"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Ağız ishali=Eleştiri

Çok bunaldım çooook. Yardım rica ediyorum.

Karışan kafamı kaybettim “hükümsüzdür” diyorum.

 

Bekara koca boşamak kolay. Evli olup, bekara “evlen” demek kolay.

 

Yani, her ne değilsen öbürü olmak çok kolay.  

 

Sanırım.

 

Buna icabında “pabuç kadar dilin olması” da denilebilir.

 

Yine sanırım.

 

Ya da son zamanlardaki şekli ile “Ağız İshali”...

 

Buna “Eleştiri” diyenler de var.

 

Bayılıyorum.

 

Ben de istiyorum.

 

Sabbbahtan akşama kadar oturup ne var ne yok, kim var kim yok “eleştirmek” istiyorum.

 

Yemin ederim. Çok istiyorum.

 

Televizyonu açıyorum;

 

Şut çekilmiş de gol olamamış olan “golümsüyü” 1 saat “eleştirenleri” görüyorum.

 

Kanal değiştiriyorum;

 

“O adam yapamadı! Çünküüüüüü, şöyle aptal, böyle beceriksiz, bu kadar zihniyetsiz, hırsız, ahlaksız...” diyen terbiyeli/seviyeli politikacıları dinliyorum.

 

Yine kanal değiştiriyorum;

 

Hani bir önceki kanalda akılsız olduğu söylenen beceriksiz var ya, hah işte! Tam karşımda.

 

Bu sefer sıra onda, avaz avaz o da “eleştiriyor” önceki kanalda ona laf atan politikacıyı bambaşka bir konuda benzer uslupla.

 

Bunlar çocuklarımıza güzel “örnekler”; ama olsun, sen kanal çevir Yonca!

 

Hah dur! Magazin var burada, geyik yani.

 

Bakalım ne çıkacak karşıma?

 

Amanın o da ne?

 

Sanatçı şarkıcıyı, süpermarketçi bakkalcıyı, popçu rakçıyı, rakçı arabeskçiyi, sazcı sözcüyü, sözcü yapımcıyı, yapımcı ekibi, ekip de milleti “eleştiriyor”!

 

Hiii! Sıra her an bana gelebilir!

 

Kaç Yonca! Zapla zapla!

 

Hop! geldik yeni bir kanala.

 

Sırada haberler var, pür dikkat Yonca. (Bu arada ellerim de gözlerime yakın, kötü haber çıkarsa saklanacağım arkalarına, ağlamaktan gözlerim şişiyor sonra)

 

Hmmm... Durum vahim sanırsam burada da;

 

Sormuşlar vatandaşa, haklı ne yapsın, kaç kere gelir bu fırsat kapısına?

 

“Örneklerini” de ezberlediğinden... Almış o tonton Amcacım sazı eline, kim var kim yok vitesi beşlemiş, frensiz rampa aşağı gidiyor:

 

Devleti, Hükümeti, Ekonomiyi, Basını, Enflasyonu, İşsizliği, Muhalefeti, Muhalefetsizliği

Varlığı, Yokluğu, Yolsuzluğu, Adaleti, Rezaleti

Avrupa’ yı, Anayasayı, Amerika’ yı......

 

(Yeter uzatma be Yonca! (“be” demek çok ayıp Yonca, kaç kere dedik sana yapma. Başkasının ayıbını gören olmaz, seninkini kimse unutmaz!))

 

“Eleştiriyor!”

 

İnanın aklım karıştı.

 

Kulaklarım uğul uğul uğulduyor.

 

“Eleştirmek” bu mu?

 

Benim bildiğim “eleştiri” bir temele dayanır. (Dı.)

 

Bulgu vardır. Çözüm önerisi de sunabilir.

 

TERBİYELİDİR. YAPICIDIR. ÖĞRETİCİDİR.

 

Oysa, “Eleştirmek” yerine, sürekli “Durum Tespiti” yapılması,

 

Çamur atılması, altında pişkince kalınması, gocunulmaması,

 

Çocuk gibi: “Bana ne bana ne!” veya ekrana “ay gibi doğup” “NANİK!” yapılması, bir adım öteye geçilmemesi BENİ RUH HASTASI ediyor! (tabi sizi bilemiyorum)

 

Neden bir Allah’ ın kulu da çıkıp, ADAM GİBİ;

 

Çözümleri, Öngörülenleri, Alınan dersleri,

 

Yapılması gereken TOPLU fedakarlığı,

 

Bir elin “tın tın” layıp, iki elin zil çaldığını,

 

Uygulanabilecek olanları ve imkansız olanları anlatmıyor?

 

Akıllanmışlık ve olgunlaşmışlık adına: “Hatamız şuydu, doğrusu bu olacak” demiyor?

 

Yani,

 

Neden biri çıkıp da harbi harbiGerçekleri” söylemiyor?

 

Niye sürekli aptal yerine koyulduğumu bir açıklar mısınız bana lütfen?

 

Ben anlayamadım da...

 

HİÇ KİMSE:

 

“Vatandaşcım, iş başımıza gülle gibi düşmüştür, bu çorbada hepimizin tuzu vardır” demiyor.

 

“Vatandaş, gelin BERABER kemerleri sıkalım, anca 4 senede düze çıkarız!” demiyor.

 

Vatandaş da aynen ne gördüyse onu yapıyor: taklit ediyor, YALNIZ bırakıyor.

 

Oysa vatandaş şunu da demesini bilir:

 

“Hükümetcim, sözüm söz! Müsriflik etmeyeceğim, bu şartlarda ben de senin arkandayım!” diye.

 

Ya da,

 

“Bak Hükümetcim, ben sana şans verdim, sen kullanamadın madem, çekil git” diye.

 

LAF çok HAREKET yok.

 

Bilmem farkında mısınız ama,

 

Bu işte tek çözüm BİZİZ bence.

 

Yoksa, izninizle, ben söyleyeyim, bu durumun vatandaşçası:

 

“Abi hapı yuttuk!” tur.

 

Ben yabancı medyaya kızmaktan vazgeçtim. Benim anlamadığım durumu elin yabancısı nasıl anlasın?

 

Onların da kafası karıştı.

 

Bu kadar basit.

 

Gerçeklerin nesi ayıp?

 

Lütfen – Please - Bitte - S’ il vous plais,

 

“Eleştirmek” bu olmasa gerek. Ya da en kolayı bu olsa gerek.

 

İyisi mi hiç konuşmayalım, yapalım!

 

Olay BENde bitiyor. Bende.

 

Ona buna laf edeceğime,

 

Çuvaldızı kendime batırayım en önce.

 

O zaman belki “eleştirmek” zor olacak.

 

Ama taşı koduk mu yerine oturacak!

 

Yonca

“İğne”

 

Seçenekli dip not: Son cümlede, “taşı koduk mu” yerine, “oyu verdik mi” mi deseydim acaba?

SEÇİM sizin. Özgür iradenizin yanında kimse yok. Yalnızsınız. O zaman AKLINIZI kullanın ve SEÇİN!

X