"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bindik bir alamete

BİRAZ uzattığım bayram tatilinin sonuna geldim.Birkaç gün daha İstanbul dışında olacağım ama bu köşedeki sohbetimize başlamamak için bir neden yok.

New York’ta geçirdiğim bir hafta boyunca okuduğum gazete ve izlediğim televizyon haberleri ciddi bir ekonomik krizin yaşandığını anlatıyordu.

Ancak, son bir ay içinde 159 bin kişinin işsiz kaldığını anlatan haberlerin yaydığı karamsarlık henüz sokakları eline geçirememiş durumda.

Mağazalar, eskiden olduğu gibi tıklım tıklım dolu, iyi lokantaların kapılarında da kuyruklar eksik değil.

Haberler ile bu görüntüleri kafamda birleştirince bir tek sonuca varıyorum: Henüz krizin başındayız!

Haberler, bankaların küçük işletmelere eskisi gibi rahatça kredi vermediğini anlatıyor. Büyük şirketler ise kemer sıkmaya çoktan başlamış durumda.

Bütün bu gelişmeler işsizliği yaygınlaştırdıkça, her şeyini tüketimi canlı tutma üzerine kurmuş bir ekonominin durması kaçınılmaz elbette!

Doğrusunu isterseniz ABD’de finansal bir kriz yaşanacağının ipuçlarını ilk gördüğümde içim rahattı.

Yanlış anlaşılmasın, bu rahatlığımın nedeni Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaydığı "Bize bir şey olmaz" havası değildi.

Bizim çok başlı ve hepsi birbirinden habersiz ekonomi yöneticilerimizin böyle bir krizin üstesinden gelebilecek çapta olmadıklarını biliyordum.

Güvencem, "ABD başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerin yönetimleri bu işi nasıl idare edeceklerini bizimkilerden iyi biliyorlardır" diye düşünmemdendi.

New York’taki bir haftada okuduğum ve dinlediğim yorumlar, başında Bush’un olduğu bir yönetime bu konuda da güvenmemem gerektiğini düşündürttü bana.

Şu andaki tabloyu eski bir söz daha iyi anlatacaktır sanırım: "Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!"

İyiler cennete kötüler cehenneme

TATİL öncesi "bu bayramın adı" üzerine Başbakan’ın açtığı tartışma ile ilgili olarak yazdıklarım, bizdeki bazı İslamcıların hoşuna gitmemiş olmalı ki, çok beddua aldım.

Genel ortalamaları şöyleydi: "Adını beğenmediğin bayramın tatili sana zehir zıkkım olsun!"

Kalbi kötülükle dolu bu kişilerin dualarını Allah kabul etmedi, iyi bir bayram geçirdim.

Kendini dindar zanneden bu tipleri utandırmayacağını biliyorum ama ilgimi çeken bir şeyden söz edeceğim.

New York’ta 5. Cadde ile 29. Sokağın köşesinde Marble Collegiate isimli bir kilise var.

Kilisenin cadde ve sokağa bakan cephelerindeki demir parmaklıklara asılmış yüzlerce sarı kurdele dikkatimi çekti.

"Sarı kurdele", Amerikan kültüründe askerden dönmesi beklenen sevgiliyi simgeliyor, üzerine yazılmış şarkılar da var, bizdeki asker türküleri gibi.

Kurdeleleri incelediğimde her birinin üzerinde değişik isimler yazdığını gördüm. Sarı kurdelelerin arasında da çok miktarda mavi ve yeşil kurdele olduğunu fark ettim.

Ne olduğunu anlamak için yola dikilmiş levhayı sonuna kadar okudum.

Sarı kurdeleler, kilise cemaatinin Irak’taki savaşta ölen Amerikan askerleri için ettikleri duaları simgeliyormuş.

Mavi kurdeleler ise aynı savaşta hayatını kaybeden Iraklılar için edilen duaları temsil ediyor.

Yeşil kurdeleler ise bu anlamsız savaşın bir an önce bitmesi ve barışın yeniden hákim olması için edilen dualar içinmiş.


Ellerimi cebime sokup, kulağımda bizim dincilerin bedduaları, aklımda hiç tanımadıkları insanlar için dua eden ve bunu sessiz bir protesto olarak bahçe parmaklıklarına asarak herkese de duyurmaya çalışanlar, 5. Cadde boyunca yürüdüm!

Cennete gitmeyi kim daha çok hak ediyor dersiniz?

Sarah ’The Tansu Çiller’ Palin!

CUMHURİYETÇİLERİN Başkan Yardımcısı adayı Palin ile Demokratların Başkan Yardımcısı adayı Biden’in, Amerikalıların "debate" dedikleri, benim "çene yarıştırma" diye tanımlayabileceğim olaylarını televizyondan izledim ve itiraf edeyim ki yarısında uyuyakaldım.

Biden, renksiz ve ruhsuz bir robot! Palin ise hoş bir hanım. Gözlükleri yüzünden bana Hitchkok’un "Londra taksileri fantezisini" çağrıştırıyor. Çocuklar da okuyabilir, ayrıntıya girmemeyim.

Karşılıklı atışmayı izlerken "Bu hanımı gözüm bir yerlerden ısırıyor" diye düşündüm.

Yanıtımı da ertesi gün televizyonda yayımlanan bir parodide buldum.

Palin, Tansu Çiller’e ikizi kadar benziyor!

Aynı mimikler, benzer el-kol hareketleri ve yüzüne yapıştırılmış bir maske gibi duran sahte bir tebessüm. Cehalet de cabası!

Demek ki hem sağcı, hem de politikacı olmak kadınlarda benzer bir sonuç yaratıyor.

Edibe Hanım’ın da kulakları çınlasın, Palin ile fiziksel olarak değilse bile mental olarak çok benzeşiyorlar!

Seçim sonuçları ne gösterir, bilebilmek mümkün değil ama şunu söyleyeyim ki McCain kazanırsa, çok geçmeden ABD Başkanı olarak herkes Palin’i selamlayacak.

Ne demek istediğimi İsmet Ağabey ve Süleyman Bey herkesten daha iyi anlayacaktır.
X