Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AK Parti-CHP: Sadece mahkûm değil, borçlular da

AK Partili bir kaynak, ‘Keşif komisyonları çok iyi çalıştı’ diyor, ‘Onların raporuna bakınca, hem koalisyonu kurmak için hem de kurmamak için yeterince malzeme görüyor insan.’
Bu kaynak elbette CHP komisyonunun raporunu görmedi ama iki partinin yazdığı raporların birbirine benzemesi eşyanın tabiatı gereği diye düşünüyor.
Bugün ve yarın AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin yaptırttığı son anketlere bakacak.
Anketlerde cevabı aranan iki konu var; birincisi bugün seçim olsa seçmen kime oy verecek, ikincisi seçmen bugün bir seçim olmasına nasıl bakıyor?
Davutoğlu’na sunulacak anketlerin sonuçları nasıl bilmiyorum ama başka şirketler de araştırmalar yaptı ve anketler seçim yapma konusunda çok da cesaretlendirici değil. Bir kere seçmenin en az yarısı seçim falan istemiyor. Gelen sonuçlar da 7 Haziran’a göre dramatik farklılıklar içermiyor; partiler üç aşağı beş yukarı yerlerinde duruyor.
Zaten, seçimden beri geçen iki ay bir büyük yanılsama yarattı: Siyaset denen şeyi, siyasi elitlerin kendi aralarındaki mesaj alışverişlerinden ibaret saymaya, seçmenin bunları takip edip günbegün oyunu değiştirdiğine inanır oldu bir kesim ciddi ciddi.
PKK saldırıya mı geçti, HDP oy kaybetti; hükümet PKK kamplarını mı bombaladı, MHP’ye kaçan oylar AK Parti’ye geri döndü... Seçmenin oy verme davranışı böyle mühendislik hamlelerle manipüle edilebilseydi, bugün ortada AK Parti diye bir parti olmazdı; 28 Şubat bin yıl sürerdi.
Yapılacak bir seçimin en fazla AK Parti’ye fatura çıkaracağını görmek için siyaset âlimi olmak gerekmiyor; özellikle ekonomik şartlardaki kötüleşme bu partiye yönelik memnuniyetsizliği iyice arttırıyor.
O yüzden AK Parti, erken seçimi sanki bir seçenekmiş gibi elde tutarak bir çeşit blöf yapıyor aslında, amacı koalisyon pazarlığında CHP’ye karşı elini yüksek göstermek.
CHP de esasen MHP ve HDP’nin tutumundan çok memnun; AK Parti için yegâne seçenek olarak kaldığının bilincinde, o da elini olduğundan yüksek gösteriyor.
Ancak, önyargılardan biraz olsun sıyrılıp bakınca görünen şey çok net: Bu iki parti birbirine mahkûm. Üstelik sadece mahkûm değiller; Türkiye’ye bu ortaklığı borçlular da. Siyasi kutuplaşmayı başlatıp 13 yıl boyunca tırmandıran bu iki parti, ülkeye barışı borçlu. Ve bu sadece dostlar alışverişte görsünler ortaklığı da olmayacak; işleyen bir koalisyonu kurmak zorundalar.

İki ana akımın ortaklığı ve geleceği

BİLEN biliyor, ülkedeki ana siyasi bölünmeyi ben ‘İslamcılık’-‘Türkçülük’ bölünmesi olarak görüyorum.
Kelimelere takılmayın, bu akımlar kendi içlerinde türlü çeşitli renkleri barındıran şemsiye ideolojiler aslında. Yani ne ‘İslamcılık’ın yegâne amacı şeriatı getirmek, ne ‘Türkçülük’ sadece ırkçılıktan ibaret. Şimdi bu iki ana akımın en büyük taşıyıcısı iki parti, AK Parti ve CHP ortak olmayı konuşuyor.
Başlıca endişe, iki büyük partinin ortaklığının bu akımlarda yer alan daha küçük partilerin önünü açması, bir anlamda iki cenahta çekirdeği parçalaması ihtimali.
Kurulacak hükümetin başarısızlığı halinde bu risk mevcut, hem de fazlasıyla. Ama tersi de mümkün: Hükümetin başarı sağlaması durumunda bu iki parti kendi alanlarında ‘merkez’ olma konumlarını pekiştirebilir, tam tersine kenarda kalan küçük partileri yutabilir.


MHP’nin oyları neden arttı?

DAHA seçim gecesi yaptıkları açıklamaya bakılacak olursa, MHP yönetimi kendi oylarındaki artışı, çözüm sürecinin varlığına bağlıyorlar.
Ben bu analize katılmıyorum. MHP’deki artışın sebebi, bana göre ülkede genel anlamda ‘memnuniyetsiz’ sayısındaki artış. Elbette bu memnuniyetsizler daha çok iktidardan memnun olmayanlar ve ‘çözüm süreci’nden kaygı duyan veya memnun olmayanlar bu genel kitlenin içinde bir gruplar sadece, o kitleye esas rengi onlar vermiyor. Ülkede halinden memnunların sayısı arttıkça MHP’nin oylarının azalması da bu sebeple. MHP, ‘Türkçülük’ blokundan bir parti, bir anlamda CHP’nin sağ kanadı. Ama ‘İslamcı’ blokun seçmenini kendine çekebilen bir muhafazakâr söyleme de sahip. O yüzden durumu kritik.

X