"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Antarktika’nın kapısında Carrefour

Beş yıl önce Kuzey kutbuna doğru, Sibirya açıklarına gitme fırsatı geçti elime.

Kaçırmadım. Gittiğimde ve döndükten sonra uzun süre lanet ettim, o ayrı. şundan...

Önce donarak, ardından Türklerin -insanın yaşamadığı yerde- inşa ettiği kültür sanat merkezindeki altı saatlik Eurovision’umsu müsamereyi izlerken jilet atmaya yeltenerek, en son da içinde olduğum bozuk uçağın çakılma ihtimaliyle karşı karşıya kalarak üç kez Azrail’e takılmanın ucundan döndüm.

Zaman acıları silip Sibirya’yı tatlı bir anıya dönüştürdüğünden ve serdeki mazoşistlikten, bu kez Güney kutbuna uzama teklifini düşünmeden kabul ettim.

Jules Verne’in “Dünyanın Ucundaki Fener”de anlattığı yeri yeniden keşfedecektim.

Kaşiflerin zamanında buraya gitmek aylar alıyordu, doğru. Ama bugün de buraya tak diye ulaşabileceğinizi sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.

Günümüz koşullarında da bu, rahatına düşkün bünyeleri zorlayacak bir yolculuk.

Benim rotamı izlerseniz, 3.5 saat Madrid’e uçuyor, oradan 13 saatte Buenos Aires’e varıyorsunuz.

En güzel uçak pisti

Bu yolculuğa bu mevsimde çıkarsanız Buenos Aires sizi adı gibi “güzel havalar”la karşılıyor. Baharın ve Latin tınılarının etkisiyle içiniz kıpır kıpır oluyor.

Biz şehirde hızlı bir tur attıktan sonra gece 3’te “Fin del Mondo”, yani “dünyanın sonu” dedikleri Ushuaia’ya gitmek üzere havaalanında hazır ola geçtik.

Buenos Aires’ten 3.5 saatlik uçuşun sonunda dünyanın en güzel manzaralı pistine iniyorsunuz. Uçağın tekerlekleri yeri bulduğunda sol tarafınızda boylu boyunca gri deniz ve karlı dağlar uzanıyor.

Ekimde gelseniz bu bölgede kayak yapabiliyorsunuz. şimdi ise yapılacak en iyi şey, vaktiyle mahkûmları buradaki hapishaneye taşıyan buharlı trene atlamak.

Tren sizi mahkûmların izlediği rota üzerinden milli parka götürüyor. Penguenleri ve Jules Verne’in fenerini görmek için bir katamarana atlamanız gerek.Ve buraya yolunuz düşerse az aşağıdaki Antarktika’ya gitmeniz şart. Buraya gelip de Antarktika’ya inmemek, ıstanbul’a gidip de Boğaz’a gitmemek gibi bir şey.

Bu tecrübe Sibirya’nın damağımda bıraktığı acı tadı sildi götürdü. Mevzu bahis kutuplar dahi olsa ne varsa Güney’de var.

Tek sinir bozucu olan ne biliyor musunuz?

“Dünyanın sonu”, “Antarktika’nın kapısı” dedikleri, penguenleri görmeye gittiğiniz yerde, yeryüzünün güneydeki en uç noktasında bile karşınıza Carrefour çıkıyor.

Buenos Aires’te yapılması gerekenler

Caddelerde ağaçlara iyi bakın. Böyle yaşlı ağaçların neden İstanbul caddelerini çevrelemediğinden dem vurun.

Yemek+tango mekanlarından uzak durun. Gerçek bir Buenos Aires tecrübesi için oranın yerlisinin dans etmeye gittiği mekanları tercih edin. 

Sokakta tango yapan kızların popolarına bakın. “Onlarınki popoysa bizimki ne, bizimki popoysa onlarınki ne” diye düşünün.

İçi karamelli, dışı çikolatalı Havanna marka bisküvilerden tadın. Bizim Halley biraz bunların yandan yemişi.

Her restoranda et ısmarlayın. Burada yediğiniz her et hayatınızda yediğiniz en iyi et.

Buenos Aires’te yeni trend şu: şefler evlerinde yemek pişiriyor; yemeğe onlara gidiyorsunuz. Bunlara “puertas cerradas” deniyor. Casa Felix adlı ev-restoranda şef Diego Felix 12 misafire yemek hazırlıyor. Yemekten önce evini, mutfağını, küçük tarlasını gezdiriyor. Ve yemeğe uygun şaraplar servis ediyor.

X