"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Yasaklamadan nasıl çözeriz?

 Twitter’da arzu edilmeyen türde bir haber yayıldığı zaman hemen siteye engelleme getiriliyor, malum. Yasaklara alışmıyoruz ancak artık eskisi kadar şaşırmıyoruz da.


Facebook da aynı “hassasiyet”ten engellenebiliyor. Yazılan bir yazı, herhangi bir haberin içindeki ufak bir ima pek çok kişinin hayatını karartan konulara dönüşebiliyor.
Konu yine “yasak”a geliyor. İlla “aradığınız sayfaya ulaşılamıyor” ibaresi görmek gerekmiyor, artık herkesin kafasında doğal bir filtre var.
Derken booking.com meselesi uzun süre meşgul etti gündemi. (Son tahlilde, booking.com’a ulaşabiliyorsunuz ancak Türkiye’den Türkiye’deki otellere rezervasyon yaptıramıyorsunuz. Yurtdışından Türkiye’ye gelecek turistler yine booking.com’dan rezervasyon yaptırabiliyor.)
Tartışmanın alevi söndü ancak son tartışmalar booking.com’un haksız rekabet yarattığı yönünde. Bir arama yaptığınızda ilk önünüze gelen oteller, sitenin otellerle arasındaki ticari ilişkiye bağlı iken, Türkiye’de faaliyet gösterirken vergi ödemeyen bir şirketin böyle bir manipülasyon halinde olması, turizmcilerin en temel itirazını oluşturuyor.
Bu açıdan onlara hak vermek mümkün ancak turizm veya değil, internet üzerindeki benzer tüm oluşumlarda benzer manipülasyon var.
Hepsini yasaklayamayacağımıza göre, bundan kaçınmanın ve böyle krizleri aşmanın yolu yasak üzerinden gitmek olamaz.
Wikipedia hikayesi bir başka konu...
Gerçeklik dediğimiz hadise belki tarihin tüm çağlarında “Bakılan tarafa, bakan kişiye, zamana ve konjonktüre göre değişebilen” bir konuydu fakat bunun sorgulanmasına imkan verecek bir teknoloji yoktu.
Önemli görevlerdeki kişilerin söyledikleri, ansiklopedilerde, güvenilir bilinen kaynaklarda yazanların doğrulukları tartışılmazdı
Bilginin “Bir defa basılmış olması” onların yaymaya değer, doğru ve gerçek olduğunun emaresi gibi algılanırdı.
Neticede onları, işlerinin profesyonelleri yazmış ve basmıştı, sokaktan geçen herhangi bir adam değil...
İnternetle birlikte bu durum değişti, “sokaktaki adam” bilgi kaynağı haline geldi.
İnternet öncesinde elindeki kaynağa doğrudan inanma eğilimindeki okur, hızlıca tuzağa düştü, dolayısıyla bu eğilim, yalan haberlerin kolaylıkla yayılmasının ana sebeplerinden biri haline geldi.
İnternet büyüdükçe, (bunlara Wikipedia da dahil) kullanıcıların kendi bildiklerini ekleyerek büyüttüğü sitelerin sayısı arttıkça, bilginin kaynağı, işinin profesyoneli olmayan insanlar haline geldi ve yanılma payı da doğal olarak arttı.
Herkesin düşüncesi, hayata baktığı filtre, sübjektif hayat algısı, “Ben böyle düşünüyorsam, doğrudur” hissiyatı, gerçek bilginin yerini aldı. Yazının şu noktasında iki okuma önerisi:
Ben Nesli, Jean M. Twenge, Kaknüs Yayınları ve Ben Özelim, Hal Niedzviecki, Ayrıntı Yayınları...)

“Ben” çağı ve tehlikeleri

“Ben ve belirli konular hakkındaki aşırı önemli düşüncelerim”, yani “ben” çağı, internetteki bilgilerin yanıltma payını artıran ana meselelerden biri. Bir diğeri ise doğal yoldan popülerliğin neredeyse yok olması. Satın alınan takipçiler, aralarında ticari anlaşma olan kurumların kendi çıkarına uygun isim/mekan/otel veya aklınıza ne geliyorsa onları yüceltmeleri...
Artık herkese açık olan sosyal medya sitelerinde yoğun manipülasyon olduğu için kullanıcılar arasında bir araştırma yapmak dahi gerçek istatistikler sağlamıyor. Hâl böyle olunca, iş “kapalı sosyal medya alanlarına” doğru gidiyor. Hatta kullanıcıların gittikçe kapalı, kişisel ve markalar tarafından takip edilemeyen sosyal medya platformlarına kayma hali bu hafta gerçekleşen Digital Age Summit’te “Dark Social” başlıklı konferansta konuşuldu.
Velhasıl kelam, sosyal medyanın ve sosyal medya temelli web sitelerinin tuzağa düşürücü yönleri, doğası gereği var.
Sosyal medyanın yanıltıcı yönleriyle yasaklar üzerinden mücadele etmek ise kişileri, kurumları, devletleri “haklıyken haksız duruma düşüren” konulardan biri. Zira tüm yasakların bir çözümü var. Biraz internet bilip de yasaklanmış herhangi bir siteye giremeyen bir insan evladı yok herhalde dünya üzerinde.
Hâl böyle olunca, kontrol edilemez bir hızda büyüyen bir teknolojinin eksileriyle yasaklar üzerinden mücadele edilemiyor.
Hem yeni nesil, hem de yeni teknoloji bizi başka şekilde düşünen insanlar olmaya doğru sürüklüyor ancak değişmeyen tek şey var dünyada...
O da yasakların hiçbir konuda çözüm getirmemesi.
“Yasak”, bir kısayol değil, bir çözüm değil, kullanıcıların sitelere girmesine engel değil, o halde bu ısrar niye?
Teknoloji bize “Sorunlar hep olacak, hatta yenileri de gelecek ama yasak bir çare veya çözüm değil, başka şekilde çöz!” diye bas bas bağırırken, bu ısrar niye?

X