Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Berlin Cumhuriyeti

Hadi ULUENGİN

Bonn bir su kentidir. Yüksek Alpler'den gelip yassı Felemenkler'e giden ve ırmakların en Almanı olarak akan cömert Ren, istasyon, üniversite, Parlemanto, bakanlıklar ve sefaretler, ters yönlü bir bulvar gibi katettiği ve elli yıldır Federal Cumhuriyet'in merkezi olmasına rağmen hala taşra özelliğini koruyan bu uslu şehri, her sabah Franz Schubert'in nehre dair bir ‘lied’iyle uyandırır.

Erken yatsılarda da, Heinrich Heine'nin ‘Hava serin ve kararmak üzeredir / Ren suyu akmaktadır, şavkı sakindir’ diyen ‘Lorelei’ ninnisiyle uyutur.

Soyadı Böll olan diğer Heinrich ise Bonn'un kalantor ricaline veryansın ettiği çağdaş romanında, ‘Irmak Manzarası Önünde Kadınlar’ başlığını kullanır.

Almanya başkenti Cermen romantikaların efsane nehriyle özdeşleşir.

***

OYSA Berlin su şehri değildir. Spree ırmağı kent ortasından geçse bile ne alçak Südetler'den doğan ve yatay Silezya'yı yalayan bu soğuk nehir, çoşkun Ren 'le kıyaslanabilir, ne de junker ağaların eski payitahtında kalıcı iz bırakır.

Zaten Spree'nin Goethe'si, Schubert'i, Wagner'i, Heine'si, Böll'ü yoktur.

Weil müziğine, doğu steplerinden türkü devşiren Berlin, batı denizine akan ve mutedil şaraplarla sarhoşlayan Bonn'dan farklı olarak hep kıta içine bakar. Hep sert şnapslar devirir. Bonn Renanyalı yumuşaklıklara ve ılık kaplıcalara, Berlin ise, Hohenzollern miğferlere ve zemheri kışlalara mekan addedilir.

Prusya başkentiyle Federal başkent arasındaki ayırım, nehir kültüründedir.

***

BAŞKENTİN, gelecek yıl Prusya ovasına taşınmasıyla birlikte Almanya artık bir ‘Berlin Cumhuriyeti’ olacak. ‘Bonn Cumhuriyeti’ parantezi kapanacak.

Eğer şehirlere illa sembolizm atfediyorsak, bu, olumsuz bir gelişmedir.

Çünkü 2. Wilhelm bıyığı, Hitler kakulü veya Ulbricht sakalı, jeo - politik bir kabare sahnesi olarak, Berlin tarihte daima militarist, faşist ve komünist ideolojilerin saldırgan aktörleriyle özdeşleşti. ‘Şişman Bertha’ topu burada patladı, Reichtag yangını burada kundaklandı, Utanç Duvarı burada yükseldi.

Zaten bu yüzden de Almanya'yı yenen güçler, 1.Savaş nihayetinde hükümet merkezinin Weimar'a, 2.Savaş sonunda ise, Bonn'a taşınmasını şart koştular.

Berlin modern zamanların hafızasına lanetli bir şehir olarak geçti.

***

OYSA, Ren romantikası bir yana, yukarıdaki hissi yaklaşımlara saplanarak ve eski hortlakları ilelebet yaşatarak, geleceğe yönelik tahminler yapılamaz.

‘Bonn Cumhuriyeti’ veya ‘Berlin Cumhuriyeti’ farketmez.. Artık ortada kesin gerçek vardır ki, Federal Almanya şimdi reşit bir ‘demokrasi cumhuriyeti’dir.

Başkenti neresi olursa olsun, bu demokratik cumhuriyet rotasını çoktan beri çizmiştir. Pazar günü gerçekleşecek seçimlerde ister Kohl başbakan kalsın, ister SPD'nin Gerhard Schröder'i iktidara gelsin, isterse de büyük koalisyon durumunda başka şahıslar şansölye koltuğuna otursun, rota değişmeyecektir.

Almanya Avrupalıdır. Ötesi, Fransa'yla birlikte Avrupa'nın belkemiğidir.

Tek para birimi ‘Avro’yla birlikte viraj dönülmeyecek biçimde aşılmıştır.

Schröder, Cermen varyantlı Blair politikasıyla da Topluluk'a mesafe koyamaz. Çünkü kısa - orta vadede Londra bile, Brüksel'e yaklaşmak zorunda kalacaktır.

Eski Sovyet Bloku ülkelerinin AB'ye girmesi için Helmut Kohl'ün verdiği uğraş ise, aynı zamanda Almanya'yı kıtaya perçinlemek azminin uzantısıdır.

Doğu sınırları ötesinde de, yine Avrupa'yı görecek bir ‘Berlin Cumhuriyeti’ nin uzak steplerde ‘hayat alanı’ aramaya kalkacağını düşünmek, ahmaklıktır.

Ve son tahlilde, Berlin'in Spree ırmağı da, tıpkı Bonn'un Ren'i gibi batı denizine akmaktadır. Kanal sistemleri de iki nehri birbirlerine bağlamaktadır.

‘Berlin Cumhuriyeti’ kabus değildir.

Tersine, ‘Avrupa Cumhuriyeti’ne giden yolda devasa bir adımdır.

Yarın Almanya seçimlerinin başka bir boyutunu işleyeceğim.













X