"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Avatarlarımıza dönüşüyoruz

İnternette edindiğimiz rijid ve saldırgan e-kişilikler her geçen gün biraz daha gerçek hayatımıza sızıyor ve bizi sabırsız, odaklanamayan, safi dürtüleriyle hareket eden insanlara dönüştürüyor.

Teknoloji savunucuları hep derler ya... Onu nasıl kullandığınız önemli.
Doğrudur.
Ama saysak, kaçımız teknolojiyi doğru kullanıyordur?
Kaçımız elindeki telefona bağımlı değildir? Kaçımız dakikada bir mail’lerini kontrol etmeden durabiliyordur? Kaçımız “Twitter’dan sıkıldım” dedikten beş dakika sonra sayfasını güncellemeden edebiliyordur? Kaçımız film izlerken kucağından laptop’unu indiriyordur?
Kalanları nesli tükenmekte olan canlılardan sayabilirsiniz. Ve onlara da sıra geleceğinden emin olabilirsiniz.
Silikon Vadisi psikiyatrlarından Elias Aboujaoude, “Virtually You” adlı kitabında “İnsanlık sanal dünyaya göç ediyor” diyor.
Epeydir devam eden bir süreç aslında. Ama son dönemde göç zirve yapmış durumda.
Aboujaoude internetin insanların en fena içgüdülerini serbest bıraktığından, kumardan aşırı harcamaya ve yabancılarla sekse kadar istediğimiz her şeyle aramızdaki bağlantıyı sağladığından söz ediyor.
Ona göre, “İnternet, temel içgüdülerimizi avlayan yeni bir tür makine”... Çocukları otomatikman zorbaya dönüştürüyor.
Hapishanede intihar eden Craigslist katili Philip Markoff’u bir seri saldırgana dönüştüren de o... Sanal alemde ergen bir çocuk gibi takılan Lori Drew adlı kadın yüzünden bir kızın kendini öldürmesine neden olan da...
Aboujaoude’un çalışmalarının odağına “E-kişilikler” oturuyor. “Virtually You” da internetin hayatlarımızı pek de iyi yönde değiştirmediğini anlatıyor.
İlişkiler gerçeklik yerine sanal bir düzlemde yürüyor ve bu arada kişiliklerimiz de yeni teknolojiye uyacak şekilde dönüşüyor.
Kitaba göre tehlike biraz da internetin bize abartılı bir özgüven, seksapel ve karizmayla davranma imkanı sağlaması: “E-kişilik, gönderdiğimiz her e-mail’de, edindiğimiz her Facebook arkadaşında ve tıkladığımız her ‘Satın Al’ tuşunda kendini belli ediyor.”
Ve işin daha da kötüsü, e-kişilik özelliklerimiz gerçek hayata da sızarak bizi daha sabırsız, odaklanamayan, dürtüleriyle hareket eden insanlara çeviriyor.
Aboujaoude’un dediğine göre e-kişiliğin gazabından korkması gerekenler sadece internet bağımlıları değil; internete bağlanan herkes dönüşüyor: “Toplum giderek daha öfkeli, medeniyetsiz bir hâl alıyor. Bu kadar medeniyetsizleşmemizin nedenlerinden birinin sanal dünyada yaptıklarımız, blog’lardaki ve chat odalarındaki davranışlarımız olup olmadığını kendimize sormalıyız.”
Bazılarının internette ne kadar rijid ve saldırgan olduğundan söz edip duruyoruz.
Esas tehlike orada değil.
Esas tehlike oradaki saldırgan e-kişiliklerimizin bizi giderek ele geçirmesi ve gerçek dünyaya inmesi.
“Çözüm ne?” derseniz...
Sorunun farkında olmak çözümün yarısı. Ama diğer yarısı nedir, en ufak bir fikrim yok.
Bir topumuz fark edelim de, onu sonra düşünürüz.

İnternet beynimizi değiştiriyor

What the Internet is Doing to our Brains (İnternetin Beynimize Yaptıkları) adlı kitabın yazarı Nicholas Carr, internette geçirdiğimiz süre arttıkça, parça parça bilgiler arasında sek sek oynadıkça ve gelen her türlü mesajla muhatap oldukça beynimizi o yönde eğittiğimizi, dolayısıyla internetin beynimizi değiştirdiğini söylüyor.
Dediğine göre, yavaşlama, düşüncelere dalma, dikkatli olma, aklımız ve hatta kişiliğimiz için esas olan düşünme ve okuma gibi derin hallere girme yeteneğimizi kaybediyoruz.
Carr “İnternet bizi yüzeyselleştiriyor, düşünme biçimimizi değiştiriyor. Bazı açılardan bizi daha hızlı düşünen insanlara dönüştürse de bazı açılardan daha sığ düşünen insanlar olmamıza neden oluyor” diyor.

X