Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zeynep Atikkan: Kültürel mercekten Sydney 2000

Zeynep ATİKKAN

Philadelphia

OLİMPİYATLARI izlemenin bir sosyolojisi var.

Yani her toplum kendi kültürünün merceğinden olimpiyatları izliyor bir bakıma. Örneğin Amerikalılar, ‘‘spordaki mükemmeli’’ vücut hareketlerinin estetiğinde yakalayan jimnastiğe pek ilgi duymuyorlar.

Çünkü jimnastik onların gözünde hálá Doğu Bloku'nun ilgi alanı.

‘‘Amerikalılar neden jimnastiğe ilgi duymuyor’’ sorusunu geçenlerde New York Times Gazetesi'ndeki bir yazı ‘‘başarı toplumunun başarısızlığa tahammülü yok’’ diye yanıtlıyordu.

Geçmiş olimpiyatlarda olduğu gibi Sydney'de de Doğu Avrupalı ve Çinli ‘‘lastik kızlar’’ Amerikalı rakiplerine karşı üstünlüklerini koruyorlar. Bu ülkelerin sporcularının birey olarak başarıları belli oranda düşse de Doğu Avrupa ve Çin takımları madalyaları topluyor.

Amerikalı televizyon izleyicisinin içine sindiremediği de bu zaten.

‘‘Duvar öncesi ve Duvar sonrası’’ jimnastikte devam eden başarı! Yani komünizmin öldüğü ve tarihin bittiği fikrine tam alışılmışken bazı kalıntıların hortlaması. Ya da hortlayabilme potansiyeli.

* * *

Süper gücünün tek bir alanda da olsa ‘‘kendi güçsüzlüğü’’ ile hesaplaşmasının böyle bir patolojisi çıkıyor ortaya. Bu patolojinin etkisiyle de televizyon ilginç bir olimpiyat yayıncılığı yapıyor. Sydney haberlerini gün boyu veren NBC televizyonu, Doğu Avrupa'dan kaçmış sporcuların başarı öyküleriyle yayını dolduruyor. Dolduruyor ve aynı zamanda donduruyor. Örneğin, eski Doğu Bloku'ndan Amerika'ya sığınmış yüzücünün ‘‘özgürlük’’ ortamında elde ettiği başarının öyküsü, yayının baştacı oluyor! Dozu kaçmış bir pembe dizi atmosferi yaratılıyor.

Soğuk Savaş döneminin kalıntısı naif mesajlar bunlar. Bu habercilik saniye farkıyla rekorlara koşulan bir ortamda çekilmez bir tempo uyuşmazlığı yaratıyor! Yani çağ ile habercilik arasında doku uyuşmazlığı yaşanıyor.

Zaten olimpiyatları izleme oranındaki düşüş de bir yönüyle bu doku uyuşmazlığının ürünü oluyor.

Çağımızın hız ve temposunun bu tür ilkel bir Soğuk Savaş donukluğunu taşıma gücü yok gerçekten. Örneğin, ilk kez bu olimpiyatlarda internet haberciliği televizyonlarla rekabete giriyor. Sporun gerçek meraklısı anında bilgi almak için bilgisayarının başına geçiyor. Ve de televizyon haberlerini beklemek zorunda kalmıyor. Çünkü saat farkının getirdiği dezavantaj nedeniyle banttan olimpiyatları izlemek bayat krema etkisi yapıyor.

* * *

Bütün bir medya ve reklamcılık anlayışını yeniden tanımlayacak önemde bir gelişme bu. Bu nedenle Sydney'in takma adı da internet olimpiyatları oluveriyor.

İnternet haberciliği, Sydney'de geleneksel medyaya ‘‘meydan okuyor’’. Olimpiyat sporcularının saniyelerle yarışının sonuçları internet hızıyla meraklısına ulaşınca klasik medyaya da ‘‘milliyetçilik’’ yapmak kalıyor.

Bu da hiç çekilmiyor.

X