Arada olumsuzluklar olsa da Türkiye’nin geleceği parlak

2005 yılında Forbes Dergisi’nin ‘Dünyanın En Güçlü Kadınları’ listesine 7’inci sıradan giren Citigroup Inc. CFO’su Sallie Krawcheck, Türkiye’de atılan adımların, yapılan reformların ve mali disiplinin doğru yönde olduğunu söyledi.

Uzun vadede Türkiye’nin geleceğinin çok parlak olduğuna inandığını belirten Krawcheck, ‘Avrupa Birliği olsa da olmasa da, Türkiye ileriye doğru gidecektir’ dedi.

FORBES Dergisi’nin ‘Dünyanın En Güçlü Kadınlar Listesi’nde bu yıl 7’inci sırada yer alan Citigroup Inc. CFO’su Sallie L. Krawcheck, Türk bankacılık sektörüne ‘Enflasyonun düştüğü ortamda risklerinizi iyi kontrol’ edin uyarısında bulundu. Yedi kişilik üst düzey ekibiyle birlikte geçtiğimiz perşembe bir günlüğüne özel uçakla İstanbul’a gelen Sallie Krawcheck, Türkiye’de Citibank ile faaliyet gösteren Citigroup Türkiye çalışanlarıyla Çırağan Sarayı’nda buluştu. Krawcheck, ‘CFO olduktan sonra Avrupa’ya yaptığım ilk seyahatte Polonya, Rusya, Almanya ile birlikte Türkiye’ye de geldim’ diyerek, Citigroup’un Türkiye’ye verdiği önemin altını çizdi. Krawcheck, ‘Avrupa Birliği olsa da olmasa da, Türkiye ileriye doğru gidecektir’ dedi.

Citigroup’un gelecekteki CEO adayları arasında yer alan CFO’su Sallie Crawcheck, finansal raporlamadan, hazineden, vergiden, yatırımcı ilişkilerinden, birleşme ve satınalma ile stratejik planlamadan sorumlu. Krawcheck, henüz 37 yaşındayken bir araştırma şirketini yönetirken, Wall Street’in en büyük aracı kurumlarından Smith Barney’in tepesine hızlı adımlarla yükselerek CEO oldu. İki yıl sonra da 39 yaşındayken, Smith Barney’i bünyesinde barındıran ve dünyanın en büyük finans grubu Citigroup’un CFO’luğuna atandı. 40 yaşındaki Krawcheck, Wall Street’teki en sözü geçen kadınlardan biri ve Citigroup’ta dengeleyici bir güç olarak gösteriliyor.

‘Dünyanın En Güçlü Kadınları’ listesine 7’inci sıradan giren ve dünyanın en büyük finans grubu Citigroup’un gelecekteki CEO adaylarından Sallie Krawcheck ile Türk bankacılık sektöründen Citigroup’un Türkiye’ye bakışına uzanan bir yelpazede konuştuk.

Türkiye’deki para ve sermaye piyasalarını nasıl görüyorsunuz?

- Buradaki gelişimi görmekten çok mutluyum. Devlet bu gelişimi sağlamak için bir çok adım attı. Bunlar doğru yolda adımlar. Türkiye bu şekilde giderse güçlü bir ekonomiye kavuşacak. Ama tabii ki ekonominin her yıl veya her çeyrekte mükemmel olması veya daha da iyiye gitmesi gibi beklenmemeli. Biz uzun vadede iyi bir ekonomi goruyoruz. Bu konuda iyimser olmamızın nedeni de mali disiplinin sağlanmasından ve hükümetin kararlılıkla doğru yöne giden adımlar atmasından kaynaklanıyor.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz?

- Piyasalar ne kadar derin ve ne kadar akıcı olursa o kadar iyi. Gelişme için her zaman gidilecek bir yer var. Ama o gidişatın neresi olacağını, gidebileceği değerlerin ne olacağını tabii ki söyleyemem.

Krizden sonra Türk bankacılık sektöründe yapılan düzenlemeler yeterli mi?

- Kesinlikle doğru yöne gidiliyor. Atılan adımlar, çıkılan basamakların çok doğru yönde olduğunu görüyoruz. Bu şekilde devam ederse bankacılık sektörü gelişmeye devam edecektir. Bunun da en güzel örneği yabancı yatırımcıların bankacılık sektörüne olan ilgilerinin artması. Sanırım bankacılık sektöründe yüzde 3 civarında olan yabancı yatırım payı, bugün yüzde 10’lara ulaşmak üzere. Bu da güvenin arttığının en güzel örneği.

Türkiye’deki bankacılık sektörü hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Bir müşterinin gözünden baktığımız zaman çok iyi bir yere doğru gittiğinizi görüyoruz. Çünkü bankacılık sektöründe bugün müşteriye çok iyi servis veriliyor. Bankacılık sektöründe çok rekabetçi bir ortam var. Örneğin kredi kartı alanında çok önemli gelişmeler oldu. Artan rekabetten dolayı müşteriye çok iyi servis verilebiliyor. Bankalar yeni yeni ürünleri piyasaya sürüyor. Bu da müşteri tarafından iyi bir gelişme. Örnek olarak mortgage sisteminin Türkiye’ye gelmesi de işi bir gelişme. Tabi gelişmek için daha yer var. Sektörde çok iyi rakiplerimiz var. Bu rakiplerin yardımıyla gelişme mutlaka sağlanacaktır. Ama bu gelişme sürecinde de enflasyonun düştüğü bir ortamda herkes risklerini iyi kontrol etmeli, ona göre kendini yeniden ayarlamalı.

Bankalar düşük enflasyon ortamında daha mı dikkatli olmalı?

- Düşük enflasyon aslında iyi. Amerika’da düşük enflasyondan sonra aşağı yukarı 20 yıl kadar bankacılık sektöründe çok iyi bir gelişme görüldü. Söylemek istediğim şu, hızlı değişen ortamlarda düşen faiz oranları olabilir. Türkiye’de de bankalar ve oyuncular çok hızlı bir şekilde risk yönetimlerini geliştirmeli ve düşen enflasyon ortamına ayak uydurmaya çalışmalılar.

Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri nasıl görüyorsunuz?

- Çok iyi olduğunu görüyoruz. Enflasyonun düşmesi, yapılan reformlar ve mali disiplindeki iyileşmede bunların hep örnekleri. Devlet doğru şeyleri yapıyor.

Türkiye’de büyüyor ve parlıyoruz

Türkiye’ye ilk gelişiniz. İlk izlenimleriniz neler?

- İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğuna inanıyorum. Burada olmaktan çok mutluyum. Türkiye’deki işlerimizin üzerinden geçmek ve onları analiz etmek için buraya geldim. Citigroup olarak çok uzun zamandır, 30 yıldan fazladır Türkiye’de faaliyet gösteriyoruz ve buraya çok bağlıyız. Türkiye’de büyüyen ve parlayan bir iş görmekten çok mutluyum. Bunları New York’a da geri götürüp, paylaşacağım.

Yeni ürünleriniz, yeni projeleriniz var mı?

- Bireysel tarafta geçen birkaç yılda ürün durumumuzu çok genişlettik. Bugün nasıl daha fazla ürün piyasaya sürebilirizi planlıyoruz. Türkiye mutlaka genişlemek istediğimiz bir ülke, çok memnunuz. Türkiye’de kendimizi daha iyi pozisyonlandırmak istiyoruz.

Ekonomi güçlendikçe evlilikler artar

Dünyada satın alma ve birleşme sürecinde yaşanan hızlanmayı neye bağlıyorsunuz?

- Ekonomik hareketlenmelerle evlilikler ve birleşmeler arasında çok direkt bir bağlantı var. Hareketlilik arttıkça evliliklerin de, birleşmelerin de daha arttığını görüyoruz. Şu anda dünyada ekonomi göreceli olarak güçlendiği için yöneticiler evlilikler ve birleşmeler için kendilerini daha güvenli hissediyor. Eğer bunu görmeseydik süpriz olurdu, bu çok normal bir gelişme.

AB olsa da olmasa da Türkiye ileriye doğru gidecektir

Size göre Avrupa Birliği (AB) için Türkiye’nin şansı var mı?

- Bu konuda uzman biri değilim, ama konuşulanlardan anladığım kadarıyla bu başarılı olacaksa da uzun sürecek. Bu benim görüşüm. Ancak bana göre AB, Türkiye’yi ileriye götürecek tek şey değil, AB olsa da olmasa da Türkiye ileriye doğru gidecektir.

Organik büyümeye odaklanıyoruz

Citigroup’un gündeminde yeni satın almalar ya da evlilikler var mı?

- Sırlarımızı vermiyeceğim. Fakat bugüne kadar tarihte birçok evlilikler ve birleşmeler yaptık. Bunu da ileride devam ettirebiliriz. Bugün söyleyebileceğim bir durum yok. Şu anda organik büyüme üzerine odaklanıyoruz. Tabii ileri baktığımız zaman sadece Türkiye için değil, bütün ülkeler için organik hem inorganik büyüme alternatiflerini her zaman gözden geçiriyoruz. Her pazarda bunu değişik yapıyoruz.

Hem kurumsal, hem bireysel müşteriye önem vermeliyiz

Citigroup’un Türkiye’deki hedefleri neler?

- İstanbul’a bunun için geldim. Günboyu yaptığımız toplantılarda bu hedefleri belirlemeye çalışıyoruz. Gelecek yılın hedeflerini konuşuyoruz. En önemli hedeflerimizden biri, tabii ki müşteri hizmetimizi çok yüksek bir seviyede tutmayı devam ettirmek. Bunu iki taraflı yapmamız gerekiyor. Hem kurumsal tarafta, hem de bireysel tarafta müşteri servisimize çok önem vermemiz gerekiyor.

Citigroup Türkiye

Kuruluş yılı: 1975

Çalışan sayısı: 1250

Şube sayısı: 24

ATM sayısı: 49

Aktif büyüklüğü:

1.921.745.000 YTL

Net Kár: 28.860.000 YTL

Sermaye yeterlilik

rasyosu: %26.54

Özkaynak: 359.218.000 YTL

2002’den bu yana en güçlü kadınlar arasında

Sallie Krawcheck, 2002’den 2004’e kadar, üç yıl üst üste Fortune Dergisi tarafından iş hayatındaki En Güçlü Kadınlar’dan biri seçildi. 2003 yılında da aynı dergi tarafından ‘40 yaşının altında en sözü geçen kişi’ seçilen Krawcheck, 2002 yılında Time Dergisi tarafından, Global iş hayatının sözü geçen iş kadınlarından biri seçildi. Forbes Dergisi’nin 2005 yılı ‘En Güçlü Kadınlar Listesi’nde 7’inci sırada yer aldı.

SALLIE KRAWCHECK

Citigroup’un CFO’su Sallie L. Krawcheck, 1987 yılında North Carolina Üniversitesi’nden üstün başarıyla mezun oldu. 1992 yılında Colombia Üniversitesi’nde MBA yaptı. Salomon Brothers’da finansal analist olarak görev yaptıktan sonra Donaldson, Lufkin&Jenrette’da Kurumsal Finansman Departmanı’nda yönetici olarak çalıştı. 1994’den 1999’a kadar hayat sigortası, hisse senedi ve aracılık şirketlerinden sorumlu hisse senedi analisti olarak görev yaptı. Bu süre boyunca her sene Institutional Investor dergisi tarafından düzenlenen ankette ‘En İyi Analist’ seçildi. Sanford C.Bernstein&Company’de Başkan ve CEO olarak görev aldı. Bernstein’in ana firması olan Alliance Capital Management’da, 1999’dan 2001’e kadar İdareci Başkan Yardımcılığı yaptı. Citigroup’a, Smith Barney’in Başkan’ı ve CEO’su olarak Ekim 2002’de katıldı. 2004 Eylül ayında da Citigroup’un CFO’luğu’na atandı. Krawcheck, Citigroup Yönetim Komitesi ve Bölüm Başkanları Komitesi ile Citigroup Vakfı’nın yönetiminde de yer alıyor.
Yazarın Tüm Yazıları