Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zararına iş yapıp para kazanmak

Ege CANSEN

Ne mutlu, bugün cumartesi. Hafta sonu tatili başladı. Ezelden beri cumartesi günlerini çok severim. İçime hep tarifsiz bir sevinç dolar. Pazartesi gelinceye kadar, önümüzde kocaman bir pazar günü daha var. Yaşasın. Ben de size, tam bugüne yaraşır ‘‘hafif’’ bir yazı hazırladım.

* * *

İş hayatının içinde olmayan kimseler, işadamlarının iş yaparak kár etme peşinde koştuğunu sanır. Tam aksine, bizim ülkemizde işadamlarının çoğu, yaptıkları işten kár etmeyi hiç düşünmez. Esasen nasıl kár edileceğini de bilmez. Bir iş yapıp para kazanmak için, işin teknolojisini bilmek gerekir. İşin idaresini bilmek gerekir. Hesap bilmek gerekir. Pazarlama bilmek gerekir. Bizim işadamlarımızın yüzde doksanı, bunların hiçbirini bilmez. Bu becerileri olanların yüzde doksanı da işadamı olmaz, olamaz. Çünkü işadamı olmak için öncelikle ‘‘girişimci’’ olmak gerekir ki, o da başka bir haslettir. Ama iş bilenlerin, işadamı olamamasının sebebi sadece bu değildir. Esas sebep, iş bilmeyenlerin işadamı olması dolayısıyla yaratılan ‘‘kirli ortamda’’ iş bilenlere hayat hakkı olmamasıdır.

* * *

İş bilmeyen işadamlarımız, girişimlerinden kár edemeyeceğinin bilincindedir. Üstelik eğer her türlü kanuni vecibeyi yerine getirip, vergilerini eksiksiz ve zamanında yatırma mecburiyetinde kalırsa, işin sonunda batacağını adı gibi bilir. Dolayısıyla bütün aklını, fikrini ve de gayretini ‘‘işin kendisinden’’ zarar etse bile, sırf bir işe girişmiş olmaktan para nasıl kazanabileceğine yönlendirir. Bunu becerebilmenin belli başlı yolları şunlardır:

1. Devletten, mümkün olan her türlü teşvik ve imtiyazın azamisini almak.

2. Özellikle devlet bankalarından, mümkün olduğu kadar çok borç alıp, bununla işin gereğinden çok fazla, arsa ve bina ve makine (gemi, uçak, TIR vs. artık Allah ne verdiyse) yatırımı yapmak.

3. Arsa, bina ve makine yatırımları yaparken fatura şişirip, yurtdışındaki ‘‘gizli’’ şahsi hesaplara para aktarmak.

4. Açık satış, düşük bordro, serbest bölgede şube gibi, vergi kaçırmaya yarayan her tür düzenlemeleri ayarlamak.

5. Mutlaka, ama mutlaka ekstradan arsa ve arazi almak. Sonra bu arazileri, imara açtırarak veya imara açık olanların inşaat katsayılarını yükselterek ‘‘imar rantı’’ yaratmak. (Bu madde hayati derecede önemlidir. Yeni başlayacakların dikkatine.)

6. Hemşeri ilişkilerini kullanarak, devlet kuruluşlarına mal satmak (kakalamak) veya olmayacak fiyatla ihale alıp, proje tadiliyle bedel büyütmek.

7. Şöhretli bürokratları ‘‘Gelin, başımıza geçin; bizi derleyip toparlayın’’ ayağına yatıp, dolgun transfer ve yüksek aylıkla kadrolara alarak ‘‘ilişki rantı ve korunma’’ sağlamak. Suyu bitenleri, sıkılmış limon gibi kapının önüne koyup, yenilerini transfer etmek.

8. Devlet büyüklerini yata davet edip, onların yurtdışı gezilerine katılmak.

9. Gazeteci-yazar taifesinin ‘‘eşrafıyla’’ enseye tokat olup, onlara ‘‘sen’’ demek. Bütün bunlara rağmen sonuçta iş batarsa ‘‘işte fabrikaların anahtarları’’, ‘‘ben aslında işçim için üzülüyorum’’, ‘‘Keşke sanayici yerine rantiyeci olsaydım’’ diye başlayan dramatik bir konuşma yapmak.

SON SÖZ: Bilgi açığını dayılanma, beceri noksanını hile telafi eder.



X