"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Apple’a kızacağına...

İngiliz Independent gazetesi, Apple’ın yeni ürünü iPad için günde 13-14 saat fabrikada çalışan Çinli gençleri görüntülemiş.

Tuvalete gitmeleri bile yasak...
Molada yorgunluktan hepsi masaların üzerinde uyuyor...
Hapishane koşullarından beter bir yer...
Bunun karşılığında da saat başına sadece 55 kuruş kazanıyorlar. Günde 7-8 lira demek bu... ınsan emeğinin böylesine sömürülmesi kabul edilir gibi değil. Gazetelerde bu haberleri görüp de üzülenlere bir çift sözüm var: Çin’e kadar gitmenize gerek yok ben size buradan bir manzara göstereyim.
Mevsimi geldi, şu an 1,5 milyon civarında insan yerinden yurdundan kalkarak Ege’ye, Çukurova’ya, Karadeniz’e göç ediyor, mevsimlik işçi olarak...
Bir kısmı hedefe varamayacak bile, külüstür kamyon kasalarından portakal gibi yollara saçıldıklarının iki sütun haberini okuyacağız gazetelerde...
Varanlar da yaşadıklarına pişman olacaklar; günde 13-14 saat güneşin altında kimi pamuk toplayacak, kimi fındık...
Hiçbir sosyal güvenceleri olmadan en ağır koşullarda çalışacaklar...
Kimi işçi toplayan ‘elçi’ye, ‘dayıbaşı’na borcunu ödeyecek, kimi doğrudan un, yağ, şeker alacak.
Farmville’de domates yetiştirmeye benzemez bu...
Yemeklerini ayaküstü yiyecek, temiz suyu bulamayacak, en kötü barınaklarda üst üste yaşayacaklar.
Üzerine bir de gittikleri bölgelerde potansiyel terörist muamelesi görecekler...
Tüm bunların karşılığında da kaç lira kazanacaklar biliyor musunuz?
Günde 10-15 lira, Çinli kardeşlerinden 3-5 lira fazla...
şimdi sorarım size Çin’de Apple fabrikasında çalışan işçinin yerinde mi olmak istersiniz, Türkiye’de tarlada çalışan bu modern kölelerin mi?..
Mevsimi geldi, Independent gazetesinden rica etsek Türkiye’de tarladaki gündelikçilerin çalışma koşullarını da görüntüler mi acaba?.. Çinli’ye üzülmenin daha kolay olduğu bizim buralarda kimsenin umurunda değil de...

Tebrikler Manga...

Açıkçası ben bu kadar başarılı olacaklarını beklemiyordum...
Sıralamada 6-7’ncilik gibi bir yer tahmin ediyordum.
‘Birinci olacak’ denilen Azerbaycan’ın değil ama Almanya, Danimarka, Ermenistan’ın bizim üzerimizde yer alacağını düşünüyordum.
Mart ayında yaptığım “ılk 5’e girer” tahminimi, yarı finalde izlediğim iyi şarkılardan sonra 6-7’ncilik olarak revize etmiştim.
Çünkü bu yıl geçen yıllara oranla birbirine yakın kalitede şarkı sayısı daha fazlaydı.
2’nci sıradaki Türkiye’yle 8’inci sıradaki Yunanistan arasında sadece 30 puan fark olması, aradaki ülkelerin bir-iki puan farkla (140, 141, 143, 145, 149 puan) sıralanması bu yıl iyi şarkı sayısının fazla olduğunu gösteriyor zaten.
Manga bu zorlu yarıştan 2’nci çıktığı için iki kez alkışı hak ediyor.

Özveren’e bir öneri

Bülent Özveren, Allah uzun ömür versin hayatının sonuna kadar Eurovision yarışmalarını anlatmaya devam etmeli.
Her şeyin çabuk tüketildiği televizyonda bazı isimlerin simge haline dönüşmesi güzel.
Eurovision demek Bülent Özveren demek... Bülent Özveren demek Eurovision demek...
Ancak Özveren’e bir önerim var: Türkiye-Azerbaycan, Bosna Hersek-Türkiye örnekleri dururken hâlâ diğer ülkeler için “Bunlar her sene birbirlerine 12 puan verir” demek çok komik oluyor.
10 yıl önce geçerliydi bu ama artık değil çünkü Türkiye de aynısını yapıyor...Özveren Eurovision’u anlatmaya devam etmeli ama eski takıntılarından kurtularak...

Seneye Ajda gitsin

Geçenlerde Ajda Pekkan’la sohbet ederken aklıma nereden geldiyse bir anda sordum: “Petrol’le Eurovision’a gittiğine pişman mısın” diye...
“O zaman için çok erken bir şarkıydı. Petrol bugün yarışsa Eurovision’da çok daha iyi derece alır” dedi.
Ajda, Eurovision’da Petrol’ü söylediğinde yıl 1980’di...
Ne Türk popu bugünkü Türk popuydu...
Ne Türkiye bugünkü Türkiye...
Ne de Avrupa bugünkü Avrupa... Madem her yıl Eurovision yarışmasından hemen sonra seneye kimin gideceği tartışılmaya başlanıyor, bu yıl ilk ismi ben atıyorum ortaya: Seneye Eurovision’a 31 yıl sonra yeniden Ajda Pekkan gitsin.
Kaybetmesi kazanması hiç önemli değil.
Önemli olan Ajda’nın 31 yıl sonra da hâlâ müziğiyle güzelliğiyle zirvede olduğunu tüm Avrupa’nın görmesi...
“Teklif gelirse yeniden gider misin” diye sormadım bile...
Belki bu işe hiç sıcak bakmaz, bilmiyorum...
Ama Süperstar’ın yarıştığı bir Eurovision’un hepimiz için çok daha heyecanlı olacağından eminim.

X