sistem, sahneye hazırlanma, profesyonellik, dakiklik çok da alışık olmadığımız şeylerdi. Şimdi yurtdışında bir etkinliğe gidince bize kattıklarını daha iyi anlayacağız. Bir de kuzey ülkelerinin bizi tanıması adına büyük bir kapı açtı..

Bizde rock kültürü var ama sektörü yok

»Türkiye’de çok güçlü bir rock kültürü olduğunu düşünüyorum. Çok iyi gruplar ve şarkılar var.
»Ferman: Çünkü bizim 60’larımız, 70’lerimiz çok güçlü. Yurtdışındaki gruplar bile bizim 60,70’lerdeki grupları biliyorlar. O nedenle bugün de Türkiye’de iyi rock müziği yapılıyor.
»Özgür: Erkin Koray’lar, Barış Manço’lar, Ersen ve Dadaşlar gibi birçok sanatçının plakları hala Almanya, Berlin’de, Londra’da underground piyasalarında fahiş fiyatlara alıcı buluyor, elden ele gidiyor. Bizde güçlü bir rock geleneği var.
»Türk gençlerinin rock müziğine ilgisini nasıl buluyorsunuz?
»Ferman: Türkiye’deki kadar çok rock grubu ya da barı olan ülke yok. Türkiye’de hangi ile giderseniz gidin mutlaka bir rock bar vardır. Dolayısıyla ilgilenen çok.
»Özgür: Genelde hep cover yapılıyor. Ama beste azlığı var. O nedenle güçlü bir akım olamıyor.
»Peki bütün bunlara rağmen rock müziğinin bir sektör haline gelememesinin nedeni ne sizce?
»Ferman: Rock müzik bizde yurtdışındaki gibi kazandırmıyor. Plak şirketleri, yapımcılar hiç yanaşmıyor, yeni grup bulmaya istekli değiller. Artık albümler yurtdışında da satmıyor ama orada bir turne kültürü var ve sanatçıya da yapımcıya da kazandırıyor. Oysa burada turne de kolay değil.
»Özgür: Bizde rock kültürü var ama sektörü yok. Çünkü arz-talep meselesi. Konser salonlarının kirası, enstrümanların pahalılığı, müzikte özel tüketim vergisi alınması gibi daha birçok olumsuz etken var.

İlk yarışmamızda da ikinci olmuştuk,  ikincilik kaderimiz

»Yağmur dışında hepiniz müzikten farklı eğitimler almışsınız değil mi?
»Özgür: Ben astronomiyi bırakmıştım. Ferman mimarlık mezunu, üzerine de sinema masteri yaptı. Cem, Bilkent Bankacılık mezunu, sigortacılık masterı yapıyor. Bir tek Yağmur Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği mezunu..
»Bir araya gelmeniz nasıl oldu?
»Özgür: Yağmur kendi üniversitesindeki arkadaşlarıyla Ankara Eczacılık Fakültesi’nin tiyatro topluluğunda müzik yapıyordu. Müzik grubu kurduklarını ve davulcuya ihtiyaçları olduğunu duydum. Ben de o sırada tiyatro topluluğunda darbuka çalıyordum. Yağmur’la tanıştım. Sonrasında Ferman’ı Yağmur’la tanıştırıp gruba dahil ettim. Onun sayesinde de Cem gruba dahil oldu.
»Sizin ilk ciddi çalışmanız da bir şarkı yarışmasıyla başlamış değil mi?
»Ferman: Evet “Sing Your Song” diye yarışma vardı. Orada da ikinci olmuştuk.
»Hay Allah! İkincilik sizin kaderiniz olmuş..
»Ferman: Öyle ama biz her iki ikinciliğimizin de çok hayırlı olduğunu düşünüyoruz. İlk yarışma sayesinde menejerimiz ve prodüktörümüz ile tanıştık.

Bizim sınırımız gökyüzü. Bu sefer işimiz daha zor

»Yağmur, Manga ilk sizin girişiminiz ile kurulmuş. Bugünlere gelebileceğinizi öngörebiliyor muydunuz?
»Yağmur: Evet, kısmen görüyordum diyebilirim. Ne şekilde gelebileceğimizi bilmiyordum ama kesinlikle kendi aramızda biraz müzik yapar, eğleniriz diye başlamadık. Ama umduğumuzdan hızlı ilerledik diyebiliriz. Bu sadece müzikle değil, kişiliklerimizle de ilgili. Biz gerçekten hiç değişmedik. Herkesle iletişimimiz baştakiyle aynı.
»Bundan sonrası için hedefleriniz neler?
»Yağmur: Sınır gökyüzü diyoruz...
»Özgür: Benim çok sevdiğim düşünce şekli var. Şu anda biz bir dağa tırmanıyoruz. Onu geçince bir başkası gelecek ve onu geçmeye çalışacağız.
»Yeni albüm ne zaman gelecek?
»Yağmur: Yavaş yavaş birşeyler oluşturmaya başladık. Bu sefer işimiz daha zor çünkü hem Türkiye hem de yurtdışı kulvarındayız. Ama Türkiye’yi çok önemsiyoruz çünkü biz burada varolduk ve hayranlarımız için çok güzel bir albüm yapmak istiyoruz.

Beyaz Rusya’da 15 bin kişi şarkılarımızı söyledi

»Eurovision’dan sonra yurtdışındaki hayranlarınız arttı mı?
»Ferman: Daha önce böyle yoğun bir talep yoktu. Şimdi Sırbistan, Hırvatistan, Rusya, Beyaz Rusya’dan inanılmaz talep var. Hatta geçen ay Beyaz Rusya’ya konserimize 15 bin kişi geldi.
»Yağmur: İnanılmazdı. İsimlerimizi, şarkılarımızı ezbere söylüyorlardı. Otelin önüne büyük bir kalabalık toplandı, tam 2,5 saat fotoğraf çekildik. - Sırbistan, Hırvatistan gibi ülkeleri kapsayan MTV Adria’da da 1 numara olmuşsunuz. Zaten Hırvatistan’dan 12 tam puan almıştık Eurovision’da..
»Daha önce Hırvatistan’dan hiç puan alamamışız. Çok mutlu alduk tabii. Şu anki ilgi de bunun bir yansıması..
»Nerelerde konserler veriyorsunuz?
»Ferman: Saraybosna, Belgrad’da MTV Adria’nın ayarladığı konserler var ama esas ekim ayından sonra yoğun bir yurtdışı programımız olacak. Özellikle yabancı seyircilere yönelik çalışmalarımız olacak.

X