"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

“Bir kadının hayatı çocukları için çok kısa...

Ama kariyeri için çok uzun.”<br><br>Demişti bir “çok sevip saydığım” büyüğüm bana.

Bu sözü yazıp gözünüzün gördüğü bir yere asın lütfen.

 

Hissenizi çıkaracak kıssanızdır bu cümle, not alıverin hemen.

 

2 çocuklu bir Anne söylemişti bunu bana.

 

Yıllaaar evvel.

 

Tam da zamanında.

 

Nasihat olur, elbet zamanı gelince kulağıma küpe olarak takıp çıkarmam diye umarak.

 

Ben bu sözü işittiğimde aklımı iş bulmakla, çalışmakla, kariyer yapıp para kazanmakla bozmuştum.

 

“Madem nasıl olsa çocuk istiyorsun, neden şimdi hemen düşünmüyorsun Yonca?” demişti o da bana.

 

Soru aslında ne kadar basit değil mi?

 

Bense;

 

“Beni annem babam bu kadar okuttu, boşuna mıydı? Bırakın çalışayım, kariyer her şeyden önemli, en iyisinden yapayım!” dedimdi.

 

Der demez de, işitmiştim yukarıdaki tatlı dilli azarımı.

 

Baş yaşta değil, tecrübededir.

 

İnanın doğru.

 

Sağlık olsun, insan 100 yaşına kadar çalışır icabında.

 

Ama çocukları ve hayatı ile geçireceği zamanı çok kısa ve kısıtlıdır.

 

18 yaşında üniversiteye gitseler, 30 yaşında evlenip yuvaya dönmeseler, hala çalışabileceğim en az 10-15 yılım daha vardır esasında; dipdiri, tecrübeli, enerjik, daha sabırlı ve anlayışlı bir kadın olarak hem de!

 

Ah bir de bunu herkes anlasa, kabul etse keşke.

 

Yardımcı olunsa bizlere.

 

“Hamileyim...” deyince, “Bitti bunun işi, çekin fişini.” demese kimse!

 

Se se se...

 

Neden insan soyunun devamını sağlayan, kadın ve çocuk ikilisine bu kadarcık tanıdık torpili geçemiyoruz şu hayatta?

 

Neden bu kadın, herşeyi bir arada yapma çabası ile kafayı yerken, “Dur yahu bir dakika, vakit çok da geç değil, sakin olsana!” diyemiyoruz biz rahatlıkla?

 

Çok kıskanıyorum o “medeni” ülkelerin verdiği imkanları.

 

Hamile kadının 1 yıl ücretli doğum izni olduğunu, izni bitince işine dönme garantisinin kanunen korunduğunu; dönünce de bir süre yarım zamanlı çalışma hakkı, çocuğuna bakma hakkı olduğunu duydukça çatlıyorum kıskançlıktan.

 

Hele İspanya’ nın 7 aylık hamile kadın bakanını gördüğümde aylar evvel, ağlayacaktım yemin ederim size!

 

Ben hamileyim diye, işimden atılmıştım da yıllar önce!

 

Bize bakıyorum, perişanız, perişan.

 

Düşünsenize: “Kariyer mi, çocuk mu?” sorusu var aklımızda.

 

Nasıl karşılaştırılabilir ki bu ikisi bir söyler misiniz bana?

 

İnsana en büyük hayat tecrübesini veren hayat suyuna karşı, kariyer bariyer kurmuş meğer.

 

“Dur!” diyor bize.

 

“İlerlesene!” demek yerine.

 

Bir aceledir gidiyor.

 

Koş hayatı yakala, kariyeri yakala, çocuklarını yakala kaçırma, hiçbir şeyden geri kalma.

 

Düşünüyorum da...

 

Aslında,

 

Hepimiz çok başarılıyız her bir şeyi aynı anda elimizden geldiğince iyi yapmakta!

 

Ama kendimize acımasız davranıyoruz.

 

Bunca emek ve çaba karşısında, hala daha arada kaçan bir şeyler varsa, amaaan...

 

“Sürç-i lisan ettik!” deriz.

 

Hayatımızı yaşamak adına...

 

Affola!

 

Yonca

“kıssASAL”

 

 

Yıldızlı Dip Not: Bu söz arkadaşım Cem ve kardeşi meşhuuur dj Yakuza Can’ ın annesi, Füsun Utkan’ a aittir.

 

Aman diyen dip not: “Ay bunu yapamadım ay şunu yapamadım!” demeyelim. Ne yapacaksak bir an önce, varsa niyet ve kısmet, yapıp mutluluğumuzu geciktirmeyelim... Amin.

 

Darısı başıma diyen dip not: Hep söylüyorum da... Acaba ben ne kadar yapabiliyorum derseniz... Sormayın daha iyi derim. Yuh bana!

 

 

 

X