"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Koalisyona izin vermeyecek

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ı dün televizyonda muhtarlara hitaben konuşma yaparken görünce “Tamam” dedim, “erken seçime gidiyoruz, koalisyon kurulmasına izin vermeyecek”.
Yeniden saray toplantılarına başladığına göre, seçim kampanyasını da başlattığını düşünebiliriz.
Devletin olanaklarını kullanarak yine herkese saray kürsüsünden verip veriştirecek, bu belli oldu.
Davutoğlu–Kılıçdaroğlu görüşmesi ile yayılan iyimserliğe izin vermeyeceğini de zaten bir gün önceden belli etmişti.
Hükümetin kurulması için öngörülen 45 günlük süreyi esnetmeyeceğini “Buna yetkim yok” diye açıklamıştı.
Oysa böyle bir yetkisi var. Çünkü Anayasa’nın 116. maddesi, 45 gün içinde hükümet kurulamaması durumunda şöyle diyor:
“Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.”
Görüldüğü gibi bir zorunluluk yok, bir süre daha beklediğinde bir hükümet kurulabileceğini düşünürse bu süreyi uzatabilir.
Ama böyle bir şey yapmayacak tabii, çünkü koalisyon istemiyor, hemen seçimden yana.
Seçimden sonra, seçilenler yemin edip milletvekili sıfatını kazanınca görevlendirme yapmak için de özel olarak beklemişti.
Çünkü Meclis Başkanlık Divanı’nın kurulmasından önceki sürenin, koalisyon pazarlıkları için kullanılmasını istemiyordu.
İlk günden beri aklından seçim geçiyordu, bunun şartlarını zorladı ve en sonunda istediğini de başaracakmış gibi görünüyor.
Cumhurbaşkanı, bir kez daha TBMM’nin iradesine ipotek koyuyor, milli iradenin Meclis’te tecelli etmesinin önüne set çekiyor.

MHP bu bilmeceyi nasıl çözecek?


ERKEN seçim işaretleri ufukta belirdiğine göre şimdi seçime hangi hükümet ile gideceğimiz sorusu ortaya çıkacak. Cumhurbaşkanı, 45 gün içinde hükümet kurulmadığı için seçim kararı alırsa, bir seçim hükümetinin kurulması gerekiyor. Bu hükümette Meclis’teki her parti oy oranına göre temsil edilecek.
İçişleri, Adalet ve Ulaştırma dışındaki bakanlıklar partiler arasında kurayla bölüştürülecek.
Bilmece de burada: MHP, HDP ile aynı hükümet içinde olmak istemiyor.
MHP hükümete girmezse ona düşen bakanlıklar diğer üç parti arasında paylaştırılacak, bu kez HDP’nin daha çok sayıda bakanlık elde etmesi sonucu doğacak.
MHP’nin bunu da istemeyeceği bir sır sayılmaz.
Bu durumda MHP’nin bir bilmeceyi çözmesi gerekiyor:
Ya AKP azınlık hükümetiyle seçime gidilmesinin yolunu açacak, ki bu geçen seçimde şikâyet ettiği devlet olanaklarının AKP tarafından seçimde kullanılması demek.
Ya da HDP’nin daha çok bakanlık almasına tahammül edecek.
Bakalım, Devlet Bahçeli, bu bilmecenin içinden nasıl çıkacak?
Bana öyle geliyor ki MHP, bir kez daha AKP’nin önünü açmak durumunda kalacak.
Bekleyelim ve görelim, bakalım neler olacak.


Yargıdan kaçmak!

HÜKÜMETE darbe yapacakları iddiasıyla tutuklanacak iken yurtdışına kaçan savcıların ardından Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, şöyle bir tweet atmış.
“Yargı yetkisini milletten değil başka mahfillerden alanlar, hukuktan böyle kaçarlar. Allah’tan bunlar Türkiye’den kaçarken yasa istemiyorlar.”
AKP’lilerde böyle aklına ilk gelen sözü söylemek gibi bir alışkanlık var, oysa söyleyecekleri her sözü en az iki kere tartmaları gerekiyor.
Geçenlerde Enerji Bakanı da böyle “havuz” üzerine konuşmuştu, herkes bu vesileyle bir kez daha medya havuzlarını, bideleri filan hatırlamıştı.
Şimdi Akdoğan da “yargıdan kaçmak” filan deyince akıllara ister istemez yargıdan kaçırılan bakanlar ve çocukları geliyor.
Evlerinde para istifleyen, işadamlarının önüne yatmak isteyen, saat meraklısı, elbise torbaları içinde para alan bakanlar ve onların çocukları!
Kupon arazi peşinde koşanlar, artık ne kadar istifledilerse, “sıfırlaya sıfırlaya” paraları bitiremeyenler!
Allah’tan onlar da yasa istememişlerdi!
TBMM komisyonunda iş bitirilmişti.
Hapisteyken karısı tarafından dolandırılmaya çalışılan işadamını da savcı bey kurtarıvermiş, böylece Meclis’in fazla mesai yapması gerekmemişti.
Aman diyeyim Yalçın Bey, söylediğin sözlere dikkat et, birilerinin hışmını çekme sonra.


Deniz Feneri


DÜN sabah cep telefonuma bir mesaj geldi, şöyle diyordu:
“2015 Kurban bağış organizasyonumuz başladı. Hisse bedeli Yurtiçi 680 TL. Yurtdışı 360 TL. Balkanlar 450 TL. Filistin 1100 TL. Bağışlar için Deniz Feneri.”
Mesajın sonunda da bir numara var, arıyor, parayı veriyorsun.
Ama para nereye gidiyor, onu Zahid Akman ile Zekeriya Karaman daha iyi bilir tabii.
Bu arkadaşlar Almanya’daki Deniz Feneri e. V. için topladıkları paralarla gemi, bina filan aldılar ama Türk adaleti “zamanı aşırıverdi”, kurtardılar.
Bana bu mesajı atan “Sen istediğin kadar yaz, işlerimiz yürüyor” diye benimle dalga geçmek mi istedi, bilemiyorum tabii.
Haberiniz olsun istedim, arkadaşlar yine para toplamaya çıktılar, memleket ekonomisi canlanacak demektir!

X