Yetiş Ayşe

BABALAR VE ÇOCUKLARI
Bu hafta Yetiş Ayşe’ye sevgili İsmail’den gelen bir şiir ile başlamak istedim.

Haberin Devamı

Özellikle benim gibi babasını erken kaybedenler çok iyi anlayacaklardır okurken hissettiklerimi. Bu nedenle sizlerle de paylaşmak istedim.

 

Sevgili Ayşe,

 

Ara sıra sana, kısa yazmayı öğren diye takılır ve sevgili babanın ’’….gereksiz taramalardan kaçının….’’ fırçasını anımsatırdım…

 

Bugün öyle olmadı.

 

Melis’e yazdığın yazını okurken, Ayça’ya hissettirmeme ayininin başladığı satırdan sonuna kadar ağladım. Okurken kendimi, bir yandan da babamı Karadeniz’in yabani kestaneyle örtülü ormanlarının bitip fındık bahçemizin başladığı yerdeki aile kabristanımızda annemin yanına ellerimle defnederken buldum.

Haberin Devamı

O günden sonra hayatla bağlarımın yeniden şekillendiğini çok sonraları anlayacaktım.

Nilüferler gibi, hiçbir yere bağlı değil ama hiçbir yere de gidemeyen.

 

Neyse…

 

Tüm babalar için; belki biraz da kendim için; dünya edebiyatının tartışmasız şaheserini paylaşmak istedim.

 

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –

Nasıl koşarsa ardından bir devin,

O çapkın babamı ben öyle sevdim.

 

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,

Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi! –

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.

Atlastan bakardım nereye gitti,

Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

 

Sevinçten uçardım hasta oldum mu

40’ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a,

Bir helalleşmek ister elbet, di mi oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oyununu,

Oh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

 

En son teftişine çıkana değin

Haberin Devamı

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, can evim.

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

 

Sevgiyle,

 

İsmail

 

CEVAP: Sevgili İsmail bu güzel şiiri paylaştığın için çok teşekkür ederim. Herkesin babası bir tane ve çok özel, babaları hala hayatta olanlar kıymetlerini iyi bilsinler, çünkü çok şanslılar hala çocuk olabildikleri için.

………….

 

İSMİM SAKLI KALSIN

 

Merhaba Ayşe Aral Hanımefendi

 

İstanbul’dan F.

Hayvan severlikle ilgili dünkü yazınızı okudum ve bugünkü yazınızı da okudum

Yani bir Hürriyet okuru olarak 2 gündür yazılarınızı okudum ben de bir takım kişilere isim saklı olmak üzere yardımcı olmak istiyorum.

Haberin Devamı

Bu konuda zahmet olmayacak ise nereden, nasıl takip edebileceğim konusunda sizden bilgi istiyorum.

Melekliğinizin artarak devamını diliyorum

Saygılarımla

F.

 

CEVAP: Selamlar F. Bey, harikasınız sağ olun, hafta arası size iletişim bilgilerini göndereceğim. Arşivden eski yazılarıma da göz gezdirebilirsiniz.

 

…………………

 

İSTEMEDEN BEKÂRETİMİ KAYBETTİM

 

Sevgili Ayşe;

 

Herkes bir şekilde sana derdini anlatıyor. Yazılarını sık sık takip ediyorum ve insanlara yardımcı olman beni çok mutlu ediyor. Bense senden sadece birazcık akıl bekliyorum. Büyüğüm olarak bana düşüncelerinle yardımcı olabileceğini düşündüm.

22 yaşındayım hayatımın en güzel yıllarında 18 yaşında bir genç beni buldu. Hayatını çok hızlı yaşadığının farkındaydım, ondan hoşlandım ve sonra âşık oldum.

Haberin Devamı

Aylar yıllar geçti, arada ayrılıklar yaşandı, aldatmalar.. Gençliğimize verdim, daha sonra askere gitti. 15 ay yolunu gözledim, geldi ve okuluna devam etti. Bana bağlıydı ama ufacık bir şeyde kopup gidiyorduk, kaybetmekten korkuyordum.

Beni çok kıskanıyordu giyimime, gezmeme, arkadaşlarıma her şeyime karışırdı. İlişkimizin tekrar bozulmaya başladığı bir dönem beni bırakıp gitmesinden korktum ve ona yalan söyledim. Aklımda hayali bir kahraman canlandırdım. Kahramanın beni sevdiğini söylediğini, telefonla rahatsız ettiğini, işe giderken takip ettiğini söyledim.

O bana bağlandı, okula gitmeden beni işe bırakır, her şeyimle daha sıkı ilgilenir olmuştu ama aklında acaba yalan mı diye soru işaretleri de vardı. Farkındaydım o öyle şeyler düşündükçe ben yalan söyler oldum, ben benlikten çıktım. Asla yapamayacağım dediğim şeyleri aşk bana yaptırdı.

Haberin Devamı

O bir gün bana inanmadığını, ispatlamazsam biteceğini söyledi,  ispatlayamadım. Bitti ilişkimiz.

O yine mutlu rolleri yapıp hayatına birini soktu. 4 ay ayrı kaldık ama birbirimizden haberdardık bir şekilde. Daha sonra benim ufak bir ameliyatım barışmamıza sebep oldu. İkimiz de korkuyorduk canımızın yanmasından ama dayanamadık, hala seviyorduk birbirimizi.

O konun tamamen yalan olduğunu ona itiraf ettim. Anlımdan öptü içi rahatlamıştı. Beni bırakmadı ama yalanım peşimi bırakmadı. Sürekli vicdanımı sızlatıyor, onun da içini yaktığı zamanlarda ilişkimiz yıpranıyordu.

Biz ayrıldıktan sonra Beşiktaş’ta kendine bir bekâr evi açmıştı. Barıştığımızda tekrar dikenlerini attı üzerinden sıyrıldı.

Her şeyden ve bir gün evini kapatmadan, 15 Kasım 2009’da Beşiktaş’taki evine ziyaretine gittim. Yüzeysel bir şeyler yaşarken o kendini kaybettiği an, benim için çok değerli olan bakireliğim sona ermişti.

Rızam olmamıştı ama ağlamadım, şok geçirdim. Bu ihtimali hiç bir zaman düşünmemiştim. Onu suçlamadım 1 sene sonra evlenmeyi düşünüyorduk, sadece bu durumda 1 sene sabretmem gerektiğini söylüyor bana güven veriyordu.

Çok yıprattı bu olay beni, çok dağıldım hep yanımdaydı. Benimle doktor doktor bile gezdi. Ailelerimiz tanıştığı ve ilişkimize onay verdikleri, arkamızda durdukları için de içim biraz olsa rahattı. Kimse bilmeyecekti, aramızda bir sırdı. Sakladım, o çok değişti. Üzerimde sürekli baskısı, adımımdan haberdar arkamda sürekli bir el varmış gibi hissediyordum ve çok kızdığında artık ağzı bozulur olmuştu.

Dayanamıyordum ama susuyordum, yapacak bir şeyim kalmamıştı. Her şeye susar oldum, çok âşıktım bir de durumum aksi bir hareket yapmama izin vermedi. Vicdanım sürekli sızlıyor ve evleneceğimiz günü sanırsızlıkla bekliyordum.

İlişkimiz gayet iyi giderken sürekli kısa tatiller yaparak yazımızı güzel ve eğlenceli geçirirken İstanbul’a döndük. Hafta sonu planımız olmasına rağmen o bir arkadaşının kız arkadaşıyla onlara gideceğini ve bana; “Sen rahatsız olursun, gelme” dediği için büyük bir kavga ettik kendini affettirmek için ararken ben telefonda kendimi kaybedip; ''Ben mal mıyım?'' dediğim için kötü kız oldum.

Ağzımı düzeltene kadar sokağa çıkma yasağı getirdi. Ve ben çıkmadım bir yere. Bir gün kuru temizlemeye kadar gidip eşyalarımı aldım ve kuzeni görmüş. Eve geldiğimde beni aradı ''N’apıyorsun?'' dedi. ''Evdeyim oturuyorum.''dedim.

 O sırada ablası aradı, canının sıkkın olduğunu dışarı çıkmak istediğini söyledi ben de ''Tamam''dedim. Yolda giderken kuzeni beni gördüğünü söylemiş ve kıyamet koptu yine yalancı oldum.

Anlatamadım bir şeyi, sürekli beni suçlayan mesajlar…

O gece onlarda kalacaktım evde onun olmadığını biliyordum, gece eve gittik. Balkonda onu gördüm, ablasının odasına girdim direk. Çok içmişti yanına çağırdı ve bitirmek istediğini söyledi. ''Peki''dedim, odadan çıktım. Yan odada bir kızla konuşuyordu arkadaşıydı ve ilişkimizin bittiğinden, bir daha olmayacağından bahsediyordu idrak edemedim arkadaşı olduğunu, sinirle yüzüklerimi elime alıp odasına fırladım ve bağırmaya başladım. Yüzükle ağzına vurdum, tek eliyle beni savurdu kafamı vurdum ve bayıldım o sırada ablası, kuzeni odaya geldi, ayılttılar beni. Kıyafetlerimi giydim, evden çıkmam gerekiyordu ama buna izin vermedi. Odadan herkesi çıkartıp geceliğimi giydirdi, yatağa yatırdı sonra balkona çıkıp orda oturdu.

Gece yanımda uyudu, bütün gece uyanıp bana sımsıkı sarılarak. Sabah kalktığımızda unutalım ama sana kızgınım dedi. Yengesi hastanede yatıyordu, ziyaretine gidecektik. Gittik annesi gece olanları duymuş, onunla konuşmak istediğini söyledi. Kantine gidip konuştular, geldiklerinde annesi; “artık kendinize gelin” dedi sadece.

Tekrar yazlığa gitme planları yaparken, bir baktım karşıdan gelen bir bayanı süzüyor, sinirlendim parmağımdaki yüzüğü çıkarıp kimse görmeden cüzdanıma koydum tabi o gördü. ''Bitti'' dedi. ''Tamam''dedim, yine kalktım oradan, annesi beni geçirdi.

 

Döndüğünde onunla tekrar konuşmuş, o akşam konuştuk, tartıştık telefonda sürekli. Yazlığa gitti ve her gece beni arıyordu. Kızgınlıktan cevap vermiyordum, günler öyle devam etti. İstanbul’a geldiği bir gün hatırımı sormak için aradı ve tekrar gitti.

Geçen haftaya kadar konuşmamıştık hiç, ablası aradı hatırımı sordu ve sürekli barışırsınız diyordu.

Akşamı kendisi aradı, neden onu hiç merak edip aramadığımı sordu. “Ben seni aramam” dedim, “Ben haberini alırım ama” dedi. Sonra bir arkadaşımla iş görüşmesine gittiğimi anlattım, o arkadaşımla birlikte olduğumu söylemeye başladı. “Ben seni özlediğimi kendime itiraf edemezken sen başkasıylasın” dedi. O günden sonra tekrar dönmüş ve o eve gelen erkek arkadaşının kız arkadaşı ona birini ayarlamış, o kız hakkında atıp tutarken şimdi aralarından su sızmıyor.

Bir paylaşım sitesinde duvarlarına yazdıklarını, o kızın ona yazdıklarını 2 gün önce görüp yıkıldım “Yine mi biri?” dedim, dayanamadım aradım kız yanındaydı ve onun yanında bana sevgilim yok diyordu, kızdım, bağırdım, ağladım kendimi kaybettim.

Kapadık telefonu ve bir kaç saat sonra evden beni aradı; “sevgilim falan değil, neden günahımı alıyorsun?” dedi, “değilse ne, yattığın kız mı?” dedim, sustu.

Takılıyorlarmış, beni alacakmış günü geldiğinde okulu bittiğinde. Ben yıkıldım, intiharı çok denedim annem de sonra bir ölümü daha aileme yaşatamam ama günden güne eriyordum tükeniyorum.

Bu arada arkadaşımı arayıp acı çektiğini ama beni

yüzükle ona vurduğum için affedemediğini suçladığını öğreniyorum. Bir gün beni alınca namusumu temizleyecek ama ben ona kadınlık yapamam ki deli gibi sevsem de sadece adımı temizlemek için yapılmış bir evlilik olacak çünkü tek başıma kimse bilmeden bu yük bedenime ağır geliyor. Bana yardım et Ayşe lütfen.  

 

T.

 

CEVAP: Sevgili T. Daha 22 yaşında gencecik bir kızsın. Neden bu kadar küçücük şeyler için hayatı kendine ve sevgiline zehir ediyorsun? İlk aşk kadar güzel bir şey yok şu dünyada, biraz tadını çıkartmaya çalış. Aileler de sizi bu kadar destekler ve siz de birbirinizi bu kadar severken daha ılımlı yaklaşabilirsin.

 

Bekâretini istemeden ve belki de hazır olmadan kaybettiğin için içine düştüğün çelişkileri anlıyorum. Ama inan bu dünyanın sonu değil. Bu kadar huzursuz bir ilişki içinde, sadece namusumu temizleyeyim mantığıyla sakın evlenmeye kalkma. İleride çok daha mutsuz olursun.

Önce kendi ayaklarının üzerinde dur, sevgilini dünyanın merkezine koymaktan vazgeç. Kimsenin sana evde oturacaksın diye yasaklar koymasına da izin verme, hele ki o gününü gün ederken. Sen de yeni arkadaşlar edin, senin bu yeni ve özgür halin sevgilini de etkileyecektir.

 

……………………

 

HOŞ GELDİN ELİF BEBEK  

 

Günaydın Ayşe Ablacım,

 

Daha önce bahsetmiştim, hani ablam kalp rahatsızı olduğu için riskli bir hamilelik geçiriyor diye.  

Ama Allah’a şükürler olsun, 05 Eylül sabahı saat 07.30’da dünya tatlısı meleğimiz, Elifimiz gözlerini açtı dünyaya.

Meleğim şimdi hastanede birkaç gün misafir olacakmış, çok özledim onu çok.

Buradan teyzesi olarak Ayşe Ablası aracılığıyla ona not yazmak istiyorum, büyüdüğünde okutmak için.

 

Hoş geldin bebek.

Bize tebessüm, mutluluk, neşe getirdin.

Korkularımızı içimizden sıyırdın, aldın.

Hayatın boyunca bütün güzelliklerin seninle olmasını,

melek yüzünde hiçbir üzgün ifade olmamasını, her şeyin gönlünce olmasını tabii ki çook istiyorum.

İyi ki doğdun ELİF BEBEK.  

 

 

Teyzen Yeliz.

 

CEVAP: Yelizcim seni ve aileni tebrik ederim. Allah sağlıklı uzun ömür versin Elif bebeğe. Mutluluklar dilerim. Darısı tüm bebek isteyenlerin başına.

 

………………………

 

BİR GECELİK AŞK

 

Ayşecim fikrine ihtiyacım var.

 

Aslında sana kızgınım, Türkiye’ye geliyorum umarım görüşürüz dedim ama sallamadın, neyse şimdilik bunu unutuyorum çünkü bir konuda fikrini alacağım.

Biliyorsun aşk hayatım .okluklardan ibaret, ve şimdi başıma gelen de bir o kadar daha tuhaf.

Yazın Mersin'de yazlıkta biriyle tanıştım aman Allah’ım dehşet yakışıklı, Ayşe bir kadının tek düşüneceği şey o çocukla yatmak, saatlerce yataktan çıkmamak olur inan bana ama bir kaç sorun var.

Benden 6 yaş küçük ve aman Allah’ım öyle cahil öyle kıro ki anlatamam. Bir örnekle ne kadar cahil anlatayım sana, “Londra buradan kaç saat uçakla 24 saat var mı dedi?” Ben de “deveyle gidersen ancak o kadar sürer” dedim. Ama Ayşe öyle tatlı ki anlatamam.

Neyse ben döndüm aramızda hiç bir şey olmadı, ben istemedim. Ama email adresimi almıştı. Şimdi bir kaç gecedir msn de konuşuyoruz, tek istediğim sevişmek.

Yaaa ben gecelik ilişki hiç yaşamadım, bana göre değil ama bu çocukla ilişki yaşayamayacağımı bildiğim halde sevişmek istiyorum yaaaa, ne dersin sadece seks için bir gece olsam mı yaaa?

Bugüne kadar hiç böyle düşünmemiştim ilk kez bir erkek için böyle düşünüyorum.

Ayyyy çok iğrenç bir durum yaaaa

 

N.G.

 

CEVAP: Sevgili N.“kıro” dediğin, mantıken bir ilişki yaşamayı asla düşünemeyeceğin biriyle birlikte olmak, sonradan pişman olmana neden olacaktır.

Belli ki fiziksel olarak beğenmişsin, uzakta olduğu için de sana cazip gelmiş. Malum kaçan balık hep büyük olur.

Ama böyle bir ilişki yaşadıktan sonra o yazlığa tekrar gidip onunla karşılaşman ve belki de ailenin ve arkadaşlarının bu durumdan haberdar olması tadını kaçırabilir. Dediğin gibi kıroysa zaten başına bela bile olabilir.

Bir anlık bir zevk için bunca pişmanlık yaşamaya değer mi?

 

………………………

 

Sevgili Ayşe Hanım çok sıkı bir okuyucunuzum. Hiç kaçırmadan yazılarınızı takip ediyorum. Kendimi size çok yakın buluyorum. Sizi çok seviyorum.

Ben de bir panik atak hastasıyım ve hayvan severim. Kızım ve kedim ile birlikte yaşıyoruz.

Bu hayvan severliğim yüzünden eşimden ayrıldıktan sonra birlikte olduğum arkadaşım evde hayvan istemediğinden beni terk etti. Ben ve kızım ise; “kedimiz olmadan asla” dedik. Bir kediye beni tercih ettin ve onu veremedin diye yıllarımız bir dargın bir barışık gitti ve böylece 10 yıl sonlandı.

 Kızıma söz geçiremediğimi, kediden nefret ettiğini, evde hayvan olamayacağını ifade ede ede, beni suçlaya suçlaya, gitti bitti. Sevdiğim kişiyi bir kediye tercih etmiş oldum. Tabii sadece o değil kızımın pskilolojisi için de öyle oldu.

Bugün kızım 24 yaşında ve biz üçümüz birlikteyiz ve kedime bakınca korkunç bir huzur buluyorum. Sadece o olsa, bütün sokak kedi ve köpeklerine de kıyamıyorum.

Bahçeli evim olsa inanın sizin yaptığınızı yapardım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın toplam 13 kedisi var evde, sokaktakilere de dayanamayıp aldığı için. Ama ben doğru mu yaptım diye arada bir soruyorum. Gel gitlerim çok oldu ama seçimimi yapmış oldum. Hep sevgiyle kalın.

Nalan

 

CEVAP: Sevgili Nalân, öyle zor bir soru sormuşsun ki ben de cevap veremedim.

Bizler için kedilerimiz ve beslediğimiz hayvanlarımız çocuklarımız gibi. Hayvan sevmeyen bir insanın bunu anlaması gerçekten çok güç. İnsan çocuğunu sokağa atabilir mi?

Ancak şu da var ki bazı insanlar hayvanlardan korkabiliyor veya inançları ya da görüşleri gereği birlikte yaşamak istemeyebiliyorlar. Burada karşılıklı saygı gösterebilmek çok önemli. Dediğin gibi bahçeli bir ev bulmak gibi ara çözümler bularak her iki tarafı da memnun etme yolu denenebilirdi belki.

Belki de birbirinize olan sevginiz o kadar güçlü değilmiş,10 senede ortak bir çözüm üretemediğinize göre.

 
Yazarın Tüm Yazıları