"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin gözlüğü

Gece koruyucusu...Ben kötü bir şey yapıyorum.Çok kötü bir şey.Üstelik bunu sürekli yapıyorum.Nasıl yazacağımı bilemiyorum ama bir organımı ‘‘işlevine yönelik olmayan amaçlar’’la kullanıyorum.Geceleri farkında olmadan....Yatakta yan yatarken ya da yüzüstü yatarken...Yatay pozisyonda olup olmamam da birşey farkettirmiyor, dikey pozisyondayken de yapıyorum. Sadece geceleri değil, gündüzleri de yapıyorum. Hem de her yerde, işte, evde, sokakta, arabada...Üstelik gündüzleri bu yaptığımın farkına da varıyorum.Ama elimden bir şey gelmiyor, devam ediyorum.* * *Sadece duygusal patlamalarımı durdurmak için yapsam iyi...Ama hayır, ruhsal gerginliklerimin arttığı her an yapıyorum.Bilmiyorum iyi geliyor sanki.Mesela bir şeye öfkelendiğimde...Ama çok saçma!Bir şeyi çok sevdiğimde, heyecanlandığımda ya da nasıl desem dokunmak istediğimde de yapıyorum.Yani belirgin duygusal ya da fiziksel bir gerilim olması gerekmiyor.Tatmin olmamış bir ihtiyaç, öfke, anksiyete, hayal kırıklığı, korku hissettiğimde, bazen de zevk aldığımda, hep aynı yola başvuruyorum.Duygusal hayatımızın, psikolojik bütünlüğümüzün emniyet vanasını zorluyorum.* * *Bugüne kadar kendimi bir ‘‘...izm’’e dahil edemedim.Ben türlü bir ‘‘...ist’’ olamadım.Mesela, feminizmle kavram olarak ilgilendim.Ama feminist olmadım.Bundan rahatsızlık da duymadım.Herkesin kavramı, ideolojisi kendine, öyle değil mi?Ama işte sonunda kendime bir ‘‘...izm’’ buldum.O benim sürekli yaptığım şeyi, (yani bedenimdeki bir organımı işlevine uygun olmayan amaçlarla kullanmayı) tanımlayan ‘‘...izm’’i...Yani ‘‘bruksizm’’i.Siz nesiniz bilmiyorum...Ama ben kesinlikle bir bruksistim.Çünkü sabah akşam dişlerimi gıcırdatıyorum!* * *Bruksizm genel olarak, dişlerin işleve yönelik olmayan amaçlarla gıcırdatılması ve aşınması olarak tanımlanıyor.Yani benim gibi, ‘‘çiğneme’’, ‘‘konuşma’’, ‘‘yutkunma’’ gibi işlevler dışında dişleriniz devreye giriyorsa, onları sıkıyorsanız, geceleri farkında olmadan gıcırdatıyorsanız, yandınız!Siz de bruksistsiniz...Hoşgeldiniz bruksizme...Ama hoş bulmayacaksınız!Çünkü hiç iyi bir şey değil. Bruksizm, dental fonksiyonel hastalıklar içinde en kompleks, en yıkıcı etkiye sahip olanı. Diş, dişeti hastalıkları, kassal bozukluklar yanında çene eklemlerinde de yıkıma sebep oluyor.Ama durun bir dakika...Dişlerinizi ve çenenizi mesela ağlarken kısa bir süreliğine bastırmanız ya da ağır cisimleri kaldırırken iterken sıkmanız normal.Bu değil sözünü ettiğim.Gerekli gereksiz her durumda sıkmanız...‘‘Sık dişini kızım!’’ yapmanız... Anormal olan bu işte!* * *İlk kez 1907'de Marie ve Pietkiewicz tarafından, ‘‘La bruksomania’’ olarak tanımlanıyor bu hastalık ve 1931'de Frohman, ‘‘Bruksizm’’ terimini kullanıyor.Bazı araştırmacılar ise bruksizmi ikiye ayırıyor:a) Kuvvet uygulamadan yapılan gece gıcırdatmalarıb) Kuvvet uygulayarak yapılan gündüz sıkmalarıToplumdaki sıklığı yüzde 5'den yüzde 96'ya kadar değişiyor. Ve genelde geceleri kişi, dişlerini gıcırdattığının ya da sıktığının farkına varmıyor. Ama bu farkına varmamak, bin türlü komplikasyona yol açıyor. Mesela şiddetli baş ağrılarıyla kişi doktora başvuruyor, nedeni bir türlü anlaşılamıyor.Oysa, bazen ortaya çıkıyor ki, nedeni bruksizm!Ve çok saçma (ama doğru), bruksizm genelde kadınlarda daha çok görülüyor.O kadınların, aynen benim gibi, dişlerinin üst yüzeyi birbirine sürtmekten, değirmen taşı gibi dümdüz oluyor.Ve kenarları keskin...Isırınca acıtıyor!* * *Bruksizme zemin hazırlayan çeşitli faktörler var. Bunlar psikolojik, duygusal, dental, sistemik, mesleki olabilir.Ayırdet, edebilirsen...Ben, benimkinin psikolojik stresin varlığında oluştuğunu düşünüyorum. Ve psikolojik gerilimden ben de çok var! Ama, o ben de çok olan şeyin, ne gibi bir olayın ardından başladığını ve ne tür yaşam olaylarını izleyerek şiddetlendiğini öğrenmem için dişçiye değil, bir psikiyatriste gitmem lazım.Buna da param yok.Çünkü Dentamed'e taksitle ödeme yapabiliyorum.Şimdi taksitle ödeme yapacağın bir psikiyatrist bul bulabilirsen...Fakat, Freud ekolü açısından ağzın yalnızca beslenmeye yarayan bir organ olmadığını, az çok psikiyatri bilgisi olan herkes gibi ben de biliyorum.Yani ağız etken bir emosyonel önem taşıyor. Aynı zamanda bir duyu ve haz alma organı. Bebekler mutluluk duygusunu ve öfkeyi ağızsal isteklerinin yerine getirilip getirilmemesiyle bağlantılı olarak yaşıyorlar. Bir de tabii, ‘‘büyük bebekler’’ var, yani bizler, yetişkinler... Bizlerin yaşantısında da takdir edersiniz ki, yeme, içme, konuşma, ve cinsellik açısından ağız büyük rol oynamakta.Dolayısıyla böylesine önemli bir organın bazı psişik sorunların yansıma alanı olmaması olanaksız.Bu yazdıklarımdan rica ederim cinsel bir problemim olduğu düşüncesine kapılmayın.Henüz yok, olunca onu da yazarım.Şu anda sadece dişlerimi gıcırdatıyorum.* * *Dişçi koltuğunda öylece yatmış, felsefe yapıyorum, aslında zaman kazanmak için yaptığım bir numara bu, çünkü kendimi o koltukta yatarken, her zamankinden daha korunmasız, edilgen hissediyorum.Birazdan olacak olaylara dahlim olmayacak, bu da beni huzursuz ediyor.Ama tepemde, her yaptığı müdahaleden sonra, ‘‘Söyleyin canınız acıdı mı?’’ diyen, Reha Muhtar'dan farklı olarak kesinlikle espri yapan, bitmez tükenmez her soruma cevap veren Dr. Sibel Karaman Örsal var, onu çok seviyorum.Dentamed'e zaten en çok onu sevdiğim için gidiyorum.O, hayatımın dişçisi...Diyorum ki, ‘‘Ruhumuz da çektiği ızdırapları, bedenimizdeki bir organdan çıkarıyordur, değil mi? Öyle olmalı. Yani o zavallı ruh ne yapsın? Acısını bir yerden çıkaracak. Kimi ruh, karaciğeri, kimi kalbi tercih ediyordur...’’‘‘Evet’’ diyor gülerek, ‘‘Neden olmasın? Sizinki de ağzınızı tercih ediyor, onu demek istiyorsunuz, değil mi?’’‘‘Evet’’ diyorum. ‘‘Ben sürekli ağzımla at arabasını çekmiş gibi hissediyorum kendimi. Gerçi oldum olası cevizleri dişlerimle kırardım, ne bileyim konserve filan açmaya çalışırdım. Ama...’’‘‘Ben görüyorum, bir de siz dişlerinizi sıkıyorsunuz’’ diyor.Yine, ‘‘Evet’’ diyorum, ‘‘Kedimi severken de, sevgilimle kavga ederken de, her zaman, her an, her yerde’’.Bana uzun uzun, bruksizmi anlatıyor, yukarıda sizlere yazdığım bilgileri veriyor ve birkaç temel tedavi tavsiyesinde bulunuyor.a) Psikolojik gerilimin azaltılmasıb) İşaret ve semptonların tedavisic) Gece koruyucusu takılması* * *‘‘C’’ şıkkında karar kılıyoruz...Dişlerimi sıkmamam ve gıcırdatmamam için, bundan böyle benim de bir ‘‘gece koruyucu’’m olması konusunda fikir birliğine varıyoruz.Yaşasın, benim de artık fosforlu bir gece koruyucum olacak...Ve o beni (hem kendimden hem de herşeyden, herkesten) koruyacak!Yarın: Gece koruyucusu kimdir, nedir? Yenilir mi, içilir mi?
X