Amerika'da rejim değişikliği oldu (2)

DÜNKÜ yazıda belirtmeye çalıştığım üzere ABD, yepyeni bir dünya düzenini tanımlamaya soyunmuş durumda.

ABD'ye itirazı kabul etmeyen, ‘‘dost ülkelerle’’ ortak işbirliğini düşünmeyen, Amerika'nın askeri gücünün karşısında tartışmasız boyun eğilmesini isteyen bir Pax Americana tanımlanıyor, bunun unsurları uygulanıyor bir yıldır.

Meselenin sunuşu terörle savaşa bağlantılı olarak yapılıyor.

Yani 11 Eylül olayları Amerikan yönetimine istedikleri yeni düzeni kurma yolunda muazzam bir gerekçe oluşturma fırsatı tanımış durumda.

Ancak yeni durumun, oluşturulmasına çalışılan yeni dünya düzeninin sadece 11 Eylül olayıyla, terörle savaşla bağlantılı olduğunu, bundan kaynaklandığını sanırsanız tamamen yanılırsınız.

Çünkü birazdan göstereceğim gibi bugünkü yeni dünya düzeninin çerçevesi 10 yıldan bu yana hatta Körfez Savaşı öncesinden başlanarak atılmıştı.

Bunu söylerken tamamen Amerika'nın resmi belgelerine, özellikle de Defense Planning Guidence for the fiscal years 1994-1999, Defense Planning Guidence for the fiscal years 2002-2009 ve Defense Strategy for the 1990's adlı belgelere dayanıyoruz.

***

Berlin Duvarı'nın çöküşünden ve Sovyetler Birliği'nin çözülmesinden sonra Amerikan yönetimi içinde bir grup insan ABD'nin yeni dönemde dünya stratejisinin ne olması, ülkelerinin nasıl tavırlar alması gerektiği konusunda düşünmeye ve planlar üretmeye başladılar.

Bu çalışmaların patronu konumunda bugünkü başkan yardımcısı Dick Cheney vardı. Stratejinin yazılması işini de büyük ölçüde bugünkü Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz üstlenmişti.

11 önce başlayan bu çalışmalarda bugünkü güçlü konumlarda olan insanlar Başkan Bush'un 11 Eylül saldırısından ancak 8 ay sonra haziran ayında West Point Askeri Akademisi'nde ilk kez net olarak formüle edebildiği görüşleri ta o zamanlar ortaya atmışlardı.

Amerika'nın tartışmasız en büyük dünya gücü olması gerektiği, bunun için askeri gücünü korkusuzca kullanacağı, tehditlerin oluşmasını beklemeden potansiyel tehditlerin de vurulacağı, Irak'ın mutlaka vurulması gerektiği 11 yıl önce net olarak ortaya konulmuştu.

Başkan Bush'un bunca zamandır ortada var olan bir stratejik hazırlığı gecikmeli olarak net formüle edebilmesi ise Amerikan yönetimi içinde bu konuda büyük bir tartışmanın, hatta sertleşmenin yaşanmış olmasıyla bağlantılıdır.

Yanlış yapmayalım, Dışişleri Bakanı Colin Powell'dan kaynaklanan bir itiraz kesinlikle söz konusu değildir bu yeni stratejiye.

Çünkü 11 yıl önce tohumları atılan bugünkü stratejinin en büyük savunucusu Colin Powell'dı. Hatta güce dayalı dünya egemenliği stratejisinin ana fikrini atanlardan bir tanesi de oydu. Dolayısıyla bugünkü yönetim içinde uygulamanın nasıl yapılacağı konusunda fikir ayrılığı yoktur, olsa olsa nüanslarda anlaşmazlıklar yaşanıp, halledilmektedir.

Büyük kavga ise farklı bir yerde verilmiştir. 11 Eylül öncesinde Amerikan yönetiminde ‘‘eski düzeni’’ devam ettirmeyi savunan sivillerle askerler ile, ‘‘yeni düzenin’’ savunucuları ve Pentagon içinde yer alan, yeni savaş teknolojilerini geliştirip bu yeni teknolojilere uygun askeri strateji oluşturan askerler grubu arasında kavga vardı.

Gerçi Bush'un biraz da zorlamayla Başkan seçilmesinden sonra yeni düzen savunucuları-yeni teknoloji yandaşları ortaklığının yönetim içindeki gücü çok artmıştı.

Ancak onların eski düzenin aynen devam etmesini savunanlara karşı elini güçlendirecek bir bahaneye ihtiyaçları vardı.

Bunu da gayet tabii ki 11 Eylül'de Amerika'ya yapılan saldırı sağladı.

Son olayda birçok komplo teorisinin ortaya atılmış olması da bu nedenledir, çünkü o olayla birlikte Amerikan yönetimi içinde öylesine dev bir güç harekete geçti ki, öylesine bir anda planlı hareket etmeye başladılar ki bu konuda bazı kuşkuların doğmaması da gerçekten tuhaf olurdu.

***

Dick Cheney'in patronluğu altında bugün Amerikan yönetimine yeni bir dünya düzeni tanımlama stratejisini yazmış olan Paul Wolfowitz ve arkadaşları, 11 yıl önce yönetim içinde ‘‘Vulkanlar’’ ve daha resmi dilde de ‘‘B Takımı’’ olarak adlandırılırdı.

Baba Bush'un başkanlığı döneminde bu gruba her türlü resmi politikaya ve istihbarata aykırı gelebilecek fikirler öne sürme, argüman ortaya koyma yetkisi verilmişti.

Clinton'ın başkanlığı bu grubun gücü ellerine tam olarak almalarına ara verdi.

Clinton'ın başkanlığı döneminde bu grup yönetimle açık olarak mücadeleye başladı.

Hatta ‘‘yeni muhafazakárların’’ Clinton'ın tüm başkanlığı döneminde onunla olağanüstü mücadele etmiş olmaları, Monica olayını bu şekilde başına sarmalarının da bu grubun gayrı resmi desteğiyle olduğu söyleniyor.

Oğul Bush'un tuhaf bir seçim sayımı sonucuyla başkanlığı almasından sonra B Takımı, ‘‘A Takımı’’ halini aldı. Pentagon içinde yeni savaş teknolojisini ve savaş stratejisini geliştirmiş olan grup, şahin sivillerin gücü ele geçirmesiyle gerçek savaşa hazırlanmaya başladı.

Irak'ın bugün terörü desteklediği için vurulacağı söyleniyor, oysa B Takımı Irak'ın istila edilmesini 11 yıl önce de savunuyordu.

Amerikan yönetimi dünya düzenini tek başına değiştirmeye ciddi olarak karar vermiş gözüküyor.

Terörle mücadele bu konuda sadece yönetime başka ülkeler karşısında manevi güç sağlayan bir argüman, o kadar, yoksa yapılmak istenen asıl işle, asıl hedefle onun çok da bağlantısı yok. Ve de üstelik Amerikan yönetimi gerçekte ne yapmak istediğini de resmi belgelere aynen yazmış durumda, yani işin saklısı gizlisi bulunmuyor.

Bunları bilelim ki yakında bölgede olup biteceklere hazırlıksız yakalanmayalım. Amerikan yönetimi Türkiye'nin iç meselelerini dikkate alır, ‘‘Yönetim bizi dinler’’ türünden kendi kendimizi tatmin etmekten başka anlamı olmayan söylemlerle vakit geçirmeyelim ve tartışmasız askeri güce dayalı yeni dünya düzeninin kurulması sürecinde olup biteceklere hazırlanalım.
Yazarın Tüm Yazıları