Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Babamdan yediğim tek tokat

BALMUMCU Yokuşu’nda katıldığımız 1 Mayıs korteji, güle oynaya Taksim Meydanı’na vardığında kendimizi Kazancı Yokuşu’nun başında bulduk.

DİSK Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının sonlarına doğru kardeşimle, o gün Intercontinental Oteli olan The Marmara’nın girişine doğru ilerledik. Birden kurşunlar yağmaya başlayınca panik çıktı; kalabalıkla birlikte AKM’ye doğru koşarken bir panzerin hemen yanımızda birini ezdiğine tanık olduk.
Şok içindeydik; AKM önünden geçerken, “Alçaklar” diye bağırdım; kardeşim, korku içinde kenarda bekleyen polisleri gösterip, “Abi sus” diye uyardı.
Sonrasında hiç konuşmadık; yürüyerek Hasköy Piripaşa’daki evimize geldik, salonun köşesine sindik, saatlerce sessizce oturduk.
Bir tersane işçisi olan rahmetli babam, Kartal’a gitmişti; dönüş yolunda katliamı öğrenince panik ve korku içinde eve geldi.
Salonun kapısını açıp bizi görünce durdu; derin bir “Ohh” çektikten sonra doğrudan bana yöneldi, ayağa kalkmıştım zaten, “Gittin değil mi” dedi.
“Sana gitme, demedim mi” derken hayatımın ilk ve son tokadını yanağıma patlattı; ama yüzündeki ifade, “Yaşadığınızın mutluluğu” diyordu.
HERKESİN ÇILGIN PROJESİ VAR
Dün büroda çalışırken, bir yandan da televizyon kanalları arasında gezinip durdum Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarını izlemek üzere.
Bir yandan Türkiye’nin geldiği noktayı mutluluk içinde izliyorsun; diğer yandan 1977’de katledilenleri, yaşadıklarını anımsayıp buruluyorsun.
“Taksim’de olmak vardı” duygusuyla oradaki heyecanı az da olsun hissetmek amacıyla soluğu, kısa süreli Ankara’daki mitingde aldım.
Sıhhiye’den saat 14.00’e doğru ayrıldım; ama Ulus yönünden, arkası görünmeyen kortej hâlâ alana girişini sürdürüyordu.
Alanda turlarken tanıyanlardan çeşitli tepkiler aldım.
Kucağına kapağında “KPSS”, “YGS”, “LYS” yazılı kitaplar almış gençlerden mühendislere; doktorlardan basın emekçilerine herkesin doldurduğu alanda Başbakan Erdoğan’ın Kanal İstanbul projesine atıf yapanlarla karşılaştım. Kanal İstanbul ne kadar kabul gördü ayrı bir konu; ama “Çılgın Proje” ifadesi farklı amaçlarla da olsa artık herkesin dilinde.
Örneğin işçiler, “Bizim yıllardır iki çılgın projemiz var: ‘Örgütlenme hakkı’ ve ‘Taşeronluğa son’. Ama Başbakan, 8.5 yıl pek oralı olmadı” derken gençler, gülümseten şöylesi bir çılgın proje dillendirdiler:
“Çılgın projenin alası, ÖSYM Başkanı Ali Demir’i görünür kılmaktır.”
SINAVA İNAT YAŞASIN HAYAT
Böyledir; herkes kendi sorununu dünyanın merkezine koyar ve onu çözecek her projeye moda ifadeyle, “çılgın” damgasını vurmak ister.
Taksim’den bugün pek çok ayrıntı okuyacaksınız; Ankara’nın da sesi duyulsun diye Sıhhiye’deki mitingden birkaç izlenim daha aktaralım.
Gazetecilerin, “Haberime dokunma” pankartı altında yürümesi dikkat çekerken çok sayıda ailenin pusetteki bebekleri, çocuklarıyla alana gelmesi, “Hep böyle olsun, nazar değmesin” dileklerine neden oldu.
Beşiktaş ve Galatasaray taraftarlarının beraber yürüdüğü, Gençlerbirliği taraftarlarının güçlü katılım sağladığı mitingde siyasiler az alkış alırken en büyük alkışı, “liseli gençler” anonsu yapılınca duyduk.
Bence de, “Sınava inat, yaşasın hayat” tişörtüyle yürüyen gençleri alkışlamak dışında ne yapılabilirdi...
X