Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yediklerimiz ne kadar güvenilir?

Çoğumuz alışverişimizi bilinen marketlerden yapıyoruz.

Ürünlerin son tüketim tarihlerini, içeriklerini inceleyecek kadar da medeniyiz. Ama Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın nisan ayında hileli gıda üreten markaları kamuoyu ile paylaşması hepimizi endişeye sevk etti. Çünkü aralarında epey yaygın olarak tüketilen ve pek çok kişinin tam olarak güvendiği markalar da vardı. O zaman bizim inceleyemediğimiz tarafta neler oluyor? Gıda güvenliği konusunda bu kadar endişelenmekte haklı mıyız, yoksa abartıyor muyuz?
İşte her şeye şüpheyle bakmaktan yorulduğumuz bir süreçte Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in kapısını çaldım. Bir hayli uzun süren röportajın tamamını da Ankara Temsilcisi olduğum Capital ve Tempo dergilerinde yayımladım. Küçük, ama önemli bir bölümünü de köşeme taşıdım.
Gıda güvenliği ile ilgili alınan bireysel önlemlerin yanında, herkes Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kendisini ‘vatandaş’ olarak korumasını bekliyor. Bakan Mehdi Eker, bu konuda ‘Çiftlikten Çatala’ anlayışı üzerine politika inşa ederek, 102 yeni yönetmeliği hayata geçirdiklerini söylüyor. Halka da “Şikâyetiniz olursa mutlaka Alo Gıda 174’ü arayın, gerekeni yaparız” diye sesleniyor.

YENİ DÖNEMDE PAKETLERDEKİ DÜZENLEMELER

Eker, gıdada yeni bir dönemi başlattıklarını vurgulayarak söze başlıyor. Ürünlerin ifşası ise yaptıkları yeniliklerden sadece biri… Tabii önceden de sıkı bir şekilde gıda denetimleri yapılıyordu. Belirlenen koşullarda üretim yapmayanları tespit ettiklerinde de gerekli cezai yaptırımları uyguluyorlardı. Değişen tek şey ise önceden firma isimlerini açıklamak için yasal mevzuatları yoktu, şimdi bu eksik giderilmiş oldu. Böylece vatandaşın sağlığıyla oynayanlar ile taklit ve tağşiş yapan firmaları kamuoyuyla paylaşma imkânı doğdu.
Bu yılın ocak ayında gıda, tarım, veteriner hizmetleri gibi birçok konuyu içeren 102 yönetmelik hayata geçti. Bu sayede Bakanlığın yürüttüğü resmi kontroller ve firmanın kendi otokontrol sistemi dışında, artık tüketiciler de firma üzerinde denetim mekanizmasına sahip oldu. Yani bundan sonraki süreçte gıda denetimlerini sadece bakanlık yapmayacak, vatandaşın da denetimde rolü olacak. Bu bilgiler ışığında Bakan Mehdi Eker’e ilk sorumu yöneltiyorum.
Bakanlık, sitesinden tüketime uygun olmayan ürünler ifşa ediliyor. Daha önce de sucuk-salam, bal gibi ürünleri, “Sağlık Bakanlığı’nın onayı var” diyerek tüketiyorduk, ama sonra siz, bazılarının hileli olduğunu duyurdunuz. Bu şartlar altında tüketici olarak biz hakkımızı nerede arayacağız? Sorumlular hakkında nasıl bir cezai işlem uygulanıyor?

İNTERNETTEN DEŞİFRE DÖNEMİ

Bakan hemen konun özüne giriyor ve başlıyor anlatmaya:
“Sizin de söylediğiniz gibi internet sitemizden bazı firmaların adını ifşa etmeye başladık. Bu uygulamaya devam edeceğiz. Bu firmalar hakkında da gerekli cezai yaptırımları uyguluyoruz. Herkesin bu konuda içi rahat olsun. Tağşiş birçok üründe yapılabiliyor. İşlenmiş et ürünlerinde karşımıza çok çıkıyor bu durum. İşlemiş et ürünlerinde yapılan tağşişin önüne geçmek için bazı çalışmalar yürütüyoruz. İnşallah bu çalışmaları tamamladığımızda sizlerle paylaşacağız.”
Bu arada “Tağşiş”in anlamını da açayım. Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırmasına tağşiş deniyor. Merak bu ya! Hangi ürüne nasıl güveneceğiz? Bakanlık onaylı gıdaları güvenle tüketebiliriz sorusunun cevabını bulmaya çalışıyorum. Gıda güvenilirliği politikasını ‘Çiftlikten Çatala Gıda Güvenilirliği’ anlayışı üzerine inşa ettiklerini belirterek konuşmasını sürdürüyor:
“Kodeks Alimentarius ve AB müktesebatı ile uyumlu olarak hazırladığımız mevzuat çerçevesinde, tamamlayıcı ve etkin bir gıda güvenilirliği sistemini oluşturduk. Gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla önceden haber vermeksizin, rutin denetimlerimizi yapıyoruz. Ayrıca Alo Gıda 174 kapsamında şikâyet edilen ürün ve firmalara yönelik resmi kontrol faaliyetlerini yürütüyoruz. Bunların sonuçları ile ilgili de vatandaşımızı bilgilendiriyoruz.”
ÜRÜN ALIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

Burada bir konuya değinmeliyim ki, vatandaşa da önemli görevler düşüyor. Tüketici ürün alırken ürün ambalajı üzerinde yazan son kullanma tarihi ve içerik bilgisini mutlaka okumalı. Bilindiği üzere önceden etiket yazılarının puntosu küçüktü, şimdi o sorunda ortadan kalktı. Artık bakanlık ürün ambalajı üzerinde yazan ürün bilgisine ait yazılarının 12 punto olması şartını getirdi. Ürün içindeki bir maddeye alerjisi olan vatandaşımız da bunu rahatlıkla görebiliyor. Tabii ki bir de ürün alırken ambalaj üzerinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın onayına dair yazının olup olmadığına da bakılmalı. Yine de tüketiciler satın aldıkları ürünlerde sağlık açısından herhangi bir olumsuzluk tespit ettiğinde, mutlaka Alo Gıda 174 hattını arayıp, şikâyetlerini bildirmeli. Şikâyetler üzerine denetim elemanları gerekli incelemeleri yapıyor. Mevzuata aykırı bir durum tespit edilirse de yaptırımlar uygulanıyor.

İLAÇ KULLANIMI AZALDI

Herkesin kafasını bulandıran bir başka soru da zaman zaman, meyve-sebzelerde kullanılan ilaç oranının AB standartlarında olmadığına yönelik haberler çıkması üzerine oluyor. Bu konudaki son durumu ve dozunda ilaç kullanılıp, kullanılmadığını nasıl anlayabileceğimizi soruyorum. Hemen önündeki notlarına göz gezdiriyor ve iki farklı yılı karşılaştırarak yanıtını vermeye başlıyor.
“2002 yılında sebze ve meyve üretiminde 55 bin ton ilaç kullanırken, bugün bu rakamı 37 bine düşürdük. İlaç kullanımını azalttığımız gibi üretimimizi 10 milyon ton artırdık. Önceden havadan ilaçlama uygulaması varken bunu tamamen yasakladık. Yine bizim dönemizde 170 civarında ilaç etken maddesi uygulamadan kaldırıldı ve zirai ilaçlar için reçeteli satış dönemini başlattık. Eskiden herkes ilaç bayii olabiliyordu, şimdi ilaç bayii olabilmek için eğitim gerekiyor. İl Müdürlüklerimiz tarafından yapılan denetimlerle, yaş meyve ve sebzede kullanılan ilaç miktarlarının AB standartlarında olup olmadığını çok yakından takip ediyoruz. Taze meyve ve sebze hallerinde yapılan denetimler özellikle hal giriş noktalarında, paketleme ve ambalajlama tesislerinde ve toptan ve perakende satış noktalarında yapılıyor. Taze meyve ve sebzelerde pestisit kalıntılarının kontrolüne ilişkin olarak ülke genelinde yıllık izleme ve denetim programlarını yürütüyoruz. Bu programlar oluşturulurken ülkemizde üretim ve tüketim miktarı fazla olan ürünler ile taze meyve sebze üretiminin ve ihracatının yoğun olduğu iller ve ülkemizde ürün bazında tavsiye dışı olarak kullanılması muhtemel olan ya da en fazla kullanılan bitki koruma ürünlerinin analiz edilmesini içeren ulusal denetim programları yıllık olarak hazırlanarak yürütülüyor.”

PESTİSİT KALISINTISI ÇIKARSA

Peki, belirlenen dozlara uymayan kişilerle ilgili ne gibi işlem yapılıyor? Sözü uzatmadan aktarayım. yapılan denetimlerde Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliğinde belirtilen maksimum kalıntı limitlerinin üzerinde pestisit kalıntısı çıkması ya da tavsiye dışı kullanımının tespit edilmesi halinde ilgili işletmelere ve üreticilere yasal işlem uygulanıyor. Pestisit ise zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışıma deniyor. Bu arada bilinçli ilaç kullanımını teşvik etmek ve kalıntı sorununu en az indirmek için bakanlık tarafından çok özel projeler yürütülüyor.
İlk etapta 2010 yılında taze sebze-meyve üretiminin yoğun olarak yapıldığı Akdeniz ve Ege bölgelerinde Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi projesi başlatılmış. Proje kapsamında teknik elemanlar, tarla, bağ, bahçe, sera ziyaretleri ile çiftçi eğitim ve denetim çalışmaları yapmışlar ki, halen de yapmayı sürdürüyorlar. Bu kapsamda hasattan iki-üç gün önce ürünlerden örnek alınarak pestisit analizi yapılıyor ve kalıntı sorunu olmayan ürünlere sertifika ve logo veriliyor. Bu güne kadar da bilinçli ilaç kullanımı ve diğer bitki sağlığı konularında 16 bin 200 çiftçiye eğitim verilmiş.

 

X