"Ayşe Aral - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral - Kelebek

Alın size aldatılma-2

Geçen gece Mucca’da dört kadın oturuyoruz, hepimiz bekârız, hepimizin boynuzları var, hâl böyle olunca yine konu dönüyor dolaşıyor, kocalara geliyor.

Artık bu konudan bıkmış olan ben mümkün olduğunca suskunluğumu korumaya çalışıyorum. Eski kocamdan falan da konuşmak istemiyorum, zaten yeterince konuştum.
Hatta istemediğim halde, canım acıtılınca, olan bitene rağmen hâlâ üzerime gelinince; “ha demek öyle, al sana, benim intikamım da böyle olur işte!” diye hikâyemi yazdım.
Pişman mıyım, hayır ama artık koca ve aldatılma laflarını duymaktan sıkıldım.
Tam suskunluğumu korurken arkadaşlarımdan biri “beni yazsana” dedi. “Neyini yazayım?” diye sordum, “aldatılmanı mı”...
Cevap bir anda hepimizi şoke etti.
“Hayır, aldatmamı, şimdi anlatacağım hepinize” dedi:
“Senin de yazmanı istememdeki sebep çok matah bir halt yediğimden değil, sadece kadınlar bilsinler ki aldatılsalar dahi hâlâ aşk yaşayabilirler, hiçbir şey için geç değil.”
Anlattı, dinledik, film gibiydi, bu film hâlâ da bitmemiş, şimdi ben size anlatayım.
Arkadaşım kilolu, kocası onu sürekli itici bulduğundan bahsedip duruyor ve sürekli kaçamakta, adamın kaçamaklarını hepimiz zaten duyup biliyoruz ama adam çekirge misali ondan buna, bundan ona zıplarken bu sefer bir kadında takılı kalıyor ve ciddi bir ilişki başlıyor. Arkadaşım bir şeylerden şüphe etse de tam olarak emin olamıyor ama midesi bulanıyor.
Ve yaz geliyor, kocayı kendi kaderiyle baş başa bırakıp çoluk çocuğu alıp yazlık evine gidiyor. Eve yerleştiklerinin ikinci günü arabasına atlayıp temizlik, gıda alışverişi yapmak üzere markete gidiyor, tam arabasını otoparka park ederken arkadan bir araba şiddetli bir şekilde arabasına vuruyor.
Diğer arabayı kullanan şoför özürler dileyip arkadaşımın telefonunu alıyor, “Arabanızı aldırıp tamir ettireceğiz” diyor. Akşam arkadaşıma bir telefon geliyor.
“Merhaba ben Şahin” (kod adımız elbette)...
Şoför adına özürler diliyor, yarın kendisinin geleceğini söylüyor falan falan...
Ve ertesi sabah Şahin geliyor.
Bizim kız zaten Şahin’i görünce kendi tabiriyle başka bir boyuta geçiyor. Ama kompleksleri var, koca diyor ya kilolusun, iticisin, hâlbuki Şahin ona o gün dünyanın en güzel kadını gibi davranıyor.
Araba alınıyor, yerine yedek bir araba bırakılıyor, bu arada telefon konuşmaları başlıyor, yemekler ve beklenmeyen an geliyor.
Arkadaşımın hayalini kurduğu ama beklemediği bir an... Şahin bir akşam bizim kızı teknesine yemeğe davet ediyor.
İşte o akşam için bizim kız “yeniden doğduğum gece” diyor. Aşk başlıyor.
Şahin’in etrafı korumalarla dolu, aşktan arada kafasını kaldıran arkadaşımın aklına Şahin’e ne iş yaptığını sormak geliyor.
Şahin pek yorum yapmıyor. Ama bizimki internette dolaşınca yeraltının en güçlü adamlarından birine âşık olduğunu anlıyor.
İnternette Şahin’in adam öldürdüğü bile yazıyor.
Kendisi bize şöyle anlatıyor; “Hâlâ o kadar aşığım ki, onu o kadar seviyorum ki... Kadınlığımı hatırlattı bana, beni tekrar ben yaptı, katil bile olsa vazgeçemem ondan.”
O konuştukça biz birer votka daha söylüyoruz.
Ve ilişki kışın da devam ediyor ama Şahin evli tabii ki. Zaten bizimki de evli ya. Şahin arıyor “gel” diyor, bizimki koşa koşa gidiyor.
Bu arada kocasının ilişkisi ayyuka çıkınca kocasıyla boşanıyorlar. (Aldatılıp boşanırken aramızda en az etkilenen oydu, biz bu duruma ayamadık, “vay be ne güçlü kadınmış” dedik, “kocasını sevmiyormuş zaten” dedik geçtik, meğer âşıkmış işte...)
Boşandıktan sonra bizimki daha rahat ediyor haliyle ama Şahin ilk günlerdekinden farklı davranmaya başlıyor. Buluşmaları azalıyor, sevişmeleri azalıyor. Birbirlerine olan sevgileri arttıkça sanki Şahin kaçmaya başlıyor, arkadaşım böyle anlatıyor.
Anlatırken de ağlıyor, “İnsanın çocuklarını bile gözünün görmeyeceği kadar bir erkeği sevmek nasıl bir şey biliyor musunuz?” diyor.
Devam ediyor: “Selülitlerinizi öpen bir adam oldu mu hiç?”
Şahin bir gün mesaj atıyor; “konuşmamız lazım” diye.
Buluştuklarında bu sefer Şahin ağlıyor.
“Arzu, ben hayatımda kimseye âşık olmadım, aşk meşk bunlara da hiç inanmazdım. Etrafım kadın-kızdan geçilmiyor ama hiçbiri benim için birkaç geceden öteye geçmedi, zaten başka bir hayatın içine girmişim.
Hani derler ya adın çıkacağına canın çıksın, bizim adımız çıkmış, hâlbuki ben öyle bir adam da değilim, bak bunu da böyle bil. Sana âşık oldum, seni her şeyden çok seviyorum ama sana kötülük ederim, bu iş devam ederse haksızlık olur sana, benim hayatım ağır gelir.”
Burada telefonunun kaydını kapatıyor arkadaşım. Bunları Şahin ona söylerken kayıt etmiş. Daha fazla Şahin’in konuşmasına izin vermiyor, ağlayarak Şahin’in ofisini terk ediyor.
Bu olay iki ay önce olmuş, o Şahin’i arayamıyor çünkü numaraları değişmiş ama ona geceleri bilinmeyen numaradan sessiz telefonlar geliyor.
“Karşıdaki telefonu kapatana kadar telefonda bekliyorum” diyor, “çünkü biliyorum; o Şahin”...
“Durun daha” diyor bize, “durun daha bu film bitmedi...”
Ayşe’nin notu: Yazının adı neden alın size aldatılma-2 mi, bilmem neden acaba?
Tabii bu arada tüm gece şunu da konuşuyoruz; kadının aldatması kolay mı? Hayır. Erkek gibi değil, kadının gözünün dönmesi lazım, dizlerinin titremesi lazım, karşısındaki erkeğe karşı konulamaz hisler duyması lazım. Kadın âşık olunca aldatıyor ve aldatınca da geri dönmemek üzere gidiyor. Arkadaşımın anlattığı her detay elbette ki buraya yazılamıyor.

X