Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir perhiz hikayesi

Hasisliğimden değil ama hem kıyamadığımdan, hem de İrlanda'nın AB dönem başkanlığı bittiğinden, kutularla bu ülkeden taşıdığım viski şişelerinden yalnız birini açtım. Ötekilerini karton ambalajları içinde gözüm gibi sakladım. Harcıalem viskilerime devam ettim.Övünsem yeridir, tahminimden de öte bir iradem varmış ve viskiyi bıraktım.Hekim yasağına uydum ve tam yedi hafta boyunca ağzıma damla koymadım.Vakt-i kerahat geldiğinde bir, bilemedin iki bardak şarap tattım ve pek pek nadiren de tek bir kadeh rakı kokladım. Ama Britanya adalarının ab-ı hayat şurubuna dudak dokundurmadım.Ta ki 17 Mart'a kadar... O gece yeminden döndüm ve kana kana içtim.Biraz daldan dala atlayarak anlatacak olsam dahi geçen salı neden perhizi bozarak tekrar viski yudumladığımın sırrını size ifşa edeyim.* * *EFENDİM, İrlanda son derece nev-i şahsına münhasır bir ülkedir ve her ne kadar William Yeats'den James Joyce'ye kadar Shakespeare lisanının en muhteşem dahilerini yaratmış olsa dahi, ahali kendi ulusal kimliğine pek düşkündür.Aynı ahali, bu ılık yağmurlar, kara papazlar ve paspal mucizeler diyarının modern tarihini Hıristiyanlığı 5. yüzyılda yöreye sokan Patrick adlı çobanla başlatır. Zaten söz konusu Patrick, yani Petros bir müddet sonra ‘Ermiş’ mertebesiyle ödüllendirilmiş ve o zamandan beri Aziz sıfatıyla anılmıştır.İşte, İsevi takvimde 17 Mart'a denk gelen Petros günü ada halkı tarafından en büyük bayram addedilir ve eski muhacirlerin şimdi yaşadığı ülkeler dahil bütün İrlandalılar söz konusu bayramı dört bir yanda delicesine kutlarlar.Bilhassa da o ılık ve siyahımtrak biralarıyla kafa tütsülerler.Biliyorum, şimdi benim geçen perşembe viski içmemle Aziz Patrick arasında ne tür bir ilinti olabileceğini soruyorsunuzdur.Acele etmeyin efendicağızım acele etmeyin, birazdan sadede de geleceğim...* * *BEN bu İrlanda'yı biraz bilirim. Epey gitmişliğim vardır.Hele hele beş-altı yıl önce Dublin AB dönem başkanlığını yürütüyordu ve yok lider zirvesiydi, yok bakan konseyiydi, yok danışman toplantısıydı, meslek icabı kulunuz da Serbet Cumhuriyet başkentine kalkan uçaklara abone olmuştu.İşten fırsat kaldıkça biraz Liffey ırmağıyla eski kale arasında Joyce ‘Ulysses’sinden Stephen Dedalus izi sürüyordum, biraz da pup tezgahına dirsek dayıyordum. Lakin ben genel olarak birayı, özel olarak da o Abdi Bey'in abdest suyu biraları hiç sevmen, barmene hep viski ısmarlıyordum.İskoçya maltları meşhursa da ‘Whiskey’ imlasıyla yazılan İrlanda viskileri gerçek birer nefasettir. Eski usul imbikte damıtılırlar ve damağı büyülerler.Dolayısıyla, işte gidip geliyorum ve Dublin'de de çok pahalı olsalar bile yine de diğer yerlere göre daha ucuzlar, her seferinde evime şişeler taşıdım.Hasisliğimden değil ama hem kıyamadığımdan, hem de İrlanda'nın AB dönem başkanlığı bittiğinden bu şişelerden yalnız birini açtım. Ötekilerini karton ambalajları içinde gözüm gibi sakladım. Harcıalem viskilerime devam ettim.* * *O sıralar, yıllardan beri haftada bir öğleden sonra uğrayarak ötemi berimi toplayan iyi ve anaç gündelikçi kadın gittiğinden, başka birisini bulmuştum.Pek sağlam ayakkabıya benzemese bile ben insanlar hakkında önyargılı davranmayı zul addederim, işte bu hanıma da dairemin anahtarını teslim ettim.Bazen çalışırken eve geldiğimde farkettim ki etrafı süpürürken dudağındaki cigaranın külü de temizlediği yere düşüyor. Banyoyu ise yalap şalap ovuyor.Fakat gündelikçi bulmak kolay mı, hatuna laf etmedim ve gönlünü aldım.* * *GEL zaman, git zaman, şu İrlandalıların 17 Mart bayramına yaklaştık. Bana ne ama yine o sıralar bu ülke kökenli bir Amerikalı kızda gönlüm var, hem onu fethedebilmek, hem de eğlenelim diye Aziz Petrus günü bir kaç tanış çağırdım.Bunlar, ‘ah bir İrlanda ‘‘whiskey’’i olsa da içsek’ demeye başladılar.Dediğim gibi Dublin'den dört dörtlük stok yığmışım, biraz kızın da gözünü boyamak için hemen karton ambalaj içindeki şişelere davrandım.Allahım o ne ? Birinci kutunun içinde şişe mişe yok...İkincinin, üçüncünün, dördüncünün, beşincinin, altıncının içinde de yok...Yalnız ambalajlar duruyor ve canım İrlanda viskileri sırra kadem basmış.Üstelik haspa kız ‘kutu koleksiyonu mu yapıyorsun’ diye alaya almaz mı ?Cinlerim başıma üşüştü ve her halde enayi değilim, derhal çakozladım.Gündelikçi kadın başta lüks viskiler, ambalajlardaki tüm içkileri yürütmüş.Tatmaya kıyamadığım ‘whiskey’lerin gittiğine mi yanarsın, kızın müstehzi bakışlarına mı üzülürsün, burnumdan soludum ve hatuna beddua yağdırdım.Fakat ben öyle karakol marakol işlerine giremem. Hırsız kadın ertesi hafta geldiğinde bundan böyle o Amerikalı haspayla yaşacağımı ve ev işlerini de kendisinin yapacağını söyledim. Başımdan sepetledim ve defteri kapattım.İşte o gün bugündür iki elim kanda olsa her 17 Mart günü İrlanda viskisi üfürüyorum ve bir yandan adalı çoban Aziz Petros'a verip veriştiriyorum, bir yandan da kıza alay konusu olmama yol açmış gündelikçiye lanet savuruyorum.Ama iradeli adamım, çarşamba günü viski perhizine tekrar başladım.Umarım, gelecek yılki Aziz Petros bayramına kadar da dokunmayacağım.
X