Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zeynep Atikkan: Lağım koyunda yarış

Zeynep ATİKKAN

İstinye

BENİM elim başka türlüsünü yazmaya varmıyor.

Yazı ‘‘dışkı’’ diye akıp gidecek. Siz isterseniz bu sözcüğün yerine ‘‘doğrusunu’’ koyun ve yazıyı öyle okuyun.

Bilindiği gibi geçen pazar günü İstabul Boğazı'nda dünyanın en hızlı tekneleri yarıştı. En ‘‘hızlı’’, en ‘‘pahalı’’ ve de ‘‘görkemli’’ filan demek. Norveç, İtalya, Avustralya, İngiltere vs'den gelen bu hız delilerinin hobisi İstanbul'u ayağa kaldırdı önceki gün. Yarışmanın adı Class 1 Dünya Offshore Şampiyonası'ydı.

Bundan birkaç hafta önce Formula 1 Dünya Inshore Sürat Tekneleri Şampiyonası, Boğaz sularını çalkalamıştı. Saç boyası adı gibi bir şeyler bunlar. İstanbulluları pek memnun ediyor. En pahalı, en hızlı, en bilmem neler gelip Boğaz'ımızda yarışıyor diye.

Yanlış anımsamıyorsam İstinye koyundan başlayan Formula 1 Dünya Inshore Sürat Tekneleri Şampiyonası'nı Devlet Bakanı Fikret Ünlü izlemişti.

Yabancı kanalların da takip ettiği yarışmalarda dünya áleme İstanbul tanıtılıyor diye ayrıca bir ‘‘İstanbulluluk mutluluğu yaşanıyor’’. Bütün bunlar çok hoş, çok güzel.

Yarışmaya katılanlar elbette Boğaz gibi muhteşem bir tarih ve coğrafya parçasında hız yapmamışlardır. Ama güzelliğin lağımla böylesine bir uyumuna da hiçbir yerde rastlamamışlardır!

İstinye koyunun dışkılı sularını yararak başlayan yarışların yarattığı mutluluğu ben azımsamak istemiyorum. Ancak binlerce dolar karşılığında İstanbul'un mutena semtlerinde oturan Türk burjuvazisinin ‘‘lağıma uyum’’ konusundaki yeteneğini de gözden kaçıramıyorum!

İstinye koyunun hali malum. Koyda lağım ve pislik kaynıyor. Leş gibi kokuyor. Tepelerden gelen muazzam bir erozyon var, bu dereyi dolduruyor. O derenin içine akla gelebilecek her şey akıyor. İçinde öylesine toprak birikmiş ki ağaçlar, bitkiler çıkıyor. Sonra bunların hepsi gelip koya dayanıyor.

Milyarlık teknelerin bilmem ne yarışını başlattıkları İstanbul'u dünyaya tanıtan nokta burası.

Bu aynı zamanda ‘‘öteki İstinyeliler’’in kanalizasyon sorunları ile dolar karşılığı değerlerdeki evlerde oturan ‘‘diğer İstinyeliler’’in buluştuğu ilginç bir demokrasi noktası. Bir yakınım, ‘‘burun en kolay uyuşan organdır’’ diyordu koyu bana gezdirirken!

Yani binlerce dolar karşılığındaki evlerde oturan İstinyeli burjuvazinin burunları, öteki İstinyeliler'in lağımsal çözümlerine intibak etmiş! Burunları uyuşmuş, kokuyu almaz olmuşlar!

Anestezi olmuş burunlarla milyarlık motorların gösterisini balkonlardan loca usulü izlemek tabii büyük bir keyif. Bunun milyarlık motorların dünyasına ‘‘denk olma’’ duygusu yarattığı da bir gerçek. Yani tam bir üçüncü dünyalı mutluluğu. Oysa gerçek ‘‘gelişme’’, en alt düzeyi yükseltmek meselesi değil midir?

Milyarlık konutlarda burun anestezisiyle yaşamak üçüncü dünyalılığın tescilidir! ‘‘Gelişme’’ önce lağımı temizleme işidir. Ciddi toplumlar önce dışkı temizler, sonra yarış düzenlerler.

Bu toplumda neden pek çok kişinin burnunu bir türlü ‘‘dışkıdan’’ kurtaramadığı şimdi anlaşıldı mı?

X