Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

30 kişi, bazılarını rahatsız etmeye yetti!

Başı açık ve erkeklerle birlikte namaz kılma denemesi olayında beni en çok hayret ettiren, 25-30 kişilik bir grubun koskoca Türk din dünyasını sarsabilmesi. Bu durum, onların gücünden değil, din çevrelerimizin kafa karışıklığından kaynaklanıyor olmalı.

Sizlerde de aynı his oluştumu bilemiyorum, ancak ben şu ünlü “ namaz kılma” olayını hayretler içinde izliyorum.

       

Hele geçen Cuma günü bazı camilerde alınan önlemleri gördükten sonra, bu hayretim daha da arttı.

 

Düşünebiliyor musunuz, Çamlıca Subaşı Camiinde tam 300 polis görevlendirilmişti. Aynı anda, Diyanet Başkanlığının direktifi ile İstanbul Müftü yardımcısı, yine diyanetten kadın görevliler yerlerini almışlardı. Ellerinde, başı açık gelecek kadınlara verilecek başörtüler vardı.Aynı grup namaza gelir ve başı açık şekilde erkeklerin arasında yerlerini almaya kalksalardı, önce ikna etmeye çalışacaklar , eğer dinletemezlerse güç kullanacaklardı.

       

Bütün bu önlemlerin bir bölümü, aşırı dinci grupların olay çıkarmalarını önlemeye yönelikti ve doğru bir karardı.

Zira, kendilerini göstermek isteyen marjinal dahi olsa, aşırı dinci gruplar için son derece mümbit bir alandı. Din adına bağırıp çağıracaklardı. Ancak , nedense onlar dahi bu olayı pek önemsemediler, kendileri için bütün bir tehdit görmediler ki, 3-5 kişinin dışında kalabalık toplayamadılar.

       

Bu önlem buketinin bir diğer yanı vardı ki, herkesi işin o yanı meraklandırdı.

       

Cami ‘deki görüntü (başı açık kadınların erkeklerle birlikte namaz kılmaları) din dünyamızı sarsıverdi.

       

Televizyon ve yazılı medya’da, dinde farklı bir uygulama tartışmaları birden bire fırtına gibi esiverdi.

       

Aman efendim, bazılarında bir korku ,bir korku.

 

Meğer dinimizde yeniliğe hiç açık değilmişiz.

 

Sözü edilen grubun böyle bir niyeti olup olmadığını tartışmıyorum. İşin ilkesine değinmek istiyorum. Dinimiz, hemen her ülkede farklı yorumlarla farklı uygulamalar içerir. Tartışmaktan neden çekiniyoruz, anlayamıyorum. Bırakın tartışalım, farklı görüşlere sahip kişiler varsa, onlara da hayat hakkı tanıyalım.

 

“1500 yıldan beri dinimizi bozmaya çalışıyorlar. Buna hakları yok”diyenler, sadece tepki gösteriyorlar. Belli ki toplumdan korkuyorlar. Kendilerine güvensiz davranıyorlar.”Türban kişisel özgürlüktür. Kimse kişisel bir hakka karışmamalı diyenlerimiz, başı açık namaz kılmak isteyenlerin haklarını görmezden geliyorlar.

 

Eğer türban takmak bir kişisel hak, Allah ile kul arasında kalması gereken bir tutum ise, erkeklerle birlikte veya başı açık namaz kılmakta kişisel bir hak değil midir?

                                                                  *                               *                    *

KADINDAN NEDEN BU KADAR KORKUYORUZ ?

 

Televizyonlardaki tartışmalar sırasında sık sık aynı gerekçelerle karşı karşıya geldik.

       

Kadın-erkek karışık namaza karşı çıkanlar, “Namaz kılarken yanımda veya önümde bir kadın olursa, bu durum insanı tahrik eder. Eğilip kalkarken veya yanı başınızda bir kadın bulunursa, rahatsız olursunuz.”gerekçesini kullanıyorlardı.

       

Ne demektir bu ?

       

Yani gözünüz sürekli dışarda, yanınızda veya önünüzdeki kadına başka bir gözle bakıyorsunuz, niyetiniz bozuk anlamına gelmez mi? Gözünüzü alamadığınıza, nefsinizi kontrol edemediğinize göre, kadını başka yere taşımak, onu iyice kapatıp, gözden ve gönülden uzak tutarak gühah işlemekten kurtulma çabası sayılmaz mı?

       

Başka bir deyişle, biz erkekler kötü niyetli yaratıklarız ve bunu engellemenin yolunu da, kadınları namahrem diyerek kapatmaya çalışmış olmuyor muyuz ?

       

Geçen Cuma günü Subaşı camiine gelen aşırı dinci birkaç kişinin, kadın gazetecilerin üstüne yürüyüp, söyledikleri çok ilginçti. “Namahremsin, abdestimi bozuyorsun” diyen genç adam, aslında kendi zayıflığını ortaya koymuyor muydu ?

       

Bütün bu yaşananlar bize özgü değil.

       

Hristiyanlar, kendi dinlerini yorumlamada, yüzyıllar boyunca karanlıklar içinde yaşamışlar, ardından yavaş yavaş reformlarla bugünkü noktalara gelmişlerdir. Hala da arama içindeler. Yahudilerde de, reformcular ve aşırılar arasındaki mücadele sürmektedir.

       

İslam dünyası reform konusunda geride kalmıştır.

       

Laik Türkiye bu konuda da başı çekebilir ve bunu da yapmalıdır.

       

Bu açılımı da AK Parti iktidarında daha kolaylıkla gerçekleştirebiliriz. Yeter ki, yüzde 2-3’lük marjinal gruplardan korkulmasın. Oy kaybından korkularak, atılacak adımlar engellenmesin.

 

Türk toplumu, reformlardan veya misyonerlerden korkmayacak, bu tip girişimlerden kolay kolay etkilenmeyecek derece dinine sahiptir. Boş yere kendi kendimize umacılar yaratmayalım.Kendimize güvenelim. Hele bütün bu tartışmaları siyasete alet etmeyelim.Dinde reform ile AK partiye muhalefetin bir parçası haline dönüştürmeyelim. Kendi kendimize yeni tabular, yeni korkular yaratmayalım. Ülkedeki istikrarın tadını çıkaralım.

 

Bugünkü rahatımızı kaybettiğimiz gün , çok pişman oluruz.                                             

                                                                *                    *                    *

KADINLARDA SESLERİNİ YÜKSELTMELİ

       

Ankara Hacı Bayram Camii’nde geçen Cuma günkü namazda yaşanan diğer bir olay var ki, farklı açıdan ele alınmalı. Cuma‘da erkeklerden yer kalmayınca kadınlara dışarda namaz kıldırılmış. Altındağ müftüsü Turan’ın “Cuma kadınlara farz değil. Evlerinde kılsınlar sözüne Başbakan’ın “Biri dışarda kılacaksa erkekler olmalıydı” diye tepki göstermesi bir başka gerçeği daha ortaya koydu.

       

Kadınlarımızı küçümsüyoruz. Onlara hoyratça davranıyoruz.

       

Ancak, kadınlarımızın da artık haklarını benimsemeleri, haklarını arama zamanı gelmedi mi?

       

O kadınlar ki, evin hakimidir. Erkeğin değil, kadının borusu çalar.

       

 

Evinde bu kadar güçlü olan kadın camide neden sesini çıkartmıyor ?

       

Neden, erkeklere dönüp “Biz değil, siz dışarı çıkın ve bize yer açın demiyor ?

       

Cami yöneticileri ne güne duruyorlar ?

       

Diyanet İşleri bu konularla ilgilenmiyor mu ?

X