Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ahçik’in aşkı

<B>EYVAH </B>ki eyvah, demek yavuklular hálá muradlarına eremeyecek.<br><br>Yani, <B>‘Bahçelerde mor meni / Deli ettin sen beni / Ya sen İslam ol Ahçik / Ya ben olam Ermeni’ </B>diyen o Anadolu türküsü onca zaman sonra yine hayata geçemeyecek.

Yani, din ve millet tanımayan evrensel aşıklar bir türlü birbirlerine kavuşamayacak.

Doğrusu, başlarım böyle gelenekten de, görenekten de, adetten de!

* * *

EVET, çünkü dünkü ‘Hürriyet’te Sefa Kaplan’ın imzasıyla yayınlanan ve Türkiye ve Ermenistan vatandaşlarının birbirlerinden ‘kız alıp vermek’ yahut ‘komşuluk ilişkileri sürdürmek’ reflekslerini irdeleyen harikuláde haberi okuyunca, kafamın tası aniden atıverdi.

Zaten de ‘harikuláde’ kelimesini sırf Kaplan’ın usta gazeteciliği için kullanıyorum.

Yoksa, İstanbul’daki ‘TESEV’le, Erivan’daki ‘Toplum ve Piyasa Araştırması Merkezi’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği soruşturma sonuç itibariyle‘b-e-r-b-a-t’!

* * *

ÖYLE, zira karşılıklı husumette; en azından ‘ihtiyat’ta halklar birbirleriyle yarışıyor.

Türkler Hayistan milletine oranla belki biraz daha ‘açık’ ama, o bile devede kulak!

Öz itibariyle al birini, vur ötekine ve her iki taraf da münasip yerine kına yaksın.

Okuduğunuz için burada tekrar ayrıntıya girmiyorum, işin esası şu ki, Ermeniler Türklere; Türkler de Ermenilere ‘kız vermeye’ yanaşmıyormuş.

İlkin, bre Hasan Ağa, bre Agop Efendi, o ‘vermek’ kelimesi de ne ola ki?

Kerimeleriniz ‘Ayşe’ veya ‘Tamar’ hanımefendiler siz peder beylerin bakkal ya da kuyumcu kasasına kilitli özel mülkiyet midirler ki, ‘Ayşe’ ‘Artin’e; ‘Tamar’ da ‘Ali’ye ‘varmak istediği’ (!) takdirde paşa babalarını illá ‘he’ demesini bekleyecekler?

Demek biriniz üfürerek, diğeriniz de istavroz çıkartarak ‘izdivacı takdis etmediği’ (!) takdirde, bahçelerin o Ermeni ‘mor meni’si ‘Ahçik’ İslam yavuklusuna kavuşamayacak.

Yağma yok ve dediğim gibi, böyle adete, geleneğe, göreneğe ben tekrar başlarım.

* * *

SONRA, tabii her ikisi de aslında gayet ‘pederşahi’ ve ‘maço’ toplumlar ya, dolayısıyla Ermeniler ve Türkler karşılıklı ‘erkek vermeye’ gelince biraz ‘yumuşuyorlar’.

Mırın kırınla bile olsa karşı tarafa ‘damat yollamaya’ pek ses seda çıkartılmıyor.

Vay canına, demek döl yatağında dahi ‘aygır’ spermatozoidler ‘dişi’lere hükmediyor ki, Hay babadan ‘ahparik’; Türk babadan ise ‘er’ sülále ineceği fikri kaz kafalara kazınmış.

Üstelik cehalet daha da göz çıkartıyor, zira Ermenilere ‘erkek vermeyi’ kabullenen Türklerin yüzde yirmiden fazlası, Hıristiyan dinden o Ermenilerin Musevi olduğunu sanıyor.

Çüş! Oysa malûm, Yahudilikte zürriyeti kız tarafı sürdürdüğüne göre, bizim avanaklar böyle bir durumda torunların Davudi yıldızlı imana mensup olacağını da bilmiyor.

* * *

KUŞKUSUZ, ‘kolektif hafıza’ denilen toplumsal bilinçaltı çok uzun müddet yaşar.

Nitekim, büyük ihtimalle Hay lisanında da benzerleri bulunan ve Türkçe’ye ‘Ermeni dölü’ gibi rezillik yansıtan ifadeler bu‘kolektif hafıza’nın ‘irrasyonel nefret’ boyutuna tekabül eder.

Ama buna karşılık, ‘Bahçelerde mor meni / Deli ettin sen beni / Ya sen İslam ol Ahçik / Ya ben olam Ermeni’ diyen türkü, 1915 tragedyasına dek aslında yukarıdakinden sonsuz defa daha uzun sürmüş olan diğer ‘kolektif hafıza’nın ‘rasyonel sevgi’sini haykırır.

Ve sen, ey sevdalılar sevdalısı ‘Ahçik’ ve sen, aşıklar aşığı ‘Veli’; mazi nefretinden hálá arınamamış babanız ‘Agop’un ve ‘Hasan’ın; ananız ‘Hayganuş’un ve ‘Fatma’nın ‘verdimdi, vermedimdi’ prangasını artık mutlaka kırın ki, evrensel mutluluğunuza kavuşun.

İster İslam olun, ister Ermeni hiç fark etmez, ‘i-n-s-a-n’sınız ya, yeter!
X