Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ben de gördüm!

MUSTAFA DENİZLİ, derbi öncesi Beşiktaş’ın gönlündeki oyun kimliğini net çizgilerle açıklamıştı. Yüksek tempo. Düşüncede yaratıcı. Mücadelede savaşcı. Ve kesinlikle çabuk ve daha hızlı...

Böyle bir oyun kimliğine kavuşmanın 5-6 haftalık bir zaman diliminde gerçekleşeceğini de ısrarla vurgulamıştı Mustafa hoca...  Her şeye karşın ben zaman kavramını bir kenara ittim. Ve dün gece derbideki Beşiktaş ile Denizli’nin gönlündeki Beşiktaş arasında bir kıyaslama yaptım. Biraz erken de olsa, bu merakımı kıramadım. Bakın neler gördüm...

1- Tempo, sezon başı için yeterliydi. Zorlu lig haftalarına kadar yüksek bir düzeye ulaşacağına yönelik fiziksel bir rahatlığın morali ile oynadı Beşiktaş.   

2- Düşüncede pek yaratıcı değildi. Genelde Rodrigue Tello’nun atacağı paslarlara kilitlenmişti Beşiktaş. Tello, ilk yarıda iki nefis pozisyon yarattı. Önce Yusuf Şimşek’e sonra Nobre’ye... Ancak, Tello’nun bu farklı becerisini ve oyundaki sürekliliğini doksan dakikaya yayması, biraz zaman alacak. Burada Mustafa Denizli’nin ısrarla 10.5 numara arayışına aynen katılıyorum.

3- Mücadelede savaşcı... Bazı isimler mücadeleyi farklı bir boyutta yaptılar. Fink, gerçek bir savaşcı. Yüreği ile oynuyor. Vatandaşı Ernst de aynı kandan. Tükenene kadar koşuyor. Diğerleri bu işi iyi niyetle götürmeye çalışıyor.

4- Çabuk ve hızlı mı? Henüz değil. Bazı isimler bilinen özelliklerini sergilemeye başladığı an, Beşiktaş beklenen hız ve çabukluğu yakalayacak. Nihat, idman noksanlığını giderirse... Denizli, Holosko’ya süreklilik şansı verirse... Bobo, kafasındaki transfer çıkmazına son verirse... Ve Beşiktaş, kanatlara farklı bir etkinlik taşırsa... Arzuladığı çabuk ve hızlı oyunu gerçekleştirebilir.
Sözün kısası, Mustafa Denizli’nin belirlediği süreyi bekleyecek Beşiktaş. Ancak, 5-6 hafta sonra gönlünüzdeki Beşiktaş’ı seyredebilirsiniz!

***

GELELİM maçın geneline... Mustafa Denizli, sahaya oyunu rakip yarı alanda oynayacak bir kadro sürdü. Yusuf Şimşek, Bobo ve Mert Nobre ilk onbirdeydi. Bunlara Tello’yu da ekliyorum... Tam bir hücum mangası.

Ancak, Yusuf ve Bobo’nun kanatlara kaçarak oynaması ve bu bölgedeki gerekli hız ve özelliklerden yoksun olmaları, Beşiktaş’ın oyun etkinliğini sınırlı tuttu.

Özellikle sağ kanatta Holosko’nun yokluğunu herkes gibi hissettim. Oyuna girdiği dakikalarda iş işten geçmişti.
Dikkatimi çekti... Beklenmedik anlarda rakibe kaptırılan kolay toplardan Beşiktaş sürpriz goller yiyebilir. Bu da Beşiktaş’ın işini zora sokabilir.

Yedikleri ikinci gol için, aynı şeyleri söyleyeceğim. Geçmiş yıllardan kalan kronik rahatsızlığın bir devamı...
İsimler değişiyor, yeni transferler geliyor... Yine de Beşiktaş bu kötü alışkanlığından kurtulamıyor.
Guiza’nin ortasında top Alex’in kafasına süzülürken Sivok ve Ferrari nerelerdeydi?
Evet, gerçek Beşiktaş’ı izlemek için 5-6 Mustafa hocanın dediği gibi 5-6 hafta beklemeniz gerekecek.Bunu dün gece ben de gördüm !

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI