GeriEtkinlikler Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var
Abone Olgoogle-news

Konuşmanın doğal akışının psikolojik ve nörolojik nedenlerle konuşmanın akıcılığında gözlenen istemsiz aksaklıklar olarak tanımlanan kekemelik, Türkiye’de resmi olmayan rakamlara göre sayıları 1 milyon’a yakın olan kekemeleri, iş hayatından sosyal hayata kadar pek çok konuda etkilemekte. Kekemelerle dayanışmak ve kekemelikle ilgili toplumsal bir farkındalık yaratmak için “Özgürce Kekele” sloganıyla yola çıkan bir grup kekeme, Türkiye’nin ilk Kekemeler Derneği’ni kurdu.

Konuşmanın doğal akışının bir biçimde kesintiye uğraması ya da konuşmanın akıcılığında gözlenen istemsiz aksaklıklar olarak tanımlanan kekemelik, kişinin konuşurken sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi ya da heceyi tekrarlaması biçiminde gözlenen, psikolojik ve nörolojik kökenli konuşma bozukluğu olarak ifade edilmektedir. Araştırmalar dünya nüfusunun yüzde 1’inin (yaklaşık 7,5 milyon) kekeme olduğunu gösterirken Türkiye’de bu sayı resmi olmayan rakamlara göre 1 milyona yakındır. Genellikle çocukluk yaşlarından (2-5 yaş) itibaren başlayıp bu yaşlarda doğru bilimsel terapiler alınmadığı takdirde bireyin ileriki yaşları boyunca devam edebilen kekemelik, özellikle yetişkinlerin gündelik hayatın içerisinde kendilerini ifade etmeleri noktasında birçok sorunla karşılaşmalarına neden olabilmekte.

Türkiye toplumunun çoğunluğunda kekemelikle ilgili yanlış inanışların, önyargıların, olumsuz bakış açılarının olduğunu dile getirerek konuyla ilgili toplumsal bir farkındalık yaratmak ve kekemelerin yalnız olmadıklarını hissettirerek birbirleriyle dayanışmalarını sağlamak amacıyla “Özgürce Kekele” sloganıyla biraraya gelen bir grup kekeme, Türkiye’nin kekemeler tarafından kurulan ilk derneği olan “Kekemeler Derneği”ni İstanbul’da kurdu. Kekemeler Derneği Yön. Kur. Başkanı Funda Özüm Kipel (27), temel misyonlarının Türkiye’deki kekemelerin evrensel insan hakları çerçevesinde haklarının yasalarla güvence altına alınması için girişimlerde bulunmak ve en nihayetinde kekemelerin iktisadi, sosyal ve kültürel menfaatlerini koruyarak geliştirmek olduğunu belirtmekte. 

“ÖZGÜRCE KEKELE" SLOGANIYLA YA KEKELERSEM KORKUSUNA KARŞI GELİYORLAR!

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var

Şu an için sadece 18 yaş üstü yetişkin her meslekten kekemenin dernek üyesi olduğunu ve kendisinin de 4-5 yaşlarından beri kekeme olduğunu ifade eden Kekemeler Derneği Yön. Kur. Başkanı Funda Özüm Kipel, yaptıkları çalışmaları ise şöyle özetliyor: “Dernek üyelerimizle her hafta Pazar günü belirlediğimiz bir saatte biraraya gelerek dernekte daha önceden kararlaştırdığımız bir konuda sunum yapıyoruz. Hem kamuoyunu kekemelik hakkında bilinçlendirmek hem de kekemelerin bilinçaltlarındaki korkularını bertaraf ederek sosyalleşmelerini sağlamak amacıyla da Mecidiyeköy, Taksim, Kadıköy gibi işlek meydanlarda insanlara ‘ya kekelersem’ korkusundan azade bir şekilde özgürce kekeleyerek sorular soruyor, mini röportajlar yapıyoruz. Kekemelerin en büyük korkularından birisi olan telefonda konuşma korkusunu aşmak için emlakçıları ya da gazetelerdeki iş ilanlarını arıyoruz. Toplu taşıma araçlarında, meydanlarda yüksek sesle şiirler okuyoruz. İlerleyen zamanlarda daha farklı etkinliklere de imza atacağız” diyor.

“KEKEMELİĞE 15 GÜNDE SON DİYEN KURULUŞLARIN YÖNTEMİ BİLİMSEL DEĞİL”

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var

Dernek üyeleriyle meydanlarda yaptıkları çalışmanın güçlü bir bilimsel dayanağı olduğunu vurgulayan Kipel: “Gelişmiş batılı ülkelerde kekemelikle ilgili modern bilimsel çalışmaların 100 yıllık bir geçmişi varken ülkemizdeki çalışmalar, henüz yeterli düzeyde değildir. Temelde ikiye ayrılan kekemelik modeli vardır. Bunlardan birincisi Fluence Shaping dediğimiz akıcılığı şekillendirme modeliyken ikincisi bizim esas aldığımız ve kekemelerin çoğunluğunda daha etkili sonuçlar veren Non Avoidance modeli yani kekemelikten kaçınmama (duyarsızlaşma) ve modifikasyon yöntemidir. Kendisi de bir kekeme olan Prof. Dr. Charles Van Riper tarafından geliştirilen bu modelde, kekemeliğin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı göz önüne alınarak bireylerin kekemelikleriyle barışmaları gerektiği vurgulanmaktadır.

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var

Van Riper, kekemeliğin buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu ifade ederek bilinçaltında kekemelikten kaynaklı olumsuz duyguların, kötü deneyimlerin, korkuların aşılmadan sağlıklı bir terapinin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Durum böyleyken 15 günde kekemeliği sonlandırdığını iddia eden merkezlerin bilimsel hiçbir tarafı yoktur. Böyle merkezlere benim gibi birçok kekeme arkadaş büyük umutlar bağlayarak gitti; ancak ne yazık ki kekemeliğimiz geçmedi. Bu tip merkezlerde uzman dil ve konuşma terapisti olmamakla birlikte uyguladıkları yöntem bilimsel olmayan melodik konuşma tekniği üzerinedir. Kekeme bireylerin, ‘15 günde kekemeliğe son’ sloganıyla faaliyette bulunan ancak dil ve konuşma terapisti olmayan kişilerin yönetimindeki bu sözde kekemelik tedavi merkezlerine giderek hayal kırıklığına uğramamaları için dernek olarak bilinçlendirme çalışmalarımıza ağırlık veriyoruz” diyor.

KEKEMELİK ASLA BİR ZAYIFLIK OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR

 

Türkiye’deki kekemelerin de artık bir derneği var
 

Kekemelere yönelik ne yazık ki olumsuz bir imajın olduğunu söyleyen Kipel, bu olumsuz bakış açısının kekemelerle alay edilmesi, sözlerinin kesilmesi ya da tamamlanması şeklinde kendini gösterdiğini ifade ediyor: “Yapılan bilimsel çalışmalara göre kekeme bir bireye verilebilecek en büyük zararlar; kekemenin sözünü tamamlamak, sözünü kesmek ya da onunla alay etmektir. Bu olumsuz geri bildirimler, kartopu gibi büyüyerek kekeme bireylerin sosyal hayatta öfke, depresyon yaşamalarına ve zamanla asosyalleşmelerine neden olabilmektedir. Bu yüzden kekeme bireylerin nasıl söylediğinden ziyade ne söyleyeceğine odaklanılmalıdır. Kekemelerin konuşmalarına hiçbir şekilde müdahale etmeden sabırla dinlenmek gereklidir.

Bu yapıldığı takdirde kekeme birey de kendini özgürce, rahat bir şekilde ifade edebilecektir. Ülkemizde kekemelik hakkında herhangi bir toplumsal bilinçlendirme çalışması yapılmadığından toplum bu konuda bilinçsizce davranıp kekemeliği bir zayıflık olarak görebiliyor. Ama gerçek olan kekemeliğin asla bir zayıflık ya da utanılacak bir durum olarak görülmemesi gerektiğidir. Özellikle dernek üyesi ilkokul, lise ve üniversite mezunu çeşitli mesleklerden arkadaşlarımız, iş görüşmelerine giderken insan kaynakları uzmanlarının kekemeliklerinden ötürü kendilerine olumsuz yaklaştıklarını ifade ediyorlar. Ne yazık ki bu durum ülkemizin taraf olduğu engelli haklarına ve de evrensel insan haklarına aykırı bir durum teşkil etmektedir.”

www.kekemelerdernegi.com

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle