Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bakan oğluna karakol dayağı

Muharrem SARIKAYA

Her şey 3 Ağustos tarihinde meydana gelen bir kaza ile başlıyor.

Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın oğlu Mustafa Cem Aşık’ın, tatilini geçirdiği Didim'de arkadaşlarıyla içinde bulunduğu otomobil takla atıyor. Aşık kazayı kolu kırılarak atlatıyor. Kaza annesine ve babasına duyurulmuyor.

ANAP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Yüksel Yalova, Mustafa Aşık ile yakından ilgileniyor. Hatta, gençlerin başına bir sorun gelmemesi için de Kuşadası Emniyeti'nden yardım istiyor. Polis memuru İrfan Özcan koruma olarak görevlendiriliyor. Mustafa Aşık, hastaneden çıktıktan sonra sivil korumanın görevi de sona eriyor.

Mustafa Aşık, yakın arkadaşı, ANAP İstanbul eski Milletvekili Yaşar Albayrak'ın oğlu Ömer Gökhan Albayrak ile kendilerine yardımcı olan polis memuru Özcan'a bir çiçek yaptırıp teşekkür etmeye karar veriyor.

* * *

8 Ağustos tarihinde Kuşadası'na gidip Merkez Karakolu'nun yolunu tutuyorlar. Karakolun önüne geldiklerinde Albayrak, polis memurunun orada olup olmadığına bakmak için içeri giriyor.

Bir kolu alçılı olan Aşık ise kapıda beklemeye başlıyor. Kapıdaki sivil polisler, Aşık'a neden beklediğini sorduklarında, kendisini tanıtıp durumu aktarıyor. Buna rağmen polis memurları beklemesine izin vermeyip sürekli taciz ediyorlar. Bir anda ortalık karışıyor ve tartışma başlıyor. Aşık dayak yemekten kurtulmak için karakola kaçıyor.

Ancak karakolda daha vahim bir durumla karşılaşıyorlar. Ne olduğunu anlamadan karakolda da Albayrak ile birlikte hırpalanmaları bir saate yakın devam ediyor. Albayrak'ın kulağının arkasında derin bir yara açılıyor. Bakan oğlu olduğunu söylemesine karşın hırpalama ve küfür son bulmuyor.

Sonunda karakol polislerinden biri insafa gelip Aşık ile Albayrak'ın serbest bırakılmasını sağlıyor. Ancak iki genç, davacı olacaklarını söyleyince polisler yeniden sertleşiyor:

‘‘Babana söyleyip bizi sürdürdüğünde tatmin mi olacaksın lan. Biz seni burada tatmin ederiz...’’

* * *

İki genç karakoldan ayrılıyor. Başlarından geçeni aktardıkları Yüksel Yalova iki genci aldığı gibi Vali, Kaymakam ve Emniyet'in yolunu tutuyor. Vali ve Kaymakam, olaya tepki gösteriyor. Emniyet Amiri duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Ancak Aşık'tan bir ricada bulunuyor:

‘‘Davacı olma. Biz idari yönden cezalarını verip açığa alalım...’’

Eski milletvekili Yaşar Albayrak, olayı öğrenince sert tepki gösterip davacı oluyor. Fakat, polisler ve emniyet amiri davayı geri aldırma çabasından vazgeçmiyor. Mustafa Aşık, karşılaştığı durumu şöyle anlatıyor:

‘‘Aramayan kalmadı. Kapıda bir polis otomobili nöbetçi olarak bırakıldı, sivil polisler görevlendirildi. Sürekli davadan vazgeçmemizi istediler.

Sonuçta iki genç yedikleri dayak yanlarına kâr kalıp davadan vazgeçiyor. Ancak aradan bir iki gün geçtikten sonra polislerin yine karakolda görev yaptıklarını gördüklerinde canları sıkılıyor.

* * *

Oğlunun başından geçenleri Bakan Eyüp Aşık, günler sonra öğreniyor. Susurluk ve Kuşadası'ndaki gelişmelerle yakından ilgilenen ve birçok olayın ortaya çıkarılmasında kilit rol oynayan Aşık, oğlunun neden dövüldüğünü araştırmaya başlıyor. Aşık, sonuçtaki kanaatini şöyle açıklıyor:

‘‘Yıllardır Kuşadası'na bir çetenin hâkim olduğunu söylüyorum. Tabii çocuk benim olunca sonucu da böyle olur. Dayak atan polislerin kim oldukları ve nereden geldiklerine kadar her şeyi biliyorum...’’

Aşık, oğlunun başından geçenleri İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'na da aktardığını belirterek, ‘‘Aradan bir ay geçti. Polisler açığa bile alınmadı. Bu zihniyetle işimiz zor’’ diye yakınıyor.

Polis memurları hakkında, ‘‘karakola gelenlere kötü davranmaktan’’ üçer günlük maaş kesintisi cezası verilmekle yetiniliyor. Kuşadası Emniyet Müdürü Şevket Taşdelen konuyla ilgili, ‘‘Demeç verme yetkim yok’’ derken, olaydan sonra DYP Liderinin eşi Özer Çiller ile görüştüğü yolundaki iddialara da ‘‘Bu konuda da bilgi veremem’’ karşılığını vermekle yetiniyor.

Bakan Aşık'ın, olayın gerisinde olduğunu ileri sürdüğü nedenler tartışılabilir. Ancak tartışılmaz bir şey var ki, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de geçen hafta dile getirdiği gibi karakolda işkence devam ediyor. Hem de bir bakan oğlu olsanız bile...

X