"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Özgürlük yolum

Beni affedin. Bugün yazı yok. Aslında var da... Hislerime cümlem yok.

Bu hafta imkanım ve 3G oldukça hurriyet.com.tr’ye yazacağım.
İlk defa 2012’de katılıp hayatımda her açıdan dönüm noktası olan, Likya Yolu Ultra Maratonu’ndayım.
7 gün boyunca hayatım doğadan ve huzurdan başka bir şeyle dolu olmayacak.
Taş, toprak üzerinde uyku tulumumda, yörük çadırında yatıp kalkıp koşacağım. Yıldızların altında uyuyup uyanıp, güneşin altında, denizin dibinde, dağların içinde ve tepesinde, ulu ormanların sonsuzluk hissinde 7 gün yaşayacağım.
Binlerce yıllık tarihi Likya kalıntılarının içinde kendimden geçmiş bir şekilde koşabildiğim yerleri koşup, koşamadığım yerleri dura dinlene, yürüyerek hatta gerekirse emekleyerek yani devam etmek için ne gerekirse onu yaparak azimle ilerleyeceğim.
En önemlisi ne biliyor musunuz?
Bu yol benim için bir çeşit hac yolu gibi. Ya da özgürlük yolu.
Kendimle ve doğayla kaldığım, tüm dünyevi saçma sapan etiket ve yüklerimden arındığım, doğanın gücü ve muazzamlığını hissettiğim yol.
Öyle bir tarihin içindesin ki Likya Yolu’nda, Anadolu’nun en eski uygarlıklarından biri olan Likya’nın yaşadıklarını ancak o derin sessizliğe kulak verdiğinde duyabilirsin.
7 gün boyunca bir bedenim, bir doğa ve ben.
Doğayla anlaştın mı hayatın sonsuz güzel. Bi bakıma teslimiyete geldim.
Rampalardan aşağı su gibi akıp, dağları da buraların efendisi arılar gibi geçeceğim.
Evet milyarlarca arıyı da yuvalarında göreceğim, “heeey ben sizin sağlığınız için çabalayan bi Yonca’yım” diyeceğim.
Bana şu ahir ömrümün en güzel armağanı olan Likya Yolu’nu koşma şansı veren canım Uzunetap ekibine, bu zor parkurun tüm saha işlerini iğne oyası gibi hazırlayan çılgın Set Adventures’a hele bi delice teşekkür edeyim.
Bir de sponsorları sayacağım tek tek çünkü bu sporu yapmaya, kendi ülkemde yapmaya hayatımın sonuna kadar devam etmek istiyorum onların destekleriyle.
Garmin, Arvento, AndOutdoor, Mizuno, Coca Cola, Luna Sandals, Yaban TV ve Patika Prodüksiyon; iyi ki varsınız ve biz doğa ve spor aşıklarına desteksiniz.
Ah bir de Elai Catering ekibi sayesinde 7 gün yediğimiz yemeklerin tadına doyamıyoruz.
Bir de yeni öğrendim ki içinde Xanthos, Patara, Olympos ve Phaselis barındıran bu güzelim yolun uluslararası standartlara uygun işaretleme sistemi oluşturulmasına Garanti Bankası destek veriyormuş...
Bu kadar özel şeye destek veren herkes sağ olsun.

Şalteri indirmek
Aslında bu süre içinde Likya Yolu’nda, şalterimi tamamen kapatmak istiyorum. Yani sosyal medyadan ve basından da kopmak istiyorum.
Instagram’dan da uzak kalmak.
Bi yanım da delice bütün bu yaşadıklarımı, gördüklerimi size anlatmak, göstermek de istiyor. Bu arsız bünye kendini bi türlü o istediğim “Kapat ulan Yonca bi 7 gün kendini! Arın dinlen kop da gel!” kısmına ikna edemiyor hâlâ. Bu konuda da çalışıyorum ama.
Nitekim siz bunları okurken bizim Likya’da 2’nci günümüz.
Ovacık-Sidyma 36,5 km kadar dün bitti. Instagram’dan takip edebilirsiniz beni ve olan biteni; @4yaprakliyonca hashtag’imiz de #lyum2015

Mavi-yeşil
Gök turkuvaz mavi, Toroslar yeşil... Ve ben bu ikisinin aşkla kavuştuğu tarihin kucağındayım, kalbindeyim.
Biliyor musunuz, şansımı ben kendim yarattım diyecek kadar cüretkar ve mutluyum.
Çok istedim hayatta en sevdiğim şeyi bulup yapmayı.
Çok ağladım en sevdiğim şeyi bulana ve yapabilene kadar.
Çok şükür bulduğumdan beri de bırakmadım...
Sımsıkı sarıldım.
Kalbimin en gümbür gümbür, en kıpkırmızı attığı atar damarımdan selam hepinize...
Yonca
“Koşan yazar”
“Likyalı”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI