"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Annem, Ajda’yı kıskanıyor mu?

ANNEM, şahane bir 66’lık. Gerçekten. Evet, şu son yılda büyük bir acı yaşadı, kendine gelmesi zaman aldı, tam geldi mi onu da bilmiyorum ama hâlâ çok hoş bir kadın. Ve asıl önemlisi, çaptan düşmüş hissetmiyor, son derece enerjik, hareketli, her işe yetişiyor, bale okulu var, bir sürü öğrencisi, planları, projeleri var...

Ama diyor ki, “Yaşlılık iyi bir şey değil. Hatta kötü bir şey. Her yaşın kendine göre bir güzelliği var lafı da yalan. Bir kere beyninle vücudun arasındaki ilişki bozuluyor. Beynin her şeyi yapmayı isterken, vücudun bazı şeylere izin vermiyor. Gözün görmüyor, eklemlerin sızlıyor. En müthiş 60’lığın bile dizleri ağrıyordur iddiaya girerim...”

Böyle diyor.


Ben de, “Hadi canım!” diyorum.


“Ne sandın? Sen o çılgın fotoğraflara bakıp Ajda Pekkan’ın dizleri ağrımıyor mu zannediyorsun? Evet sahne başka ama ya evde. Kesinlikle eklemleri sızlıyordur. Biliyorum hoşuna gitmiyor, kimsenin hoşuna gitmiyor ama gerçek bu!”


“Mami, yoksa sen onu kıskanıyor musun!”
diyorum, “Hayatta inanmam Ajda’nın evde dizlerinin filan ağrıdığına...”


Sevgili Ajda...


Hayatımda ilk defa annem haklı olmasın istiyorum. Ve samimiyetinize dayanarak soruyorum: Benim bilmem yeterli, Türkiye öğrenmese de olur! Dizleriniz ağrıyor mu gerçekten?

 

Gazeteci nasıl olmalı

 

ESKİDEN ben de bir gazetenin ekinde çalışıyordum. Hem muhabir, hem editör, hem de röportör olarak. Sonra ayrıldım, master yaptım, hamile kaldım, sonra oğlum doğdu. Bu özetin içinde sizi ilgilendiren kısım, yüksek lisans kısmı.


Yüksek lisansa girerken, bilirsiniz bir mülakat yapılıyor. Benim mülakatım ilginçti. İnsan tabii, ‘Beni almayacaklar da kimi alacaklar?’ diye düşünüyor, hiç de öyle olmuyor. Eklerde çalışan, kapak sayfalarına poz veren, ona buna seks de sorabilen, onlara göre, ‘Ayşe Armancı’ kadınlar olarak pek de tutulmuyoruz. ‘Gazeteci nasıl olmalı, haberci ne yapar?’ gibi şeyler konuşurken, güm diye geldi soru: ‘Peki, Ayşe Arman hakkında ne düşünüyorsun?’ Buyurun, buradan yakın. Hakkınızda olumlu, olumsuz ne düşündüğümü söyledim, ‘Ama’ dedim, ‘Kimse bir haberi sonuna kadar, her yolu deneyerek kovalayan biri olduğunuinkar edemez! Tabii son dönemde haberlerindeki şöhretlilerin yerini, kendi şöhreti aldı, bu hoş değil’ diye de geveledim. Beğenmedi cevabımı. ‘Onun gibi yazmak ister misin? Mesela kocanı anlatır mısın yazılarında?’ dedi. ‘Sonunu güzel bir yere bağlayacaksam niye olmasın? Ayrıca benim kocam da çok komiktir’ dedim. Bir eksi daha! Bu ne ya? Çok sinir bozucu, çok kıl. Bir de her yerde Ayşe Arman savunucusu durumuna düşmek de bir garip! Neyse... Anlaşılan o ki, akademik ya da profesyonel hayatta, genel olarak size bir yüklenme var. Doğrularınızdan çok, yanlışlarınız ve hoşa gitmeyen yönleriniz öne çıkartılıyor. Siz zaten alışmışsınızdır, sıkmayın canınızı diyeceğim ama mümkün mü...  (F.A.)


*
Hakkımda ne düşünürseniz düşünün, ben sizin sıkı takipçilerinizdendim. Hatta, siz gidince, “Delirmişler, bu kadının gitmesine neden izin verdiler?” demiştim. Demek, hamilelik filan girdi araya. Bebek şahane olmuş, çok tebrik ediyorum. Baş harflerinizi değiştirdim ve yazıda bir iki minik değişiklik de yaptım ki, kim olduğunuz anlaşılmasın. Yüksek lisans mülakatında adımın geçmesi saçma ama çok da şaşırmadım. Ben daha henüz, gazetecilerin yaptığı işi beğenen, basın akademisyenleri hiç görmedim. Oradan mezun olanlar gazetecilik öğrenmez. Daha doğrusu, yeniden gazetelerde gazeteciliği öğrenmek zorunda kalırlar. Ertuğrul Özkök dahil küçümsemedikleri gazeteci de yoktur. Canları sağ olsun. Ama öğrencilerine iyilik değil, kötülük yapıyorlar. O 4 yıl boşa gidiyor, o okullarda çok da manalı şeyler öğrenilmiyor.

 

-Biseksüel misin? –Değilim

 

UZUN zamandır biseksüel olduğundan şüpheleniyordum geçen pazar sabahı emin oldum. Scarlett’i anlatışında, göğüsleri hakkında konuşmanda, kırmızı oje detayında elinde olmadan ona farklı bir gözle bakışında var bu. Ama en çok nerede var biliyor musun? En en önemlisi, onu kıskanmadan tüm kaprisleriyle güzel kadın olduğu için kabul edişinde, ona gösterdiğin tahammülde var. ‘Tam kadın’ olsaydın, yanlış anlama yani ‘straight’ olsaydın, deli olurdun o mermer sütunsu Marylin’in sana olan tutumu karşısında. ‘Hem benden güzel hem akıllı, Allah belasını versin, hem da hava atıyor!’ derdin. Biseksüel yanın, yani onu beğenen, isteyen yanın, onu affetti. Denemiş olabilirsin, denememiş de ama sen busun sevgili Ayşe. Sevgilerim senin olsun.   (Selvi.)


*
Vaaaaay! Bir de bu çıktı başıma! Selvicim, seni hayal kırıklığına uğratacağım ama değilim. Bazı kadınları beğeniyor olmam, onlarla birlikte olmayı hayal ettiğim anlamına gelmiyor. Gerçi, bunu başkaları da söyledi, “Hem erkek hem kadınsın” diye. Hatta, “Travestisin, içinde erkek yaşıyor!” diyen de oldu. Hepsi palavra. Ben sadece erkekleri, pardon sadece sevgilimi arzuluyorum. 

X