Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aferin sana Kaya

Aferin sana. Şimdi herkes arkandan “Vay be” diye konuşuyor.

“Vay be, ne şanslı herif” diyor. Bir elinde Hülya, bir elinde dünya.
Eee normal, herifte 10 numara karizma.
Uçan kuşu yakalamış.
Daha doğrusu tüm hatunlar zaten Kaya’ya bayılırmış.
Kimi istediyse elde etmiş.
Vay Kaya vay.
Erkeklerin yüz akı, kadınların beyaz atlısı.
Yakıştı mı sana?
Sakın şaka deme, bilen biliyor zaten dediklerinin doğru olduğunu.
Yakıştı mı, Hülya seni her şeye rağmen bu kadar pohpohlarken?
Yakıştı mı, Zehra bu yaşa gelmiş, her şeyi anlar, bilir olmuşken?
Boyun mu büyüdü, yoksa o dev burnun mu küçüldü?
Mutlu mu oldun, haz mı aldın?
Bir yandan da “Feraye’yi aldatmadım, Hülya’yı aldattım” derken birini iyi eş, öbürünü kötü mü saydın, yakıştı mı?

Dadam Julyen veledim

Kendim doğursam bu kadar severim, cillop gibi bir genç adam İrfan Aslanhan.
Bir tanıştık, o günden beri de ellerimiz sarmaşık halinde.
Bence bir-iki sene sonranın en önemli talk show’cusu olacak.
Haysiyetli, şerefli, komik, akıllı...
Tiyatro kökenli.
Şimdilerde yeni doğan Tempo TV’de her hafta “Julyen” isimli bir program yapıyor.
Haftaya ben de oradayım ya da öbür hafta. Onu çok seviyorum, yolun açık olsun erkek kardeşim.

Rüyalarım ve ben

Yalanım varsa namerdim canım okur dostlarım, bıktım, cidden bıktım. Kızlar halaya çekermiş, ben de çekmişim. Halamın huyu suyu güzeldir; onda problemim yok ama çok rüya görür, rüya görmediği gece yoktur.
Alın işte ben de aynen öyleyim, her gece ama her gece mi rüya görülür?
Bir de rüyalar genelde gün içi düşündüklerinden ya da aklında olanlardan oluşurmuş, ee benimkiler neden öyle değil?
Gecede 20 rüya görüyorsam belki ancak bir tanesinin hayatımla ilgisi var, gerisi ise değil aklımda olanlardan, aklıma getirme ihtimalim bile olamayan olaylardan.
Kaç kere uzay aracı kullandım, kaç kere cinayet işledim, dünyayı alıp elimde taşıdım sayamadım.
ABD’nin “first lady”si oldum, polis olup suçluları yakaladım, aklımda kalana göre en az 100 civarı çocuk doğurdum.
Doktor oldum, şarkıcı oldum, sahneye çıkıp kafama domates yedim, yerin altını kazıp defineler buldum. Tamam, itiraf ediyorum, arada bir “Yahu ünlü bir şarkıcı olsaydım keşke” dediğim, “Ah bir define bulsam” diye düşündüğüm olmuştur ama ya gerisi; niye katil olmak isteyeyim ki? (Gerçi gırtlağını sıkmaya heveslendiğim üç-beş kişi de çevremde yok değil!)
Peki, rüyalarım çıkar mı? Valla bazısı çıkar, ha çıksın inşallah dediklerim değil ama çıkmasın dediklerim daha çok çıkar.
Bir de ters çıkarlar, ne zaman elimde avucumda bol para görsem, ertesi gün illa bir yere para öderim; hem de hesapta olmayan yerlere. Mesela o gün evi su basar, vidanjör gelir anasının nikâhı kadar para alır ya da arabam bozulur ama ne bozulmak; motor iflas eder.
Gelelim rüyaların hayatımı en çok zorlaştıran kısmına yani bazen rüyayla gerçeği karıştırmama.
Mesela siz hiç rüyanızda bir arkadaşınızın sizi arayıp “Akşam işin yoksa sana yemeğe geliyorum, şu benim en sevdiğim İzmir köfteni yapsana” dediğini görüp de gerçek sanıp, ertesi gün köfte yapıp, arkadaşınızı saatlerce bekleyip, artık saat 10’u bulunca onu arayıp “Neredesin len!” diye haşladınız mı?
Ya da kavgalı olup yıllardır görüşmediğiniz arkadaşınızla rüyanızda barıştığınızdan, onu arayıp “Hadi bu akşam yemeğe çıkalım” deyince “Vay be yola geldin demek, özür dileyeceksin sanırım” şeklinde bir cevapla karşılaşıp mosmor oldunuz mu?
Ve gelelim rüyalarımın bana kazık attığı başka bir duruma... Konuşuyormuşum ben arada sırada. Kocam da derdi, “Ayşe gevezeliğin uykuda bile devam ediyor” diye. “Bin tane aslan getirin bana, hayır bırakın maymunlar uyusun”, “Evet vardım Venüs’e”, “Tamam, şu an inşaatın tepesindeyim, elimdeki arabaları atıyorum sana”...
Deli demeyin, bunlar hatırladıklarımın bir kısmı. Şaka değil, rüyalarım böyle işte.
Allah’tan yanımda yatan yok şu sıralarda; istediğim gibi konuşup istediğim gibi gülüp ağlıyorum. Ah bir de sabahları rüya yorgunu kalkmak olmasa...

X