Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O ilan hepimize

MECLİS’i, tek tek milletvekillerini, basını, tek tek gazetecileri ve toplumu hizaya getirmeye kalkan bir ilan.

Adına Sivil Demokrat Platform denilen birileri Meclis Yolsuzluk Komisyonu’nun kararını açıklayacağı gün gazetelere ilan vererek milletvekillerine ayar çekiyor, “Koltuğunuzu yukarıdaki gölgeye borçlusunuz” diyerek, Yüce Divan filan olmaz, anlamında. Ertuğrul Özkök de bunu eleştiriyor. Hem üslup, hem anayasal açıdan. Sen misin eleştiren, üç gün önce aynı “platform” yeni bir ilanla Ertuğrul’a olmadık hakaretlerle saldırıyor. Ertuğrul’u hedef göstererek, AKP’yi eleştiren herkesin kulağına küpe olsun edasıyla. O ilan hepimize.
Ertuğrul’un dün yazdığına göre, TV’de karşılaştığı bu kişi bu kez milletvekillerine “Tuzluk” diyor.

ÖNCE MECLİS

Olayın iki yönü var. Meclis ve hepimiz.
Önce Meclis. Milletvekillerine ayar çeken ilk ilandan sonra, bazı CHP milletvekilleri Ahmet Davutoğlu’na soru önergesi veriyor: “Bu platformun üyeleri kimdir? İktidarla ilişkisi var mıdır? Platformu kim finanse etmektedir? Meclis’e hakaret eden ilanla ilgili adli soruşturma açılacak mıdır?” Bu sorulara yanıt henüz yok.
İlandan sonra bu kez “tuzluk” hakareti, yine milletvekillerine. Geçmişte anımsıyorum, benzer hakaret sonrasında, milletvekilleri tek tek tazminat davası açıyor ve davayı kazanıyor. Şimdi her fırsatta “milli irade” nutuklarıyla Meclis’i haklı olarak yücelten Davutoğlu ve AKP yönetimi ne yapacak? CHP, MHP, HDP grupları nasıl tavır alacak? Milletvekillerinin böyle nitelendiği bir başka ülke ya da kurum bilmiyorum.

DAYANIŞMA

Ertuğrul ilk ilanı tek bir hakaret sözcüğü olmaksızın eleştiriyor, katılırsınız, karşı çıkarsınız, herkesin düşüncesi kendine. İfade özgürlüğü varsa, öyle. Ama Ertuğrul’a yönelik hakaretler manzumesi hepimize tehdit.
Ertuğrul
benim otuz beş yıllık arkadaşım. Birbirimizin ayağına bastığımız çok olmuştur. Sesini bile duymak istemediğim de olmuştur, birlikte tatile gittiğimiz de. Yazdıklarına yürekten katıldığım da olmuştur, şiddetle karşı çıktığım da. Konuşuruz, arkadaşlık ve meslek dayanışması devam eder.
Şimdi yine dayanışma günü. Hepimizi tehdit eden bu ilanı şiddetle protesto ediyorum. Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın Enstitüsü başta, basın kuruluşlarını protestoya davet ediyorum. Basın özgürlüğü adına.

‘Yalancı basın’ cezası

YENİ değil, kimlerin kullandığına bakmak yetiyor “yalancı basın” kavramını. Son yıllarda özellikle otoriter yönetimler, özel olarak bugünlerde aşırı sağın Almanya’daki temsilcisi, İslam düşmanı Pegida kullanıyor.
Birinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli ülkelerde basının verdiği savaş haberleri, ölenler, işgal edilen topraklar iktidarların işine gelmiyor, iktidarlar kolayı buluyor, “Yalancı basın, bunlar yalan yazıyor”.
Almanya’da “yalancı basın” deyimini kullanan birine dava açılıyor, mahkeme kararında “Bu deyimi geçen yüzyılda en çok faşistler, Hitler ve artıkları kullandı” dedikten sonra,“yalancı basın” demenin hakaret olduğunu belirtiyor, söyleyen kişiyi para cezasına mahkûm ediyor. Ayrıca, halkı uyarıyor, “sakın böyle demeyin”.
Basın özgürlüğünün bir de bu açıdan korunmasına ben ilk kez tanık oluyorum. Bizde böyle bir dava açılsa acaba nasıl sonuçlanır?


Çiçek: ‘Terbiyesiz ve saygısız’

Çiçek’in düşüncesini soruyorum. Yanıtı aynen şöyle:
“Sayın Özkök’ün yazdığı gibi ise bu çok terbiyesiz ve saygısızca bir ifadedir. Milleti temsil eden tek tek milletvekillerine, ayrıca Meclis’in manevi şahsiyetinde milli iradeye hakarettir. Eleştiri varsa, herkesin terbiyeli ve saygılı olması şarttır. Üslubu beyan ayniyle insandır. Bu ifadeyi şiddetle kınıyorum”.
Ben de Sayın Çiçek’i bu sağlam duruşu nedeniyle kutluyorum.

X