"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Benim için en önemli şey düzgün yaşamak

Korcan Karar, İzmir’in yetiştirdiği önemli bir gazeteci-anchorman. Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand’dan sonra anchorman denince akla gelen ilk isim olan Karar, yıllarca sunduğu haberler, yaptığı başarılı programlarla tanınırken bu yıl çok farklı şekilde, kendi hayatındaki bir krizle gündeme geldi. Müthiş bir karakter örneği, son derece vakur ve onurlu bir duruş sergileyen Karar, bana sorarsanız bu devirde pek bulunamayacak ‘adam gibi bir adam’.
Sohbet ederken anladım ki, herkes hala konuşadursun, Korcan Karar hayatında çoktan yepyeni bir sayfa açmış ve önceden olduğu gibi başarılı projelerle gündeme gelmeye hazırlanıyor.

Benim için en önemli şey düzgün yaşamak

GENÇ YAŞIMDA YURTDIŞINDA ÖNEMLİ İŞLER YAPTIM
- Gazetecilik nasıl başladı?
- 1981’de Yeni Asır’da başladım. 20 yaşımda gazetenin Roma temsilcisiydim. Hem müzik eğitimi alıp hem gazetecilik yaptım. Orada genç yaşımda çok önemli işler yapma şansım oldu. Mesela Ağca duruşmalarını takip ettim. Roma’dan Avrupa’nın dört bir yanına farklı işlere gittim.
- Dönüş nasıl oldu?
- 1985’te Sabah gazetesi kurulduğunda İstanbul’a çağırdılar. O gün bugündür İstanbul’dayım. Yani foto muhabiri olarak başladım ama şu an Show Haber Merkezi’nde anchor ve haber yayın koordinatörü olarak çalışıyorum.

TÜRK MEDYASININ KİLİT İSİMLERİ HEP İZMİRLİ
- O dönemin İzmirli gazetecileri bugün hep önemli yerlerde değil mi?
- Ben Yeni Asır’da aynı masalarda kimlerle oturdum biliyor musunuz? Yılmaz Özdil, Fatih Çekirge, Ergun Babahan, Nebil Özgentürk. Genel yayın müdürümüz Güngör Mengi. Onların dışında Ertuğrul Özkök gibi başka değerli gazeteciler de var. Bugün İstanbul medyasının kilit noktalarında bulunanların çoğu İzmirli.
- Neden sizce?
- Çünkü İzmir farklı bir toprak, farklı bir su, farklı bir gelenek. İzmir Türkiye’de bir takım şeylerin hep öncüsü olmuştur. İktisat Kongresi gibi birçok önemli devrim İzmir’den çıktı. Atatürk’ten bugüne İzmir, kadını, erkeği, şairi ve sanatçısıyla öne çıkan şehir oldu. Sezen Aksu, Dario Moreno hatta Onasis gibi dünyanın en önemli işadamlarından biri de İzmirli hatta Karantinalı. Benim dedelerim Sakız Adası’ndan İzmir’e gelmiş. Eczacı olduğundan İzmir Devlet Hastanesi’nde başeczacıydı. Ben de Karantina ve Göztepeliyim.

İZMİR’İN HER ŞEYİ GİBİ MİLLİYETÇİLİĞİ DE FARKLIDIR
- İzmir’in gereken gelişmeyi gösteremediğinden dem vurulur ya hep. Siz ne düşünüyorsunuz?
- İzmir’e bakınca hep bireysel başarıların öne çıktığı görülüyor. Ama artık dünyada bireysel değil, ekip olursan birşeyler başarabilirsin. İzmir’de ekip yok. Genel olarak İzmir geri kalmadı, ama ileriye dönük kurmay düşüncenin olmadığını düşünüyorum. Çünkü kurmay düşüncede 10 yıl sonrasını da planlamak gerekir. İşte İzmir’de eksik olan bu. Biraz daha özveri, iyi niyet, biraz daha birlikteliğe inanmak gerekiyor. Maalesef İzmirliler birlikteliğe inanmıyor.
- Foça’daki patlamada İzmirlilerin tek yürek olup hastanelere koşması, kan vermesi bir tezat değil mi? Bu duyarlılık her şehirde yok maalesef...
- O konuda hemfikirim. İzmirli çok duyarlı. Çeşme’de, Ilıca’da, patlamadan sonra evlerin çoğunda Türk Bayrağı asılı. İzmir’in milliyetçiliği de farklıdır. Başka yerlere benzemez. Ele avuca sığmaz bir yer İzmir.
- İzmir’e dönme düşüncesi var mı?
- İzmir hep İzmir olarak kalacak. Ben İstanbul’da yaşayan bir İzmirli olduğum için çok şanslıyım. Çünkü gün gelecek filler gibi ölmeye vatanıma döneceğim.
- Allah gecinden versin..

Benim için en önemli şey düzgün yaşamak

GAZETECİLİK ÖDÜLLERİM ÇOK ÇOK ÖNEMLİ
- Savaş muhabirliği nasıl başladı? Bir tercih miydi?
- Olaylar öyle gelişti ama ben o işe çok emek harcadım. Eğer iyi gazeteci, iyi fotoğrafçıysan bu fırsatlar önüne çıkıyor. Bu fırsatları iyi değerlendirirsen sonraki dünya olayı da sana geliyor. Zaten bir süre sonra ‘yapsa yapsa bu işi Korcan yapar’ diyorlar ya işte ondan sonra önün açılıyor.
- Hangi savaşlara gittiniz?
- Bosna Savaşı’ndan 365 gün boyunca bir belgesel çıkarttım. Somali Barış Harekatı, 1. Irak Körfez Savaşı, 2. Körfez Savaşı, Çavuşesku’nun düşürüldüğü Romanya savaşı, Afganistan ve maalesef ülkemizin Güneydoğusu’ndaki operasyonların tamamı. 30 yıla tüm bunlar sığdı. Hepsinden fotoğraflar, muhabirlik, canlı yayınlar... Bunlardan kazandığım ödüller de var. Onlar evimin en güzel yerinde duruyor. Çünkü benim için çok önemliler.

ÇEŞME’DE GÖRÜNCE BURADA NE YAPIYORSUN, TELEVİZYONA GİT DİYORLAR
- Her akşam haber sunmak, anchorman olmak nasıl bir şey?
- Anchorman, haberi yaşar, gerekirse canlı anlatır, gelip haber masasına oturup aktardığında yaşananı seyirciye de birebir yaşatır. Benim işim yazılan metni okumak değil. Ben çoğunlukla metne sadık kalmam. Ama haber hakkında bütün bir bülten konuşabilirim. Çünkü doluyum ve biliyorum.
- İnsanların yaklaşımı nasıl?
- Show TV Ana Haber’de ben her akşam evlere konuk oluyorum. Ertesi gün yolda görenler, teyzeler, amcalar bana fikirlerini söylüyorlar. Mesela biri ‘Yüce Atatürk dedin’ diyor, ben de ‘evet’ diyorum çünkü Atatürk, yüce.. Ya da, ‘dün gece yorgun gördüm, iyi misin’ diyorlar. Hatta şimdi Çeşme’de görünce ‘burada ne yapıyorsun, neden haberlerde değilsin?’ diyorlar. Çünkü o kadar yakın hissediyorlar, aileden biri gibi görüyorlar.

EN ÇOK SAVAŞIN ÇOCUKLARI VE ŞEHİT HABERLERİNE ÜZÜLÜRÜM
- Savaş haberleri, kötü haberler sizi mesleki anlamda nasıl etkiliyor?
- Savaş bölgelerine gidince dünyanın en önemli televizyonları ve yayıncılarını tanıyorsun. Mesela Körfez savaşlarında, Saddam’ın heykeli yıkılırken ben bir köşede yayın yapıyorum. Diğer köşede en önemli savaş muhabirlerinden Cristina Amanpour yayın yapıyor. Bazen yaptığımız yayınlar onların bile önüne geçebiliyor. Bu birikimle de gelip doğal olarak anchorman masasına oturuyorsun.
- Peki insan olarak, duygusal anlamda etkilenmemek mümkün mü?
- Beni en çok savaşın çocukları etkiler. Çünkü savaşın ortasındaki çocuklar çok korumasız. Ana-babaları ölmüş, aileleri parçalanmış, savunmasız. Onların acıları, tedavileri, geleceğe umutsuz bakan gözleri ve onların korkuları beni çok üzer. Bir de şehit haberleri.

GENCECİK ÇOCUKLAR ÖLÜRKEN BENİM YAŞADIKLARIM HİÇ KALIYOR
- Son dönemde farklı haberlerle gündeme geldiniz. Yaşadığınız olaylar sizi nasıl etkiledi?
- Bak, boşandığım gün, mahkemeden geldim. Haberlere çıktım, bülteni sunuyorum. İlk haber, 8 şehit. 8 yüreği yaralı anne, 8 filiz... O zaman düşündüm, bu 8 pırıl pırıl genç ölmüşken ben neye üzüleyim... Hayatta şahit olduğum onca şeyden sonra bana bunlar boş geliyor. Savaş çocukları ve şehit haberleri varken benim yaşadıklarım hiç kalıyor.
- Başıma bu da mı gelecekti dediniz mi hiç?
- Hayır ben hiç böyle bir şey demem. Artık daha da eminim ki, ben güçlü bir adamım başıma ne gelirse çözerim. Yalnız benim değil, dostlarımın, yakınlarımın başı sıkışırsa da koşarım. Sağlığın yerindeyse, akıllı olduktan sonra çözemeyeceğin sorun yok bence.

Benim için en önemli şey düzgün yaşamak

HİÇ UMMADIĞIMIZ ŞEYLER OLABİLİYOR, HERŞEY İNSANLAR İÇİN
- Bazen farklı hayatları dinleyip, insanlara aktarır, hatta kimi zaman dersler çıkarırken bazen bir bakıyoruz kendi hayatımızda çırak çıkıyoruz. Böyle düşündüğünüz oldu mu?
- Evet doğru. Ben her gün yeni bir şey öğrendiğimi düşünüyorum. Gün biterken ertesi gün ne getirecek, neler olacak diye heyecanlanıyorum. Hayat sürprizlerle dolu, bu sürprizler içinde güzel olanı da var, üzücü olanı da. Kaybettiğimiz değerlerimiz de var belki. Herşey insanlar için. Ben 51 yaşımdayım, tüm hayat tecrübeme rağmen başıma hiç ummadığım bir şey de gelebiliyor. İşte o zaman önemli olan o krizi en iyi şekilde yönetmek.
- Artık her krizi iyi yönetebilirim diyor musunuz?
- Ben meslek icabı devamlı kriz yönetiminin içindeyim. Fakat geçtiğimiz günler bana hayatın içinde farklı krizler de olabileceğini gösterdi. Ama o krizleri de çok iyi idare edebildiğimi düşünüyorum. Herşey insanlar için.

GERİYE BAKARSAN GERİ GİDERSİN
- Geriye baktığınızda değiştirmek isteyeceğiniz bir şey var mı?
- Geriye dönüp bakmayacaksın. O zaman kaybedersin. Hep ileri bakacaksın. Geriye bakarsan geri gidersin, ileriye bakıp emin adımlarla gidersen zaten bütün güzellikler, iyilikler seni bulur diye düşünüyorum.
- Yaşadıklarınızdan sonra hayata bakışınız değişti mi?
- Yarın başımıza iyi veya kötü ne geleceğini kim bilebilir? Plan, program yapıp kendini hayatın akışına bırakmak en doğrusu. Biz sabah 10’daki haber toplantısında gerekirse akşam Paris’ten canlı yayın yapmaya karar veririz, ben öğlen uçarım akşam da Ali Kırca’ya canlı bağlanırım. 12 saatte bunları yapan biri 72 saatte de ne gerekiyorsa yapar. Ben de öyle yaptım.

ÖLDÜĞÜMDE ARKAMDAN DÜZGÜN ADAM, İYİ GAZETECİ DESİNLER
- Bu kaya gibi duruş, arkadan konuşmama, birçok erkekte ya da insanda göremediğimiz adam gibi davranışlar.
- Bazı şeyler vardır ki, konuşulmamalıdır. Öyle olması gerekir. Hayat dediğin dik durmaktır, onurlu olmaktır, dürüstlüktür. Düzgün kadın, düzgün adam, düzgün aile olmak, düzgün insanlar yetiştirmektir. Yarın öldüğümde arkamdan, ‘Korcan çok düzgün adamdı, çok iyi bir gazeteci ve televizyoncuydu’ desinler isterim. Benim en büyük servetim bu. Başka bir şey yok.
- Günümüzde birçok kişiye ne kadar yabancı geliyordur bu yaklaşımlar, unutuldu ya da demode gözüyle bakılan değerler…
- Tüm toplumların en önemli çekirdeği aile bence. O aile ne kadar kuvvetli, birbirine ne kadar destek, ileriye dönük doğru hareket edenler ne kadar fazlaysa toplum da o kadar yükselir. Ne olur değerlerimize sahip çıkalım. Ben bir büyüğümü gördüğümde hala ayağa kalkarım, el öpmekten çekinmem. Komşuluk ilişkileri, ‘merhaba’ demek, ‘günaydın’ demek, güleryüz göstermek çok çok önemli.

YENİ SEZONA ÇEŞME’DE HAZIRLANDIM
- Yeni sezona Çeşme’de mi hazırlanıyorsunuz?
- 3 hafta tatil yaptım, sevdiklerimle görüştüm. Botumla gezdim, Çeşme’de keyif yaptım. Formdayım ve 27 Ağustos akşamından itibaren yine Show TV Ana Haber’de ailelerimle buluşacağım. ‘Korcan Karar ile 50 Dakika’ Sky Türk’te 15 Eylül’den sonra başlayacak. Türkiye’nin gündemde kim varsa o gelecek ve anlatacak. Pazartesi, salı, çarşamba haftada 3 gün olacak ve 20.10’da yayınlanacak. Ben soracağım, araştıracağım ama seviyemiz belli.
- Bir de çok ilgi çeken fotoğraf serginiz var.
- Fotoğraf sergim İzmir’e 2 kez gelmişti, Konak Pier’de sergilenmişti. En son Gediz Üniversitesi’ndeydi. Bu kış sergi daha çok gezecek, Güneydoğu illerine de gidecek. Benim için Diyarbakır, İzmir kadar önemli.

HAYATTA TEK BAŞINA DURAN BİR ADAMIM
- Sizden tavsiye isteyen gençlere neler söylüyorsunuz?
- Hayal etmek önemli, ama hayalleri çok büyük tutmak farklı yönlere götürebilir. Oturup devamlı hayal edersen de olmaz onları elde edeceğin yolu çizmelisin ve bunu asla kimseden beklememelisin. Başkaları sana bunu veremez, kendi yolunu kendin çizmelisin. Benim annem yok, babam yok, tek çocuğum kardeşim yok, hayatta tek başına duran bir adamım ben...Ama çok çok değerli arkadaşlarım, dostlarım var.
- Yapmayın, benim oğlum da tek çocuk...
- Annem, babam vefat ettiğinde telaş bitti, 1-2 hafta geçti. Bir akşam, evde tek başıma otururken keşke benim bir kardeşim ya da abim olsaydı diye düşündüm ve ciddi ciddi gözyaşı döktüm. İşte o an anladım bir kardeşin ne demek olabileceğini. Yakınlar teyzeler, yeğenler var ama ben bir kardeşi çok aradım.

X