"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Faiz

KANUNİ Sultan Süleyman zamanında resmi faiz oranı, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin fetvasıyla yüzde 12 olarak tespit edilmişti.

Konjonktüre göre yüzde 10-15 arasında değişiyordu. Aynı dönemde merkantilist-kapitalist Avrupa’da faizler yüzde 4-7 arasındaydı!
Bugün Ankara’da Para Kurulu’nun faiz kararını açıklaması bekleniyor. Reuters’in haberine göre, “siyasilerin faiz indirimlerinin devam etmesi yönündeki isteklerine karşın Kurul’un faizde indirime gitmesi düşük bir olasılık olarak görülüyor.”
Ekonomist olmadığım için teknik tahlillere girecek değilim, tarihe bakmak istiyorum.


OSMANLI’DA KREDİ VE FAİZ


Osmanlı’da esnaf, tüccar ve üreticinin kredi ihtiyacını “para vakıfları” karşılıyordu. Çoğu bürokrat olan zenginler, paralarını vakfediyorlar, bununla ihtiyaç sahiplerine yüzde 12 civarında faizli kredi veriliyordu.
Yalnız buna “faiz” denilmiyordu. Diyelim ki 1000 lira kredi aldım, faizi 120 lira... Fakat 120 liralık mal almışım da onun bedeliymiş gibi gösteriliyor, bu işleme “muamele-i şeri’ye” deniliyordu.
Para vakıfları Rumeli ve Anadolu’da çok yaygındı. Fakat Ebussuud’dan önce, Şeyhülislam Çivizade, bunların haram olduğundan bahisle Kanuni’ye para vakıflarını yasaklattırdı! Ekonomide ve para vakıflarının faiz gelirleriyle işletilen hayır kurumlarında çöküntü başladı! Yeni Şeyhülislam Ebussuud Efendi, para vakıflarını da yüzde 12 “fazla” ile kredi vermelerini de fetva ile onayladı. Kanuni fermanla bunu kanunlaştırdı. Para vakıfları tekrar canlandı.
Mutaassıp Birgivi Efendi, Ebussuud’a bu yüzden ağır suçlamalar yöneltmişti.
Halbuki Ebussuud Efendi “kamu yararı”nı gözeterek bu isabetli fetvayı vermişti. Fıkıhta buna “istihsan” deniliyor, yani kamu yararını gözeterek iyileştirme.

FAİZ SEBEP DEĞİL, SONUÇ

Faiz niye Şeyhülislam ülkesinde yüksek, merkantilist ve kapitalist Avrupa’da düşüktü?
Çünkü Avrupa’da sermaye birikimi daha çoktu. İslam dünyasında bilinmeyen anonim türü şirketler küçük tasarrufları topluyordu. Bankacılık gelişiyordu. Keşfedilen kıtalardan tonlarca altın ve gümüş geliyordu. Sermaye bol olduğu için fiyatı da düşüktü.
Osmanlı ise coğrafyası sebebiyle, Fatih zamanında bile para sıkıntısı çekiyordu. Gümüş kıt olduğu için sikkelere daha çok bakır katıyordu; yani enflasyon! Bu yüzden isyanlar çıkıyordu. Hele dünya ticareti okyanuslara kaydığında, Akdeniz ve karalarda kervan ticaretine bağlı olan Osmanlı’da para kıtlığı artacak, tefeci faizleri yüzde 30’a kadar çıkacaktı! Demek ki faiz sebep değil, sonuçtur.
Sultan Abdülhamid zamanında yayınlanan Murabaha Nizamnamesi’nde resmi faiz oranı yüzde 9’du.

KAYNAK ESERLER

Bu konularda Osmanlı için Muhterem Hocamız Halil İnalcık’ın iki cildi yayınlanan “Devlet-i Aliyye” kitabı ile, iktisat tarihçisi Prof. Şevket Pamuk’un eserlerini ve merhum Mustafa Akdağ’ın “Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi”nin 2. cildini tavsiye ederim. Dr. Abdullah Demir’in “Ebussuud Efendi” hakkındaki kitabı da çok başarılı bir akademik eserdir. (Ötüken Yayınları)
Kapitalist Avrupa’daki sermaye birikimi ve düşük faiz konularında Fernand Braudel’in “Kapitalizm ve Maddi Uygarlık” kitabının 2. cildinde geniş bilgi vardır.
Netice: Faiz emirle inmez. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı korunmalıdır. Faizi ve dövizi makulde tutmanın tek yolu vardır: Yüzde 15 gibi rezalet düzeyindeki tasarruf oranımızı, yüzde 25’e bari çıkarırsanız, sermaye arzı artar, sermayenin fiyatı düşer, ekonomimiz daha sağlıklı büyür.
Yani oy getiren tüketim ekonomisi değil, belki bir seçimlik oy kaybettirebilecek “tasarruf ve yatırım” ekonomisi.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI