Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Asıl düşman: Batı

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) türbanla ilgili, AKP’nin işine gelmeyen karar veriyor. Tayyip Erdoğan kararı tanımıyor: “Sen kimsin, buna ulema karar verir”.
-AİHM Türkiye’yi Kıbrıs’ta Rumlara tazminata mahkûm ediyor, Davutoğlu: “Kararı tanımıyoruz, uygulamayacağız”.
-Avrupa Parlamentosu yüzde on seçim barajını demokrasiye aykırı buluyor, “Ne zaman indireceksiniz” sorusuna: “Sen işine bak, buna Türk halkı karar verir”.
-AB insan hakları, demokrasi ve özgürlüklerde sıkıştırınca, Erdoğan: “Biz de Ankara kriterlerini uygularız”, Ruslara dönüyor: “Bizi Şanghay Beşlisi’ne alın”.
-BM Güvenlik Konseyi’ne Filistin için kızıyor: “Bu Konsey bir işe yaramaz, burada her din temsil edilmeli”.
-Batı Suriye’yi “haydut devlet” ilan ettiğinde, onlarla ortak Bakanlar Kurulu topluyor, Batı Esad’a zaman tanıdığında, Suriye’yi düşman ilan ediyor.
-Batı İran’a “nükleer üretim” için yaptırım uygularken, İran’ı savunuyor, özel ziyaretlerle.
-Batı Hamas’ı terörist ilan ediyor, biz onun lideri Meşal’i ülkemizde bağrımıza basıyoruz.
-Sudan diktatörü El Beşir kırmızı bültenle aranırken, o davet edildiği İstanbul’a geliyor.
-Amerika, Mısır’da darbe üzerine Ankara’yı “Bekleyin” diye uyarıyor, Davutoğlu Müslüman Kardeşler’in iktidarı için apar topar Mısır’a koşuyor.
-Uluslararası kredi kuruluşları Türkiye’nin notunu kırdığında: “Bunların ekonomik, bilimsel temeli yok, gerekirse onlarla ilişkimizi keseriz”.
-IMF politikalarını uygularken: “IMF’ye ihtiyacımız yok”.
Daha neler neler. Batı’nın hukuk kurumları, ekonomik örgütleri, siyasal yapıları, demokratik gelenekleri, değer yargılarından koparken, Batı bindirmeye başlıyor, IŞİD ve Nijerya başta, belli İslami örgütlere yardım iddialarıyla.
Batı uygarlığına ulaşmak için iki yüz yıldır gösterilen uğraşı on yılda heba etme çabası. Batı ile kavga, şikâyet boşuna.

Madende ağlama oyunu


-ARADAKİ tek bir günü fırsat biliyor madenci işverenler, dört bin beş yüz işçiyi kapının önüne bırakıyor. Ağlama senaryoları eşliğinde. Torba Yasa Meclis’ten çıkıyor, Resmi Gazete’de yayınlanacak, hemen bir gün önce bu fırsat kaçmaz, maden işçileri kapının önüne. Maden oyunlarını çok iyi bilen CHP milletvekili Özgür Özel aynı gün tweet atıyor, “Bu kıdem oyunu, attığı işçileri geri alacaklar”. Torba Yasa’da maden işçileri için iyileştirmeler var. Çalışma saatleri, ücret, yıllık izin ve kıdem tazminatı ile ilgili. Örneğin, asgari ücretten beş yıl çalışan bir işçi eski düzenlemeye göre, beş bin lira kıdem tazminatı alacaksa, yeni yasaya göre, bu dokuz bin liraya çıkıyor. İşveren aradaki dört bin lirayı kurtarmak için madeni kapatıyor, işçileri kapının önüne bırakıyor. Bir günde dokuz ile beş bin lira arasındaki “yükten” kurtuluyor. Eski parayla, birkaç yüz milyar liralık kazanç. Helalleşme ve ağlamayla karışık. İnanan varsa.


TRT için emir


-BAŞBAKAN Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ı doğrudan arıyor Tayyip Erdoğan, aramasına gerek yokken, ayrıca Ahmet Davutoğlu’nu atlayarak. Akdoğan TRT’den sorumlu. TRT Genel Müdürü Samsun’a vali olarak atanmış, TRT’ye yeni genel müdür atanacak. Erdoğan, Akdoğan’a talimat veriyor: “TRT’yi bir an önce bitirin, uzamasın”. TRT Yasası’na göre, RTÜK üç genel müdür adayı belirliyor, Bakanlar Kurulu’na sunuyor, genel müdürü Bakanlar Kurulu üç aday arasından seçiyor. RTÜK belli ki, üç adayı yukarıdan esecek rüzgâra göre belirleyecek. Davutoğlu “Muhatap benim” diyor, desin, işleri kimin yürüttüğüne küçük bir örnek.

X