Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yunanlı meslektaşlarıma

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyaretinden sonra Yunan medyasında yer alan yorumlarda, “Barış mesajlarına rağmen somut sorunlarda adım atılmadığı” öne çıktı.

Bazı yorumlarda, Türkiye’nin dünyaya barışçı bir ülke imajı vermek istediği, onun için bu ziyareti kullandığı iddialarını bile gördüm.

Türkiye’nin hem bölgesel, hem de dünya gücü olma yolunda bir ülke olma vizyonuyla hareket ettiğini, Yunanistan’ın zor zamanında yardım elini uzatarak bu imajı kuvvetlendirmek istediğini söyleyenleri de okudum.

Yunanistanlı sevgili meslektaşlarım;

Evet, bu ziyaret sırasında Ege’de kıta sahanlığı, kara suları ve FIR hattı konularında adım atılamadı. Kıbrıs’ta da tutum değişikliği olmadı.

Çünkü bu sorunların çözümü için karşılıklı siyasi irade gerekir ve şu günlerde her iki hükümetin, isteseler de adım atmaları mümkün değildir.

* * *


BUGÜNLER, Papandreu Hükümeti için ülkeyi iflastan kurtarma günleri. Ve maalesef bunun faturası da yine halka çıkıyor. Halk öfkeli. Yunanistan Başbakanı ekonomik önlemleri hayata geçirmek için bin bir güçlükle karşı karşıyayken Türkiye ile “al-ver” pazarlığına oturamaz. Yani Papandreu, Ege konusunda adım atacak durumda değildir.

Yunanistan’da muhalefet insanı fena yapar.

Papandreu’nun, şu sıralarda barış “söz”leri edebilmesinin bile kendi açısından siyasi riski var. .

Türkiye için durum farklı mı? Hayır. Erdoğan hükümeti de partisinin kapatılmasını engelleme telaşındadır ve yeni Anayasa’yı halka kabul ettirmek için ciddi bir mücadeleye başlamıştır.

Kürt açılımının sonuçsuz kalması, Ermenistan açılımındaki başarısızlık, sadece muhalefetteki değil iktidar partisi içindeki milliyetçi akımın da güçlenmesine yol açmışken, Erdoğan Ege’de cesaret gösterisine girişemez.

Siyaseten daha farklı bir dönem olsaydı ve karşılıksız kalmayacağını garantileyen bir alt yapı çalışması tamamlansaydı Meclis, “casus belli” kararını geri almak gibi, ses getiren bir adım atabilirdi.

Ama kemikleşmiş ve milliyetçi propagandaya çok fazla malzeme olmuş Ege sorunuyla ilgili adım atmak bugün her iki hükümet açısından da kolay değil.

* * *


YUNANİSTANLI sevgili arkadaşlarım;

Yıllar önce Türkiye ile Yunanistan Kardak-İmia yüzünden savaşın eşiğinden döndüğü günlerde biz, Türkiye ve Yunanistan’dan bir grup kadın savaşa karşı, Ege’de barış için çalışmaya başladığımızda, “Elveda Anadolu”nun büyük yazarı Dido Sotiriu’yu Atina’Da ziyaret etmiştik. O bize, “Bu yolda devam edin, çünkü sözler kalbe gider” demişti.

O içini boş bulduğunuz barış ve dostluk mesajları, Türkiye ve Yunanistan halklarının kalbine gidiyor. Tehditler, suçlamalarla dolu konuşmalardan taş kesen gönüllerimizin o barış sözlerine ihtiyacı var.

Komşuluk kültürü üzerine düşünmemizi kolaylaştırdığı kadar, işbirliği yollarını döşeyen o barış sözleri “boş” değil.

Halklar arasında işbirliği olanakları arttıkça, siyasilerin kemikleşmiş sorunları çözmeleri de kolaylaşır.

Erdoğan’ın Atina ziyareti bize, her iki Başbakan’ın işbirliği iradesini gösterdi.

Önemsiz mi?

X