Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baro başkanı biliyor Davutoğlu bilmiyor

İNGİLTERE’de Tony Blair art arda seçim kazandıkça CHP’nin durumu, “Tony Bileir, Deniz bilmeir” diye espri konusu yapılırdı.

Başlığı oradan aşırdım, nedeni de Abant Toplantıları’nı izlerken kaleme aldığım, “Suriye’de de özerk Kürdistan” başlıklı 12 Mart’taki yazımın, “BU PLAN GERÇEKSE” arabaşlığından sonraki şu bölüm:
“Diyarbakır Baro Başkanı Emin Aktar ile BDP TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi milletvekili Altan Tan’ın sözlerine dikkat çekmek isterim.
Aktar da, Tan da öngörülerine dayandıklarını belirterek, Kuzey Irak’ın ardından Suriye’de de özerk Kürdistan kurulacağını söylediler. Bu sözler bende, ‘ABD’nin uzun erimli planının sonuçları’ hissi yarattı.
Irak ve Suriye’den sonra sıra hangi ülkeye gelir siz bilin, ama eğer Suriye ile ilgili bu plan artık görünür hale gelmişse, o zaman hükümetin Suriye politikasının bu planla uyumlu olup olmadığını sorgulamak gerekir.
Hükümet bu planın farkındaysa, her vatandaşın bu gerçeği bilme ve ‘Öyleyse bunca kanı akıtmaya niye devam ediliyor’ diye sorma hakkı doğar.
Pek üzerinde durulmadı, ama ben Abant’ta en çok bu noktaya takıldım.”
MÜSLÜMAN MÜSLÜMAN’I KIRACAK
Buradan hareketle bir avukatın bildiğini koca Dışişleri Bakanı bilmez mi diye sorup şu gerekçeyi dillendirenler olacağından eminim:
“Davutoğlu, bu tabloyu daha başından gördüğü için Esad’ın bir an önce gitmesini istedi, ‘İlla da toprak bütünlüğü’ dedi.”
Aslında öyle de olmalı, aksi takdirde Türkiye adına ‘vah’ çekmek gerekir.
Ancak o zaman da bakın akla neler geliyor neler?
Irak’a bakınca akla da ilk, ‘Hani toprak bütünlüğü korunacaktı?’ sorusu gelir.
Binlerce yalan enformasyonla sağlanan ABD işgali üzerine, “Kuzey Irak’ı tanımazuk, tek tanuduğumuz merkezi Irak hükümetidir” diyenler, bugün merkezi hükümetle düşman kamplarda, Kuzey Irak’tan ise doğrudan petrol alıyor, büyük ittifakı kurduğuna inandığı Barzani’yi derdine çare görüyor.
Aradan 11 yıl geçti, üçe böldürülen Irak’a huzur değil terörün âlâsı geldi.
Daha pazartesi, bir günde 102 Iraklı katledildi, yüzlercesi yaralandı.
Irak’ta bu tabloyu yaratan ABD’nin niyetini görmeyenler, bugün Suriye için de “Toprak bütünlüğü”, “Kuzey Suriye yönetimini tanımazuk” demekte.
Yine yanılacaklar, çünkü sadece Irak değil, Afganistan ve Libya da gösteriyor ki amaç, “Huzur, özgürlük, barış değil” yandaş rejimler yaratmak.
PAN-KÜRDİSTAN
Kimseyi kandırmayalım, bu ülkelerde rejim değişiklikleri halk hareketleriyle değil, dışarıdan yapılan emperyal zorlamalarla gerçekleşiyor.
Suriye’de olacak da bu, Müslüman Müslüman’ı kıracak, birileri kıs kıs gülecek. Çünkü o birileri, bölgede daha çok devlet yaratarak, hem güç kazanmak hem de Türk-Arap-Kürt dünyasını birbiri ile kapışır pozisyonda bırakmak istiyor.
Kör olmaya gerek yok, soru basit, Irak, Suriye derken sırada neresi var?
Şu da artık net, devlet halkı ısrarla aldatıyor, doğruyu söylemiyor.
Ama daha vahimi, bu ülkenin çoğu aydını ise bu aldatmayı eleştirmeye dahi cesaret edemiyor, aksine kılıf üstüne kılıf uydurmakla meşgul.
Oysa bu ülkenin stratejik derinliğini, “Enver Paşa’nın teorisi iyi, pratiği kötüydü. Bizde teori de pratik de çok iyi” anlayışına oturtanlar, onu dahi anlayamadıklarını gösterdikleri için tehlike çanları çalıyor.
Enver Paşa, Pan-Türkistan peşindeydi, bugün oluşan ise Pan-Kürdistan. Bugünden sonra tablodan en çok Türk-Kürt koalisyonu çıkar, ama o da hayal.
Hadi iki seçeneğe de lafımız olmasın, ama rota buysa bilelim, analara yeni evlat acısı yaşatmadan, Türkiye de istikrasızlaştırılmadan yolumuzu çizelim.

X