"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Amatör yağcı

Ayşe ARMAN

Mümkünse ‘‘kadrolu yağcılar’’ım olsun istiyorum. Olur olmadık yerde karşımda biten:

- Ne kadar zayıflamışsın! diyen.

- Çok iyi görünüyorsun! diyen.

Ya da. Buyrun, hoşlandığım bir kısım ‘‘yağlar’’ altta:

- Bugünkü yazın iyi olmuş.

- Yaptığın söyleşi hiç kötü değildi.

- Fikir iyi, fikir!

- Popon da fena görünmüyor.

- Bu kıyafetle çok şekersin.

- Tırnakların iğrenç ama bana kötü gelmiyor.

- Neler diyorsun, senin gibi bir kadını, aldatabilmem mümkün mü?

- Zeki kadın başkadır!

Filan, falan.

* * *

Bazen insanlara ‘‘Yalan bile olsa, duymak istediklerimi söyle’’ diyorum. Para bile verebilirim bunun için! Ben karşılığında para almıyorum ama zaman zaman, ben de onlara öyle davranıyorum. Hepimiz gerçeğin ne olduğunu zaten taa derinlerimizde biliyoruz, değil mi, ama yine de bize edilen iltifatları, övgüleri, yağları yemiş görünüyoruz, çünkü işimize geliyor, hoşumuza gidiyor. Aşağıda Emre Aköz'ün Ajan.net'teki yazısında yer alan, orjinali Teoman Çobanoğlu'na ait bir, ne?=metin, okuyacaksınız. Yağ çekmek üzerine. Hoşuma gitti. Bana da Hakan Özenen gönderdi. Ben de, değerli fikirlerimi de içine sokarak, orijinal metni biraz bozarak, size ileteyim dedim. Gördüğünüz gibi, söz konusu üç beyefendinin ismini de geçirerek onları mutlu ettim.

En azından bunu umud ediyorum.

Yağ çekmenin özeti bu aslında.

Karşınızdakini mutlu etmek.

Ne var yani bunda?

Usturuplu yapılırsa bir şey yok.

Usturuplu, usturupsuz...

Ben, bana yağ çekilmesinden hoşlanıyorum.

Yani haberiniz ola...

* * *

Yağcılık, sanattır.

Çok ince sanattır.

Yetenek, sabır, zeka ve ince-ayar gerektirir.

‘‘Ast-üst ilişkisi’’nin var olduğu bütün örgütlerde, siz deyin iş yerlerimizde, ben diyeyim tüm hayatın içinde, kademeler arasında ortaya çıkabilecek sürtüşmelerin, taraflara zarar vermemesi için -kesinlikle- yağ çekilir!

Ne var ki...

Yağın, hep ‘‘ast’’tan ‘‘üst’’e doğru verildiği zannedilir.

Ne münasebet!

Zaten hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

‘‘Yatay’’ veya ‘‘üst’’ten ‘‘ast’’a doğru yağlamalara da sıkça denk gelinir.

Gerçi, ‘‘yönetim edebiyatında’’, yer alan klasik yağ, evet, ‘‘ast’’ların ‘‘üst’’lerine verdikleridir.

‘‘Üst’’e yağ vermenin bilinen amacı da:

‘Üst’’ten belli bir taviz koparmak veya ilişkileri kaypaklaştırarak, kızışmayı önlemektir.

* * *

‘‘Yatay yağcılık’’ta ise maksat, kendi yapacağı işi başkasına yıkmak veya yardım sağlamaktır.

‘‘Üst’’ün, ‘‘ast’’a verdiği yağa gelince...

Genel olarak şu iki durumda başvurulur:

a)- Ya yeteri kadar maaş zammı verilmediği hallerde.

b)- Ya da ‘‘ast’’ı zor ve tehlikeli bir göreve yollamadan önce.

* * *

‘‘Üst’’ler, yani deneyimsiz ve kendine güveni az olan yöneticiler:

Kolay yağ kabul ederler.

Usta ve kendine güveni olan yöneticilere gelince:

Onlar ‘‘ast’’larını yağlayabilen, gerçek profesyonellerdir.

* * *

Yağcılık, genellikle yalancılık ve sömürü unsurlarını içerdiği için ‘‘olumsuz’’ bir davranış olarak nitelendirilir.

Ne ayıp!

Hepimizin yaptığı şey ayıp kabul edilemez!

Değil mi?

Yağ satarım, bal satarım...

Ustam ölmüş, ben satarım...

Hem yağcılık yapılmayan bir örgütte çalışmak zannedildiği kadar rahat değildir.

* * *

Yağcılara en fazla kızanlar ise:

a)- Aslında ‘‘üst’’lerine kızanlardır

b)- Bir de atik davranmayıp, yağ verme fırsatını kaçıranlardır.

Onlar ‘‘profesyonel yağcılara’’ çok bozulurlar.

* * *

Gerçekçi olalım.

Yağcıyım/ Yağcısın/ Yağcı

Yağcıyız/ Yağcısınız/ Yağcılar

Dolayısıyla, yağcılık, kuruma değil, kişiye güvenmenin esas olduğu, yani bizimki gibi şark toplumlarında, çok kullanılan bir ‘‘kendini koruma tekniği’’dir.

Kolay gibi görünmesine rağmen, yağcılık ustalık isteyen bir iştir.

Dozunu kaçırırsanız, etraf vıcık vıcık olur ve sonuç elde edilemez.

* * *

‘‘Üst’’lerin namı-ı diğer patronların, en çok sevdiği yağlama tekniği ise rakiplerinin durumunun kötüye gittiğine dair hadiselerle başlayan övmelerdir.

Çünkü patronlar -bazı durumlarda- zannedilenin aksine, para kazanmaya çok düşkün değillerdir.

Onların en büyük zevki rakiplerini geçmek, hatta mümkünse ezmektir.

Zarar etmeyi dahi göze alabilirler.

Yani ne yapmak gerekir?

a)- Rakiplerin müşkül durumlarıyla ilgili haberleri toplayarak kısık ve mutlu bir sesle kendilerine iletmek. Bunu bir alışkanlık haline getirirseniz, rahatlıkla yıllık zam ve primlerinizde önemli artışlar sağlayabilirsiniz.

b)- Ve hiç aklınızdan çıkarmamanız gerekir: Üst idarecilerin ve patronların en sevdiği cümle ‘‘Ben demiştim zaten’’dir. Onları tavlamak için ‘‘Siz demiştiniz zaten’’ diye konuşmaya başlayın.

* * *

Şimdi sözümüz, yöneticilere, patronlara, üst idarecilere:

‘‘Ast yağlama’’da büyülü esas, elle temastır. Eğer ‘‘astı’’nızı yağlayacaksınız kendisiyle konuşurken elinizi omuzuna koyun. Gömleğinin yakasını veya kravatını düzeltin veya koluna girip yürüyün. Uğurlarken de yanağını okşayın. Bu bedensel temas ona eşsiz bir haz ve güven duygusu verecektir.

* * *

Son söze gelince...

Göz ardı etmeyin/ vazgeçmeyin/ duruma göre size yağ çekilmesine izin verin/ ve duruma göre, siz de yağ çekmeye devam edin.

X