Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

MİT, hâkim kararı olmadan dinleyememeli

İKİ hafta önce Türkiye’de kurulacak yeni telefon dinleme düzenine ilişkin yazmaya başlamamın nedeni, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir grup gazeteciye ‘TİB’i MİT’e devredeceğiz’ demiş olmasıydı.

Başbakan’ın bu sözlerini pek çok kişi, Türkiye’de bütün telefonların dinlendiği, internet dahil bütün iletişimin izlendiği Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) bütün yetki ve görevleriyle birlikte Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) devredileceği şeklinde okudu; böyle olunca da ‘Muhaberat devleti’ eleştirileri yükseldi.
Oysa ben, zaman içinde bölük pörçük sahip olduğum başka bilgilerin ışığında bu sözleri, MİT’in kendi ‘ulusal istihbarat çıkarma’ çalışmaları çerçevesinde yapmak istediği telefon dinleme ve internet izleme çalışmalarının TİB bünyesinden çıkarılıp eskiden olduğu gibi MİT’in kendisine aktarılması olarak anladım. Umarım doğru anladım.
MİT, 2005 yılında TİB kurulduğundan beri dinleme ve izleme faaliyetlerini TİB bünyesinde yapıyor. Ve bu durumdan da taa ilk günden beri rahatsız.
Rahatsızlığın aslında tek bir sebebi var: MİT, kimi dinlediğinin ve izlediğinin başkaları tarafından bilinmesini istemiyor.
Tamam, MİT’in yaptığı işin doğası gereği bu dinleme ve izlemeler hukuki bir gri alanda yapılmak zorunda. Çünkü diyelim yabancı ülkeler lehine casusluk yapanları izlemek de, başka ülkelerin stratejilerini öğrenmek de MİT’in görevi. MİT’in iç güvenliğe ilişkin görevleri de var; PKK’ya ve teröre karşı stratejik istihbarat oluşturmaktan tutun organize suç örgütlerine kadar uzanan geniş bir görev tanımı bu.
MİT tabii polis değil. İşi suçu ve suçluyu kovalamak, onları yakalayıp mahkemenin önüne çıkarmak değil. MİT sadece bir haber alma kurumu. Bu sayede de, polise göre daha rahat ve geniş çalışmak istiyor; çalışıyor da.
Ama çalışmalarının bir bölümü, TİB çerçevesinde başka gözler tarafından da görülür, bilinir olunca sıkıntılar çıkmaya başladı.
Bu sıkıntılardan en meşhuru MİT’in sudan bahane ve gerekçelerle, üstelik sahte takma isimlerle bazı gazetecileri izlediğinin ortaya çıkmasıydı. Yani MİT de aynen polis gibi yetkilerini suiistimal ediyor, casusluk yapmaması gereken alanlarda casusluk yapıyordu; kim bilir ne için...
Tabii bu örnek, MİT’in belki başka suiistimaller içinde de olduğunu, elindeki yetkiyi bazı memurlarının kişisel çıkarından tutun da siyasi iktidarın çıkarlarına kadar uzanan bir geniş yelpazede kötüye kullanabileceği şüphesini doğurdu. Meşhur reklam cümlesi bir gerçeği ifade eder: Denetimsiz güç, güç değildir.
MİT’in bütün işlemlerinde yerinde hareket edip etmediğini kontrol edecek bir YERİNDELİK denetimine ihtiyacı var. Telefon dinlemeler bunun sadece bir bölümü.
Amerika’da bu denetimi bir parlamento komisyonu yapıyor; orada CIA yapacağı her operasyon için komisyona gelip dert anlatıyor ve bütçe istiyor. Komisyon vermezse CIA’nın parası yok söylediği operasyonu yapacak.
Para bulup yaptığında bile, eğer hedefte Amerikan vatandaşları varsa CIA mutlaka gidip bir hâkimden izin de istiyor.
Bizde bu denetimi uzaktan bile andıran hiçbir dış denetim mekanizması yok.
Şimdi MİT, eğer eskiden olduğu gibi kendi tesislerinde telefonları dinleyip izleyecekse bu denetimsizlik hali iyice korkutucu olacak demektir.
O yüzden en azından MİT’in yapacağı her telefon dinlemesi ve internet izlemesi için bir sulh ceza veya ağır ceza hâkiminden izin istemesi sağlanmalı.
Ama bizim esas kafa yormamız gereken şey, ulusal düzeyde stratejik istihbarat oluşturan, bu anlamda yaptığı iş çok önemli ve kıymetli olan MİT’i bu kıymet ve öneme uygun biçimde denetlemenin bir yolunu bulmak olmalı.
Türkiye, polisi ve adliyesindeki gölgeden olduğu gibi MİT’teki gölgeden de kurtulmalı; hesap verebilir ve güvenilir bir denetim sistemini hayata geçirebilmeli.


ADSL hattı neden izlenir?

İstanbul’da çok sayıda polisin adının karıştığı soruşturmanın merkezinde yer alan meşhur müfettiş raporlarını okurken dikkatimi çekti; bazı kişilerin evlerindeki internet hatları, yani ADSL hatları da izlenmiş.
Peki neden?
Bu soruyu sormak bile anlamsız. Bu sayede IP bazlı telefonlardan mesajlaşma sistemlerinde yazdıklarımıza, elektronik postalardan web sitelerinin forum bölümlerine yazdıklarımıza ve okuduklarımıza kadar her şeyi görmek mümkün oluyor.
Telefon dinlemenin de ötesinde vahim bir haberleşme özgürlüğü ihlali bu.

X