Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Birden fazla fikir

Serdar TURGUT

Yıllardır insanları gözlemliyorum.

Dünyada ne olup bitiyor, çok yakından takip ediyorum.

İnsanoğlunu anlayabilmek için sayısız kitap devirdim.

Fransız düşünürlerin kitaplarını bile okudum bu arada.

Düşününüz, artık neler çekmişim bu uğurda.

Çalıştım, çabaladım. 43 yaşımdayım ve bunca yıllık çabam sonucunda insanoğlu hakkında sadece iki sonuca varabildim:

1- Sırplar'ın adam olmasına imkân yoktur.

2- Türkler'in Sezar Salatası'nı (Ceasars Salad) doğru dürüst yapabilmeleri de mümkün değildir.

Açıkça söyleyeyim, bir numaralı madde hakkındaki düşüncem belki zaman içinde değişebilir.

Yani bir ihtimal Sırplar bile çağdaş medeniyet seviyesine bir gün çıkabilir.

Ama ne yazık ki iki numaralı madde konusunda hiç umudum yok.

Türk aşçıların Sezar salatası ile aralarında neden bir uzlaşmaz çelişki olduğu da bence sosyo/psikolojik açıdan acilen incelenmelidir.

***

Fazilet Partisi'nin şimdi adını hatırlayamadığım başkanı açıklama yapmış ve ‘‘Kadınlar da bizim bir parçamızdır. Onları da partimize davet ediyoruz’’ demiş.

İlk önce bu son derece orijinal fikri bu kadar güzel bir şekilde ifade ettiği için kendisini tebrik ediyorum.

Erkekleri öpme adetini bırakmamış olsaydım belki partiye kadar bile gidip bu fikir nedeniyle kendisini öperdim.

Neymiş, kadınlar da bizim bir parçamızmış!

Anladınız mı, zorlanmayın haydi tekrar edin yüksek sesle.

KADINLAR DA BİZİM BİR PARÇAMIZDIR!

Yemin ediyorum ben gelecek seçimde artık bu partiye oy vermeye kesin mecburum.

Çünkü Türk siyasi hayatında bu kadar orijinal bir fikir bugüne kadar katiyen ortaya atılmamıştı.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

***

Kadınlar deyince aklıma geldi...

Her 8 Mart günü artık gelenek oldu, kadın sorunlarıyla ilgili araştırmalar yayınlanıyor.

İşte nasıl taciz ediliyorlarmış, nasıl dayak yiyorlarmış falan filan.

Hepsi güzel, bir itirazım yok.

Benim bulunduğum sosyal çevrede ezilen tek bir kadın olmamasına ve hatta bu çevredeki erkeklerin yüzde 90'ı ezilme durumunda oldukları halde bu konuda çenemi tutmayı öğrendim.

Hayır yanlış anlamayın, Rana yüzünden tutmuyorum çenemi.

O zaten feminist değil sadece bir sadist.

Bu konuda artık yazmamamın tek nedeni bir daha akşam yemeğinde bir arada olduğumuzda Duygu Asena'nın bu konuyu gündeme getirerek beni azarlama riskine artık tahammülüm olmamasıdır.

İki kez başıma geldi bu, üçüncüyü artık yüreğim kaldırmaz yemin ediyorum.

***

Ne diyordum, asıl konudan saptım yine.

Dahi olduğum için beynim tek konuya yoğunlaşamıyor.

Tek konu bana az geliyor ve zaman zaman bu nedenden dolayı yazılarım o kadar karmakarışık oluyor ki ertesi sabah ben bile okurken tek bir kelime anlamıyorum.

Neyse, diyeceğim şu.

Kadınlar Türkiye'de evde dayak yiyor olabilirler.

Ancak bunda dayak yiyenin hiç kabahati yok diyenler dün Hürriyet'te yayınlanan dayak atma yöntemleri üzerine yapılan istatistiki çalışmayı kesinlikle okumamışlardır, buna eminim.

İşte yumruk, tekme, tokat gibi dededen kalma yöntemler sayıldıktan sonra araştırmada ilginç bir saptama yapılmış.,

Türkiye'de evde karılarına zarar veren erkeklerin yüzde 0.8'i kadınların üstüne el bombası atmışlar.

Evet EL BOMBASI.

Bu yöntem kendi içinde başlı başına inceleme konusu yapılması gereken bir olay.

Bu tamam da benim değinmek istediğim şey başka.

Bir erkeği el bombası atacak kadar sinirlendiren bu kadınlar kim acaba?

Herhalde hepiniz kabul edersiniz ki herhangi bir insanın üstüne el bombası atmak son derece ciddiye alınması gereken bir uyarı yöntemidir.

El bombası taarruzu altında olan bu kadınlar bu sert uyarıyı hak etmek için kimbilir neler yaptılar, neler ettiler de bu zavallı adamcağızları böylesine delirttiler?

Zaman zaman evde ‘‘Keşke evde bir tanksavar olsaydı’’ diye hayıflanan bir koca olarak onları anlayışla karşılıyorum.

***

Yapılan araştırmada Türk erkeklerinin yüzde 0.9'unun da karılarını piknik tüpüyle dövdükleri ortaya çıkarıldı.

Bu yöntem de ilginç geldi bana.

Bence kadın dövme yöntemleri üzerine dünya literatürüne geçecek kadar orijinal olan bir katkı yapmış Türkler.

İnsanın milliyetçi hisleri kabarıyor, gizleri yaşarıyor böylesine başarılarla ilgili haberleri okurken.

Ben araştırmacı, okuyucularına saygılı, laik, demokrat ve de ciddi bir gazeteciyim.

Bu konuda yazmadan önce yazacağım konuyu iyice bir araştırayım dedim.

Piknik tüpü ile dayağın içsel dinamiklerini çözümleyebilmek için aynı şeyi mutfaktaki ocağa bağlı tüple deneyeyim dedim.

Ancak çok ağırdı onu yerinden oynatamadım.

Amaçlarıma ulaşmak için daha altı ay filan ağırlık çalışmalıyım, bunu da anlamış durumdayım.

Yazıyı burada kesmek zorundayım çünkü mutfağa girip akşam yemeği için bir şeyler hazırlamam gerekiyor.

Sabah ütü çok uzun zaman aldığı için her şey gecikmeye başladı.

Bilmem bunu da anlatabiliyor muyum?













X