Yerli ve milli bir tartışmayı kutlamak için...

Yılbaşı yaklaşınca her sene aynı tartışma yaşanır. Nitekim ilk işaret fişeği atıldı bile. Her şeye alıştım ama bu memleketin ‘yasaklama’ merakına bir türlü alışamadım. Haliyle kutlamak isteyenlere birkaç lafım var...

Haberin Devamı

Yılbaşına üç hafta kala yerli ve milli tartışma konularımızdan birini daha idrak edecek olmanın heyecanı içindeyim. “Yılbaşı gâvur âdeti midir, 31 Aralık gecesi eğlenmek imanı zedeler mi, kutlamaya karşı çıkmak laiklik karşıtı bir davranış mıdır, alt kattaki komşu yılbaşını kutlamıyorsa üst kattakinin kutlaması medeni bir tutum olur mu” gibi felsefi konuların öne çıkacağı yerli ve milli bir ‘münazara’ sürecinden geçeceğiz.

Her kafadan bir ses çıkacak, en az duyulacak ses de sanırım yine şu olacak: İsteyen kutlasın, istemeyen kutlamasın, kimse kimseye karışmasın!

Nitekim tartışma için ilk işaret fişeği atıldı, insanların yılbaşında gönderdiği hediye sepetlerine alkollü içki konulması yasaklandı.

Yasaklayanlar ne düşündü, gerçekten merak ettim: “İnancı gereği içmeyen birine bir şişe içki giderse çöpe atmak yerine içmeye kalkar, imanı zedelenir, onu koruyalım” diye mi düşündüler? İçinde içki olmayan bir yılbaşı sepetinin bir tür ‘ramazan kolisi’ sayılması lazım gelmez mi?

Haberin Devamı

Şu da var tabii: Hangi şuursuz, içki içmediğini bildiği birine hediye olarak bir şişe şampanya vs. göndermeye kalkar? Hangi şuursuz, içki içmediği halde, sırf yılbaşı sepetinden çıktı diye şişenin dibini görmek ister?

Benim anlayabileceğim bir durum değil ne yazık ki. Her şeye alıştım ama bu memleketin ‘yasaklama’ merakına bir türlü alışamadım.

* * * 

Kutlamaların ayrılmaz bir parçası da ortamı ‘köpürtmek’tir. Köpüklü şarap ya da şampanya ‘patlatılır’; hem içinden fışkıran köpük hem de mantarın şişeden uzaklaşırken çıkardığı ses insanımızın hoşuna gidiyor.

Napoleon da öyle yaparmış: “Kazandığım zaman şampanya içerim, kutlamak için! Kaybettiğimde de şampanya içerim, kendimi teselli etmek için.” Churchill’in bakışı da aynı: “Başarıda onu içmeyi hak edersiniz, mağlubiyette ise ihtiyacınız vardır.”

Yerli ve milli bir tartışmayı kutlamak için...

Patlatmak makbul değil

Bizim yerli ve milli geleneklerimize pek uymuyor tabii. Bizde kutlamada biraz köpük iyi gider ama üzülünce, sinirlenince, kaybedince sert bir şeyler ararız ki rakı bunun için var.

Haberin Devamı

Şampanya şişesini ‘patlatarak’ açmak da milli hususiyetimiz sayılır. Ama uyarıyorum: Bu pek makbul bir davranış değildir. Tadını ve gazını kaçırır, ayrıca bir centilmene yakışmaz.

Gençliğimde Ankara pavyonlarında bununla da yetinilmez, şarkıcı için ‘patlatılan’ şampanya şişeleri sahnenin önüne dizilir, içine de bir sap kırmızı gül yerleştirilirdi ki bu da sanırım bir Orta Anadolu geleneği!

Halen sürüyor mu bilmiyorum, zaman başa gelen her kötülüğün en iyi ilacıdır; bu da tedavi edilmiş olabilir!

* * * 

Rüya tabiri yapan internet sitelerine bakacak olursanız rüyada şampanya görmek ‘gurur ve kibre, her çeşit entrika ve mutsuzluk sebebine işaret ediyor’. Toplumumuz gibi rüya tabircilerimiz de ortadan ikiye ayrılmış durumda. Şunu yazan da var: “Rüyada şampanya içtiğinizi görmek, çok güzel günler geçireceğinize; bir kadının elinden şampanya içtiğinizi görmek, çok mutlu aşk hayatına başlayacağınıza, bu aşk uğruna maddi durumunuzun sarsılacağına işarettir.”

Haberin Devamı

Çok pahalı, sana olmaz!

Şunu iyi biliyorum ki rüyada değil ama gerçek hayatta şampanya görmek, maddi durumunuzu gerçekten sarsabilir. Belirttiğim gibi, bu deneyimimi önce Ankara pavyonlarında edindim! Gazozdan hallice bir şişe şampanyanın ‘patlatılma’ sesini duyma tutkusunun nice ocaklar söndürdüğü, efsane gibi anlatılırdı.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin üçüncü sınıfında öğrenci olduğum senenin yılbaşında (gazeteciliğe de başladığım için cebimin para dolu olduğunu zannettiğim dönem yani) Kızılay’da bir şarküteriden abur cubur alışverişi yaparken, tezgâhtara “Şampanya da var mı?” diye sormuş ve “Çok pahalı, sana olmaz” yanıtını almıştım.

Ama artık biliyorum ki çok özel bir şampanya almıyorsanız, o kadar pahalı bir şey de değil. Yerli üreticilerin köpüklü şarapları da prosecco’lardan geri değil, fiyatları da daha uygun. Marka yazamıyorum, kanunen yasak biliyorsunuz, kusura bakmayın.

Haberin Devamı

Güzellik iksiri!

Fransa Kralı XV. Louis’nin metresi olarak nam salmış Madame Pompadour’un bir sözünü hatırlatmak isterim: “Bir kadının güzelliğini artıracak en iyi şarap, şampanyadır.” Bazı kulüplerde şampanyanın neden sular seller gibi aktığını açıklamaya yarayabilir bu söz. Diyelim ki yanıldınız ve çok da iyi kalite olmayan bir şampanya aldınız; önerim, onu dökmek yerine ehlileştirip içilir hale getirmektir. Mesela bir ‘Mimoza’ yapabilirsiniz: Önceden soğutulmuş bir flüt şampanya kadehinin beşte birine kadar, süzülüp posası atılmış portakal suyu koyun. Üzerine yarım shot bardağı portakal likörü ekleyip kadehi şampanyayla doldurun. Unutmamanız gereken şey, çay karıştırır gibi karıştırmamaktır, aman diyeyim!

Haberin Devamı

Yerli ve milli bir tartışmayı kutlamak için...

‘Kadeh’ deyip geçmeyin

Bu sayfada zaman zaman içki önerisinde bulunduğumda hangi bardakta içilmesi gerektiğini de yazıyorum. Mesela şampanya, flüt kadehte içilir ki hem gazı kolay kaçmasın hem de görsel bir zevk alın. Eski Amerikan filmlerinde ağzı çok geniş düz bir kadehte içtiklerini de görüyorsunuzdur ama onlar Amerikalı, siz yapmayın.

Bardaklarla içkiler arasındaki ilişki hakkında temel bazı fikirlerim vardı tabii, yıllar içinde edindiğim bilgilerden kaynaklanan. Ama bir bardağın, bir şarabın tadını nasıl değiştirebileceğine hiç tanık olmamıştım.

Yerli ve milli bir tartışmayı kutlamak için...
Yair Haidu

Uygun seçim farkı

Bunu davetli olarak gittiğim Denizli’de tamamı elde üretilen ve elinize alırsanız kıracağınız hissini verecek derecede ince kristal Nude bardakları için yapılan tadımda gördüm. Doğrusunu isterseniz, daha önce ‘bardak tadımı’ diye bir şey de duymamıştım.

Şişecam’ın bu yeni markası, dünya çapında bir marka olmak yolunda ilerliyor ve önemli tasarımcılara bir şarap uzmanı rehberlik ediyor. Bardak tadımını yöneten şarap uzmanı Yair Haidu, Michelin yıldızlı lokantaların vazgeçilmez kadeh markası Riedel’ın başdanışmanıyken Şişecam’a transfer edilmiş. Tasarımcıları şaraba uygun kadeh konusunda yönlendiriyor.

* * * 

Nude markası altında üretilen değişik boy ve biçimdeki kadehler, artık dünyanın en iyi kadeh takımlarından kabul ediliyor. Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı ve Ali Esad Göksel’le davetli küçük bir gruptuk; bardakları test ederken, yerli üreticilerimizin çok da ‘süper şarap’ sayılmaması gereken şaraplarını kullandık. Aynı şarabın farklı kadehlerde nasıl kılıktan kılığa girdiğine, bazı kadehte mükemmelken bazı kadehlerde nasıl sıradanlaşabileceğine tanık olduk.

Bu deneyimde edindiğim bilgiyi sizlere suç işlemeden nasıl aktarabileceğimi bilemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim: Eğer aromatik, meyvemsi ve asiditesi yüksek bir beyaz şarap içiyorsanız tercihiniz nispeten küçük ve dar ağızlı bir kadeh olmalı. Düşük asitli ve gövdeli beyaz şaraplar için kadehiniz geniş gövdeli, geniş ağızlı ama oval görünümlü olmalı.

Kaderin cilvesi

Zarif, yumuşak hatta ipeksi kırmızı şaraplar için ağzına doğru daralan ama geniş tabanlı bir kadeh seçmelisiniz. Güçlü, olgun meyve tadında, tanenli, gövdeli, ağzınızda yapılı ve güçlü hisler bırakan bir kırmızı şarap içiyorsanız seçiminiz, derin aromaların açılmasına izin veren, baca etkisi yaratacak, uzun ve geniş bir kadeh olmalı.

Dünyanın en iyi cam kadehlerini üretme yeteneğine sahip, binlerce yıldır şarap üretilen bir memlekette şarapları böyle tarif etmemize yol açan yasakların var olması da kaderin bir cilvesi. Ama merak etmeyin, yasaklar insan doğasına aykırıdır. Her yasak gibi bunların da bir sonu nasıl olsa olacak. Ama bugün, ama yarın!

Yazarın Tüm Yazıları