"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bir kez de aynaya bakarak söyleyin!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, “Dersim isyanı”nın bastırılmasına yönelik sözleri şiddetle eleştiriliyor.

Eleştirenlerin, eleştirilerinden haklı olduğunu düşünüyorum.

Öymen’in “Sözlerim çarpıtılıyor” savunması da “Atatürk’ü mü eleştiriyorsunuz” sözleri de yaptığı siyasi hatayı ortadan kaldırmıyor.

Ne söylediği çok açık ve günümüzde Dersim isyanının bastırılış biçimini, PKK’ya yönelik olarak örnek göstermek “sosyal demokrat olduğunu iddia eden” bir partinin yöneticisine yakışmıyor.


Ancak Onur Öymen’in siyasi hatası, toplumumuzun bir kesimine hâkim olan “ikiyüzlülüğü” ve “siyasi oportünizmi” bir kez daha ortaya çıkardı, bunun da altını çizmek gerek.


Bugüne kadar Dersim isyanının bastırılış biçimini “kendisine dert edinenler” sadece solcular ve Alevi Kürtlerdi.


Memleketimizin siyasi İslamcılarının da, geleneksel sağ siyasetçilerinin de böyle bir meseleleri olduğunu hiç hatırlamıyorum.


Hele hele Alevi Kürtlerin problemlerini kendi meseleleri gibi algıladıklarını hiç!


Sivas’ta Madımak katliamını bile ne kadar kınayabildiler ki 70 yıl önce yaşanmış bir acıyı içselleştirebilsinler?


Yani diyeceğim o ki Onur Öymen’i eleştirirken söyledikleri sözleri bir kez de aynaya bakarak tekrarlamaları gerekiyor.

 

İki açık dilekçe

 

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin de altı yıl süreyle usulsüz dinlendiğini, bunların kim olduğunun yargı tarafından bulunacağını söyledi. Çok iyi olur. Böyle bir şeye kimlerin cesaret edebildiğini öğrenmek, o iz üzerinden giderek başka kurbanların haklarını da savunmak gerekiyor çünkü.


Başbakan bununla ilgilenir mi bilmiyorum ama bu araştırmacılara bir talimat verse de ben de beni kimlerin dinlediğini öğrensem diyorum.


Bir ricam da İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e var
.


Telefonlarımın dinlendiğini biliyorum. Uzunca bir süredir işaretler onu gösteriyor.


Hakkımda açılmış herhangi bir soruşturma da bulunmadığına göre dinlemelerin artık sona erdirilmiş olması, tutanaklarının imha edilmiş olması gerekiyor.


Bu işlemin yapıldığını bana bildirme görevi de kanun ve yönetmeliğe göre başsavcının vazifeleri arasında
. Biliyorum kendisi de aynı şekilde uygulanmayan kanun ve yönetmeliklerin mağduru oldu ama o da kendi işini yargıda takip ederken benim sorunumla da ilgilenebilir diye düşünüyorum.İncelemelerin sonucunda “Sen paranoyaksın kardeşim” sonucu çıkarsa, o da kabulüm!

 

Sorun cezaların azlığı değil ki!

 

HÜKÜMET Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, yasadışı telefon ve ortam dinlemeler ile ilgili cezaların arttırılacağını açıkladı.


Hükümetin, sorunu doğru teşhis edemediğinin bir örneği daha!


Yaptıkları işin suç olduğunu bilerek izinsiz dinleme yapanların, ceza arttı diye bundan vazgeçebileceklerini düşünmek safdilliktir. Öyle olsaydı en ağır cezaların verildiği taammüden cinayetler biterdi. Meselemiz eldeki teknolojik olanakların kullanılarak gizlice bu işi yapmaya tevessül edenlerin önlenebilmesi meselesidir. Bu teknolojiye sahip olanlar belli: Emniyet, Jandarma, MİT! Hükümet, buraların nasıl kontrol altına alınacağını düşünmeli. Aklına esen çetenin, buralarda at koşturmasını önlemeli!


İkinci büyük sorunumuz ise yasal dinleme izinlerinde, mevcut yasaların aradığı koşullara uyulmamakta ısrar edilmesi.


“Maddi deliller ile desteklenen kuvvetli şüphe”
ve “suçun başka şekilde takip edilmesinde olanaksızlık” kurallarına uyulmuyor. Her önüne gelen savcı, istediği telefonu dinleme iznini, istediği mahkemeden kolayca alabiliyor.


Yasaları uygulamamakta direnen yargıç ve savcıları nasıl yola getireceksiniz, bunu düşünmelisiniz. Bugüne kadar on binlerce kişi mahkeme izniyle dinlendi, buna kuşku yok. Dinleme sonucunda haklarında soruşturma açılmayanlardan kaç kişiye, durum “15 gün içinde” bildirildi?


Bu en temel görevi yerine getirmeyen savcılar hakkında ne işlem yapıldı?


Adalet Bakanı bunu da açıklasa öğrensek!


HSYK ve Yargıtay bu duruma isyan etmekte elbette haklılar ama biz sade vatandaşlar, telefon dinleme terörünün altında bunalırken nerelerdeydiler diye sormak da hakkımızdır! 

X