Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan eziyetin fotoğraflarını görünce bembeyaz oldu

Yonca Evcimik’in şarkıcılık, oyunculuk ve dansçılık kariyerinin önüne geçmeyi başaran tek şey; hayvan sevgisi! Bu uğurda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelen Evcimik ve diğer hayvanseverler farkındalık yaratmak için uğraşıyor

Pınar YILMAZERLER
Hayvanlarla ilgili dikkat çekmek için Ankara’ya gittiniz. Farkında mıymış Başbakan hayvanlara yapılan eziyetin?
- Hayvanlara yapılan eziyetin fotoğraflarını görünce Başbakan’ın yüzü bembeyaz oldu! Başbakan’a gitmemizdeki sebep; bu eziyetlerin kanunda suç olarak kabul edilmesini sağlamaktı. Bunun ancak seçimlerden sonra olabileceğini, torbanın zaten taştığını söyledi. “Bunun sözünü şimdi verirsem yanıltmış olurum ama söz veriyorum seçimlerden sonra ilgileneceğim” dedi. Yapılanların sadece suç olarak kabul edilmesinden öte, hayvan satan dükkanlar, yunuslar ve sirkler var. Sorun çok yani... Toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da vardı. O da iki gün içinde bir randevu verdi bize. Diyanet İşleri Başkanı hayvanları çok seviyor. Her cuma anlatılsın diye hutbe hazırlıyor şimdi.

Başbakan hayvanlara tecavüz edildiğini ilk kez mi duydu gerçekten?
- Başbakan’ın veya İstanbul gibi bir yerin belediye başkanının her konuya vakıf olması mümkün olmayabilir. Dolayısıyla birinin bunları anlatması lazımdı. Biz bunu fotoğraflarla da anlatmaya çalıştık. “Gerçekten bunlar oluyor mu?” diye sordu Başbakan. Biz de tablonun büyüklüğünü anlattık. Bunun hayvan değil toplum meselesi olduğunu söyledik. Çünkü Avrupa ve Amerika’da bilimsel olarak ispatlanmış artık. Seri katil ve tecavüz suçluları ilk olarak hayvana eziyetle başlıyor. Bana, “Çocuklara tecavüz edilirken, neden hayvanlara tecavüz edenlerin peşindesin?” diye soruyorlar. E, çocuklara tecavüz edenlerin bir öncesi hayvana tecavüz! Çünkü şöyle bir zincir var; hayvana şiddet ve tecavüz kesmiyor, çocuğa, o da kesmiyor engelli vatandaşa, o da kesmiyor kadına saldırıyorlar. Bu insanlarla toplumda beraber yaşıyoruz. Belki de dolmuşa biniyorsunuz, yanınızda oturuyor.

Hayvanlara eziyet edenler sadece para cezasıyla kurtuluyor, değil mi?
- Evet sigara içen kadar ödüyorlar sanırım. Merhamet, vicdan meselesi. Bunu anlatmaya çalışırken bazen anlıyorsunuz ki; insanların bakışında merhamet duygusu yok. Yaradan’dan korkma yok. Biz daha zekiysek yardımımıza ihtiyacı olanlara bakmakla yükümlüyüz. Bir kap yemek veya su koymakla bir şey kaybetmeyiz. Kedi, köpekli evde büyüyen çocuk çok daha merhametli, sorumluluk ve vicdan sahibi oluyor.

KÖPEĞİMİN UYUZU BULAŞTI

Hayatınız boyunca hep hayvanlarınız oldu mu?

- Küçüklükten beri kedi yavrularıyla oynamaya başladık sokakta. Yavru kediler, hamile kediler derken köpek girdi hayatıma. Köpekten sonra kediden biraz uzaklaşmıştım. Çünkü en son baktığım kedi, tatile gittiğimde daha çok yemek veriyor diye beni bırakıp komşuya gitti. Çok moralim bozuldu. Kediyle köpek kadar çok iletişim kurulamıyor.

Bobo ve Çipo’nun eve gelişi nasıl oldu?
- Çipo’yu, yani küçük olanı Ümraniye’de bir işyerinin önünde bulduk. Bir buçuk aylıktı, gözleri maviydi daha. Yara bere içindeydi. Veterinere götürmüşler; “Mantar olmuş” demiş. İyileşeceğine daha da kötü oluyordu. Dayanamadım, kendi veterinerime götürdüm. İlhan Bey daha uzaktan gördü; “Uyuz bu” dedi. Bu arada kaşınıyoruz, meğer bize de geçmiş. Sonra hep beraber uyuz tedavisi olduk. Bobo’yu ise sokakta gören yol değiştiriyordu. Halbuki bilseler, kedi gibi bir Alman kurdu. Bir akşamüstü ağlak bir sesle arkadaşım aradı; “Bir köpek buldum. Çok tatlı. Kurt diyorlar. Birkaç gece sende kalsın, yer bulacağım” dedi. Bir geldi tombalak ama görüntüsü sokak köpeği. Geliş o geliş. Bir daha da bir yere göndermedim.

Ya karşınıza bir tane daha çıkarsa?
- Artık haddimi bilmem lazım. Yedi tane de Bodrum’da var zaten. Masrafları da çok, çünkü kuru mama veriyoruz. Çipo çok hiperaktif, devamlı hopluyor, zıplıyor. Zamanında veterinerimize “Evde Çipo var. Bir hayvan daha götürürsem ne olur?” diye sordum. “Örnek alır. Huylarını edinir” dedi ve dediği çıktı. Eve geldiğimde penceredeki manzara şu; Çipo uçuyor, arkadan da koca bir kurt havada! Bir gün eve girdim, ‘yanlış yere geldim herhalde’ diye geri çıktım! Önümde bir dağ duruyordu. Salonu mahvetmişler... Her şey yerde, didik didik. Resmen parti yapmışlar. Hangi birine kızayım? En baştan boya badanaya giriştim. Ama onlarla yaşamak, anlayabilmek ve sizi anladıklarını görmek hiçbir şeyle ölçülemez.

39 BELEDİYEYİ DOLAŞACAĞIZ

Projemizin adı ‘Türler Arası Dayanışma’. Bu projenin asıl evsahibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Kadir Bey bilhassa ilgileniyor. Beni hızlandıran etkenlerden bir tanesi de HAYTAP’ın bir federasyona dönüşmesi. İtici güç oldu. Ekim’de kendimi yollara vuracağım. 39 belediyeyi dolaşacağız. Her belediye bir yer gösterecek. 500-1000 küsur kişilik yerlerde, civar okullarda insanları, çocukları bilinçlendirmeye çalışacağız. Tiyatro grubumuz var. İnteraktif bir oyunla, çocuklarda farkındalık yaratmaya çalışacak. İsteyenler neler yaptığımızı ve yapacağımızı www.turlerarasıdayanisma.com’dan takip edebilir. Bu yolculukta öncü grup olarak insanları bilinçlendiriyoruz, belediyelerle ortak çalışıyoruz. Bizden sonra önemli olan; gönüllüler ve hayvanseverlerin bu tür yerleri ziyaret etmesi. Çünkü oradaki hayvanların yemek ve içmekten çok sevgiye ihtiyacı var.

Pako pano

* Bir buçuk aylık kardeşler, ilk bakımları yapıldı. İstanbul’daysanız ona evinizi açmak ister misiniz? (216) 384 51 65

* Evde büyüyen bir buçuk aylık 12 yavruya yuvalar aranıyor. İlk bakımları yapıldı, tuvalet alışkanlıkları var. İstanbul içi tercih edilir. (555) 986 97 30

* Yedi aylık erkek kedi. Sağ ön ayağını trafik kazasında kaybetti. Ameliyatı yapıldı, aşıları tam. Sahiplenebilecekler acil arasın lütfen. (535) 273 83 94
X