Yeni bir ülke bulamazsın Liz

“Ye, Dua Et, Sev” kitabının yazarı Elizabeth Gilbert bana sorsaydı, dünyayı dolaşmak yerine meşhur komşumuz Konstantin Kavafis’in “Şehir” şiirini okumasını söylerdim.

“Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın / Bu şehir arkandan gelecektir. / Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, / aynı mahallede kocayacaksın; / aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. / Başka bir şey umma- / Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, / öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.”
Nedense Kavafis’in bunları sevgilisine söylediğini düşünürüm. Alıp başını gitmeye kalkan sevgiliyi durdurmak için yazılmış bir şiir gibidir.
“Yeni bir ülke bulamazsın” derken aslında “yeni bir sevgili bulamazsın” demeye getirmektedir şair: “Bu kafayla gidersen seni kimse mutlu edemeyecek.”
***
Kitaptaki Liz, öykünün başında şiirin ilk kıtasında söylenenleri yaşıyor.
“Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin / bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet. / Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya; / bir ceset gibi gömülü kalbim.”
Bu şiiri okusaydı o kadar masrafa girip diyar diyar dolaşmaz, Roma’da pizzaları yiyip şişmanlamaz, Hindistan’daki guruyu zengin etmez ve Bali’deki dişsiz şifacının başını ağrıtmazdı.
Kendisini de götürdüğü sürece hiçbir diyarın derdine derman olamayacağını bilirdi çünkü.
Bunun yerine yaşadığı dünyayı değiştirmesi gerektiğini anlar, meselenin şehirde değil, kafamızın içinde olduğunu görürdü.
Biz de merak etmezdik o zaman “bu kız Felipe’yle nasıl mutlu olacak?” diye.
Çünkü hikâye aslında başlaması gereken yerde bitiyor: Biz tam Liz’in yeni bir ülke bulup bulamadığını anlayacakken.
Oysa lafımı dinleyip Kavafis’in şiirini okusa, dermanı yanlış yerde aradığını fark edecekti. Tabii o zaman da kitabı yazamaz, film haklarını satıp köşeyi dönemezdi. Yani bakmayın, aslında bana rastlamadığı daha iyi olmuş.

Üç günde neler kurtulur

Hani bakanımız demiş ya “biz olsak Şili’deki madencileri üç günde kurtarırdık” diye, başka neleri milletçe üç günde kurtarabileceğimizi düşündüm.
* Türkiye’nin itibarı: Youtube yasağını kaldırıp itibarı kurtarmak, günümüz teknolojisiyle bir saniyede mümkün.
* Allianoi: Kültür mirasımızı ranta kurban etmemenin yolu, sadece beş dakikalık vicdan muhasebesi.
* Sokak hayvanları: Koruyucu yasalar çıkarsa hem garibanlar kurtulur hem de biz sevaba gireriz.
* Milli takım: Tek bir iyi 90 dakika hepsini yine başımızın tacı yapar.
* Kürt çocukları: Mayınlar onları döşeyenler tarafından birkaç günde temizlense oyun oynarken ölmez çocuklar.
* Türk edebiyatı: İki dakika delikanlı olmak edebiyatımızı her türlü düzeysizlikten kurtarmaya yeter.

Güle güle Radikal

Galatasaray’dan Tünel’e yürürken sol kolda bir apartman vardır. Mimarisi ve yeri çok güzeldir ama yıllardır dokunan olmadığı için bakımsız kalmıştır.
Gençlik aşkımız Radikal de biraz o apartman gibiydi işte.
Şimdi Eyüp Can liderliğinde “ıslahat” devrine girdiler: Yabancı arkadaşlarımızın “siz bunları uçakta nasıl okuyorsunuz?” diye sormasına neden olan klasik gazete ölçülerimiz dahil pek çok şeyi değiştirerek.
Önlerinde uzun ve ince bir yol var. Şahsen tüm mürettebata iyi yolculuklar dilerim.

İncir çekirdeği
“Sadece arkadaşız” diyenler arkadaşlığı ne sanıyor?
Yazarın Tüm Yazıları