Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Futbolcu Emrah’ın ölümü

AYANCIK Belediyespor-Türkeli Belediyespor karşılaşması, Sinop 1. Amatör Lig, Türkeli sahasında, geçen pazar.

Maçın 23. dakikası, iki oyuncu çarpışıyor, oyunculardan Emrah Kandemir’in dili boğazına kaçıyor, görünmez kaza. Devamı, görünür ihmal zinciri.
Soru 1: Statta doktor yok, sağlık hizmeti yok. Neden yok?
Soru 2: Sağlık hizmeti olmadığı halde, maç nasıl oynanıyor? Kontrol eden yok mu?
Soru 3: Ambulans çağırılıyor. Stadın kapısı kilitli, ambulans içeri giremiyor. Kapı neden açılamıyor?
Soru 4: Kapı açılamıyorsa, Emrah ambulansa neden taşınamıyor?
Soru 5: İş makinesi çağırılıyor, makine stadın çitlerini kırıyor, ambulans içeri giriyor. Çarpışmadan 27 dakika sonra Emrah ambulansa taşınıyor. 27 dakika çok uzun değil mi?

ÖNCE SİNOP


Soru 6: Türkeli çaresiz. Emrah, Sinop Devlet Hastanesi’ne götürülüyor, karayolu yüz kilometre. Ambulans helikopter nerede?
Soru 7: Sinop Hastanesi çaresiz. Samsun Devlet Hastanesi’ne götürülüyor, karayolundan iki saat. Koca Sinop’ta müdahale edecek doktor nasıl yok? Sinop Sağlık Müdürlüğü nerede? Ya Sağlık Bakanlığı denetimi?
Soru 8: Emrah’a ilk müdahale Samsun’da, olaydan tam dört saat sonra. Beyne yeterli oksijen gitmiyor, oksijen yetersizliğine beyin dört saat dayanabilir mi?

BOŞ NUTUKLAR


Soru 9: Dayanamıyor, beyin iflas ediyor, 25 yaşındaki Emrah maalesef hayatını kaybediyor. Emrah’ın eşi ile iki ve beş yaşındaki iki çocuğuna şimdi kim bakacak?
Soru 10: Baştan sona ihmal, sorumsuzluk, vurdumduymazlık zinciri. Sağlık Bakanlığı ve Futbol Federasyonu ayrı ayrı soruşturma açacak mı? Sorumlular bulunacak ve yargılanacak mı? İdari ceza verilecek mi?
Maden, inşaat, asansör, trafik, tersane faciaları, her gün bir yenisi. İhmalin, sorumsuzluğun sonu yok. Sen dünyada 17. ekonomi olsan ne olur, G20’ye başkanlık etsen ne olur? Boş nutuklar. Ülkenin nasıl yönetildiğini bu örnekler gösteriyor.

‘Böcek’ yargılaması


ANAYASA madde 20: “Özel hayatın gizliliğine dokunulamaz”.
Anayasa madde 22: “Haberleşmenin gizliliği esastır. (...) Hâkim kararı olmadıkça haberleşmenin gizliliğine kimse dokunamaz”.
Anayasa’nın bu maddelerine dayanarak, gizliliğin korunması ile ilgili değişik yasalar var. Bunlara rağmen, son yılların flaş konularından biri de, en sade yurttaştan devlette en üst makamlara kadar binlerce kişinin hâkim kararı olmadan dinlenmiş olması. Açıkça, Anayasa ihlali.
Dinleme ile ilgili olarak “böcek davası” başlıyor, Tayyip Erdoğan Başbakan iken, makam odasının dinlendiği iddiası. Yerinde bir dava.
O iyi de, dinlenen binlerce kişi ile ilgili olarak savcılıklar ne zaman harekete geçecek, onlarla ilgili dava neden açılmıyor? Dinlenmesin diye, büyüklerimize davul-zurna kriptolu telefon veriliyor, o da iyi. Ya sıradan yurttaşlara çare ne?

YÖK Başkanı nezaketi

İKİ gün önceki yazım üzerine YÖK Başkanı Prof. Yekta Saraç arıyor. Yazıda ben bazı üniversitelerde yılbaşı günü saat 19.30’a ders konulduğunu yazıyor ve eleştiriyorum. “Bunda YÖK’ün parmağı mı var” diye kuşkumu dile getiriyorum.
Prof. Saraç nazik bir üslupla: “Böyle bir şey söz konusu değil ve olamaz, ders saatlerini üniversiteler kendisi düzenliyor, YÖK’le ilgili değil. Ayrıca, bu ülkede herkes farklılıklarını istediği gibi yaşar, buna da kimse karışamaz”.
“Mutlaka parmağı vardır”
diye yazmadığım halde, YÖK Başkanı’nın gösterdiği hassasiyete önce teşekkür ediyorum, sonra şaşırıyorum. Çünkü, son yıllarda bu duyarlılıklar çoktan geride kalıyor.

X