"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Barınak gönüllüsü olmanın vazgeçilmezliği

Bu yola çıkmak yüce bir gönül, sağlam bir psikoloji, sonsuz bir mücadele gücü ve hesabını en çok da kendinize vermekte zorlanacağınız bir vicdan gerektirir.

Ciddi bir hayvan hakları savunucusu olduğunuz için size çok teşekkür ediyorum.
Ülkemizde bir barınak gerçeği var biliyorsunuz. Çoğunun vaziyeti kötü.
Hayvanlar perişan, işçiler ilgisiz, gönüllüler bezmiş durumda.
Bir barınakta en önemli şey, gönüllüdür. Emek veren, insan ilişkilerini sağlam kuran, barınak şartlarını düzelten, her gün onca üzüntüyle yüz yüze gelecek kadar güçlü her barınak gönüllüsüne teşekkür ediyorum.
Ama içlerinden Tuzla Rehabilitasyon Merkezi gönüllüsü Deniz Karaduman’a özellikle minnettarım.
Yedi yıldır bir gün bile izin kullanmadan, kardan yollar kapandığında, hasta olduğunda bile barınağa koşmaktan vazgeçmeyen Deniz Hanım’a...
Çoğu belediyeler ve hayvan severler tarafından değeri bilinmeyen barınak gönüllüleriyle ilgili bir yazı yazdım ve bu yazı sayesinde okurlarınız belki biraz barınak kavramını, oradaki canların durumunu ve gönüllü olmanın önemini anlayabilirler diye düşündüm...

Gönüllü nedir bilir misiniz?

Gönüllü, bir işe yüreğini koymuş, gönlünü vermiş, tüm emeğini her şeye rağmen karşılık beklemeden harcayan demektir. Ve de fedakârlıkları takdir edilmeyen demektir.
Barınak gönüllüsü olmak, “Olmadı, eyvallah!” diyebileceğiniz bir iş değildir.
Bu yola çıkmak yüce bir gönül, sağlam bir psikoloji, sonsuz bir mücadele gücü ve hesabını en çok da kendinize vermekte zorlanacağınız bir vicdan gerektirir.
Bir barınağa gönüllü olmak, bambaşka bir dünyanın içine dalmaktır. O barınaktan içeri adım attığınızda özel dünyanızdaki tüm sorunlar, zevkler ardınızda kalır. Çünkü sizi bekleyen yüzlerce can vardır o kapının ötesinde.
Yağmur, kar, sıcak, ne sizin onlara olan ilgi ve sorumluluğunuzu ne de o canların beklentilerini azaltır.
İlaç verilecekler, gezdirilecekler, özel beslenecekler, yaralılar, bugün barınak dışına salınacaklar, yeni gelen şaşkınlar... Her girdiğiniz kafes ayrı bir üzüntüdür...
Verdiğiniz ilaçlara rağmen bir türlü düzelemeyenler, annelerine sığınmış minicik bebekler, barınak şartlarına dayanamayıp hayata veda edenler, yıllardır yuva bulamadığı için yemeyi içmeyi kesip intiharı seçenler, daha dün sıcacık evinde, koltuğunda yatarken sahibinin acımasızca terk edip gittiği, korkudan ve şaşkınlıktan titreyen, “Neden?” diye soran gözlerle size bakanlar...
Her birini kurtarmak istersiniz, hepsi hak ettikleri evlere, sevgilere kavuşsun istersiniz.

Cana can katmak, canından can vermek

Barınak şartlarına dayanamayıp hayata veda eden bir köpeğin cansız bedenini kafesten çıkarırken ağlamak istersiniz.
Ne çok çabalamıştınız oysa onu yaşatmak için, ne çok dua etmiştiniz ölmesin diye...
Ama o an ağlamaya bile zamanınız yoktur. Gözyaşlarınızı içinize akıtır, az önce ölü bedenini taşıdığınız köpeği yüreğinizin bir yerine gömer ve yan kafese geçersiniz.
Çünkü sizi bekleyen yüzlerce can vardır. Burada üzülmeye, durmaya hakkınız yoktur.
O gün belki iki köpek sahiplendirmiş, “Nihayet kurtuldular” diye düşünmüşsünüzdür ama gelen arabadan kazalılar, yeni terk edilenler, korkuları ve acıları gözlerinden akan yeni canlar iner. Tekrar başa dönersiniz.
Bir kısır döngüdür bu.
Yıpranmış sinirlenirinize inat, iyi yuvalar bulsunlar diye içiniz ağlarken sahte bir gülümseme oturtursunuz yüzünüze, sahiplenmeye gelenlere.
Bazen günlerce beklersiniz kimseler gelmez.Canlar bekler, siz beklersiniz. Ve gün bitip evinize dönme zamanı geldiğinde, “Yarın geldiğimde durumu ağır olan köpeği canlı görebilecek miyim? Yarın sahiplendirme olur mu? Eyvah süt bitti, yarın birileri gönderir mi? Mama da azaldı, yardım gelir mi?” gibi soru ve sorunlarla kafanız dopdoluyken barınağın dışındaki hayata adapte olmaya çalışırsınız.
Yağan her kar, yağmur aslında içinize yağar, esen sert rüzgar yüreğinizden geçer.
 Tam uykuya dalacağınız anda umutsuzca bakan bir çift göz gelir gözünüzün önüne.
Hepsinin yüreğinizin bir köşesinde kapanmaz yaralar bıraktığını kendi kendinize itiraf edersiniz.
Siz bir gönüllüsünüz, bir can gönüllüsü.
Yaşadığınız her sevinç yarımdır, yediğiniz her lokma boğazınıza takılır.
Barınak gönüllüsü olmak cana can katmak, canından da can vermektir...

Özlem TEZEREN
ozlemtezeren@gmail.com

X