Başbakan’a açık mektup: ‘Su çatlağını bulamadı!’

“ÖLÜM vakitsiz gelir de bu topraklara yerleşmeme engel olursa, vasiyetim olsun Diyarbakır’a gömülmek istiyorum...”

Haberin Devamı

Türkiye haftalardır “Kürt açılımı”nı konuşuyor.

Abdullah Öcalan’ın muhatap alınıp alınmaması bile tartışıldı.

Oysa şu sıralar hiçbir siyasi açılım ya da tartışma, geçen hafta Atina’da vakitsiz bir biçimde vefat eden Suriye doğumlu, Diyarbakır asıllı Ermeni sanatçı Aram Tigran’ın (75) “havada kalan” vasiyeti kadar anlamlı değil.

Buradan Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na sesleniyorum. Kürt müziğinin büyük besteci ve icracısı Aram’ın alabildiğine insani vasiyeti havada kaldıkça, Aram’ın yorgun bedeni Diyarbakır yerine apar topar gömüldüğü Brüksel’de durdukça, rahmetli Hrant Dink’in tabiriyle “su çatlağını bulamadıkça” siyasi ve ekonomik açılımların havada kalması kaçınılmaz!

* * *

Sayın Başbakan,

Aram’ın hikâyesi her şeyden önce bu topraklarda “kimlik” meselesinin klasik teorilerle izah edilemeyeceğinin ispatı.

Haberin Devamı

Ailesi 1915 Ermeni tehcirinde Diyarbakır’dan sürülen Aram, 1934 yılında Suriye Kamışlı’da doğdu. Daha çocuk yaşta Kürtçe, Ermenice ve Arapça şarkılar söyledi.

Uzun yıllar Ermenistan Radyosu’nda çalıştı. Suriye-Ermenistan-Brüksel-Atina hattında hep atalarının yaşadığı toprakların özlemiyle tutuştu.

Ermenice, Arapça, Süryanice, Yunanca yüzlerce şarkıya imza attı.

Fakat hepsi bir yana o her zaman “en iyi Kürt şarkıcı” olarak anıldı.

Hiçbir zaman tek bir kimliğin içine sığmadı. Her fırsatta Diyarbakır’a gelip uzaktan kendisini dinleyen on binlerle buluştu.

En son geçen yaz festival için geldiği Diyarbakır’da mutluluktan olsa gerek kalbi sıkıştı. Ameliyat oldu, toparlandı ve geri dönmek vaadiyle Atina’ya doğru yola koyuldu.

İşte o son yolculukta Diyarbakırlı dostlarına vasiyetini bıraktı: “Ölüm vakitsiz gelir de bu topraklara yerleşmeme engel olursa, vasiyetim olsun Diyarbakır’a gömülmek istiyorum...”

* * *

Sayın Başbakan,

Madem “bedeli ne olursa olsun” Kürt sorununu çözmeye ahdettiniz, gelin çok büyük makro adımlar atmadan önce bu işe masum bir istekte bulunan Kürtçenin en iyi şarkıcısı Aram’ın son arzusuyla başlayın. Çünkü o son ziyaretinden sonra kendisi için Diyarbakır’da tutulan evde hiçbir zaman oturamayacak.

Haberin Devamı

Konuşun Dışişleri ile hiç değilse o evin çok yakınındaki Ermeni Mezarlığı’nda yatabilsin.

“Müslüman ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ol-a-madığı için” son bir kez daha cezalandırılmasın.

Lütfen bir zahmet sorun “Stratejik Derinlik” gibi hayli sofistike bir kitabın yazarı Ahmet Davutoğlu’na, Dışişleri Bakanlığı’nın ret gerekçesi hangi derinlikli stratejinin ürünü?

Çok mu zor 1915’te bu topraklardan sürülen insanlara vatandaşlık vererek yeniden kucak açmak?

* * *

Sayın Başbakan,

Müsaade edin size ölmeden önce Hrant’ın anlattığı şu Sivaslı yaşlı kadının hikâyesini hatırlatayım. Hani şu tehcir sonrası Fransa’da yaşadığı halde hep köyüne dönmek isteyen ve son ziyaretinde oracıkta ölen yaşlı kadın...

Haberin Devamı

Kızı Sivas’a cenazeyi almaya gider.

Hrant sorar: “Ne yapacaksın, cenazeyi Fransa’ya götürecek misin?”

Kız ağlamaya başlar: “Aslında götürmek için geldim ama buraya gelince yapamayacağımı anladım. Çünkü su sonunda çatlağını buldu...”

Bu hikâyeyi anlattıktan sonra şöyle haykırmıştı Hrant:

“Evet bu topraklarda gözümüz var doğru. Fakat merak etmeyin alıp götürmek için değil, dibine gömülmek için!”                                                          

Hrant gömüldü, hiç değilse bırakalım Aram da vasiyeti üzere Diyarbakır’a gömülsün. 

Yazarın Tüm Yazıları