Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

Önce ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ romanının yazarı Roald Dahl’ın kitapları, sonra James Bond’un yaratıcısı Ian Fleming’inki ve bu hafta da ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin romanlarının içindeki kilo, ırk, cinsiyete ilişkin ve ‘hakaretamiz’ bölümlerin tamamı ya değiştirildi ya da silindi. İlk bakışta bu yapılana ‘modernleşme’ gözü ile bakılabilir elbette ama tüm bu ifadeler kitaplardan çıkarılırsa o dönemi ve ruhunu, hatta dilini nasıl anlayacağız? Kitaplara yapılan her müdahale orijinalliği öldürdüğü gibi tarihe de müdahale anlamına gelmez mi? Bu değişimlere ‘sansür’ denilebilir mi?

Haberin Devamı

KİTAPLARDAN IRKÇI, AYRIMCI, HAKARETAMİZ İFADELER AYIKLANDI

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

Geçtiğimiz hafta Agatha Christie romanlarının yeni kuşaklar için değiştirildiğini, “modernleştirildiğini” öğrendik. İngiliz polisiye yazarının 1920-1976 yılları arası yazdığı romanlar, “ırkçı”, “ayrımcı” ve “hakaretamiz” ifadelerden “arındırılarak” yayıncı HarperCollins tarafından yeniden basıldı. İngiliz The Telegraph gazetesinin incelediği Christie romanlarının yeni baskısında çok sayıda değişiklik yapıldığı belirlendi. Örneğin:

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

Haberin Devamı

- 1937’de yazılan ‘Nil’de Ölüm’ romanında geçen “Doğulu” kelimesi kaldırıldı.

- Bayan Allerton karakterinin; “Geri dönüp bakıyorlar ve bakıyorlar. Gözleri tek kelimeyle iğrenç, burunları da öyle. Çocukları gerçekten sevdiğime inanmıyorum” ifadeleri şu şekilde değiştirildi: “Geri dönüp bakıyorlar ve bakıyorlar. Çocukları gerçekten sevdiğime inanmıyorum.”

-Kitaptaki ‘Nubyalı kayıkçı’ ifadesi ‘kayıkçı’ ile değiştirilirken, daha önce ‘siyah’ ve ‘sırıtan’ olarak tanımlanan hizmetçi de yeni basımlarda artık ırkıyla tanımlanmıyor. Yerine ‘başını sallayan’ tanımlaması kullanılıyor.

Christie’nin 1939’da yazdığı ve Türkçeye ‘10 Küçük Zenci’ olarak çevrilen kitabının adı 1977’de ‘And Then There Were Non’, Türkçe adı da ‘10 kişiydiler’ olarak değiştirilmişti. Yayınevleri kendi dünya görüşü çerçevesinde yazar seçme hakkına elbette sahip. Üretim süreçlerinde, editörleri aracılığı ile bazı ifadeler üzerine yazarla tartışabilirler ya da tekliflerde de bulunabilirler. Tüm bunları kabul etmek ya da etmemek yazara kalmış bir durum ancak yıllar öncesinde yazılmış, artık klasikleşen eserleri ‘ayıklamak...’ İşte asıl tartışılması gereken bu.

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

Haberin Devamı

TİCARİ BİR KAYGI İLE YAPILMIŞ OLABİLİR

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal Zeynioğlu: “Politik doğruculuktan çok ticari bir kaygı ile yaptıklarını düşünüyorum ama bu yapılan yanlıştır. Bir kere yazarlara büyük bir saygısızlık. Rızası olmadan (artık aramızda değiller, öldüler) hiçbir yazarın cümlesi değiştirilemez. Kaldı ki Roald Dahl’ın ‘Sözcüklerim değiştirilemez’ vasiyeti var. Onu da ciddiye almamışlar. Ayrıca bugün ‘ırkçı’, ‘cinsiyetçi’ ya da ‘hakaret’ olarak nitelendirilen ve ayıklanan sözcükler, o dönem yaygın şekilde kullanılıyordu. Dolayısıyla bu bir nevi sansürdür ve yapılan her değişikliğin, dönemin dili, yazarın ruhu ve üslubunda eksikliğe neden olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Haberin Devamı

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

BUNUN ADI POSTMODERN SANSÜR

Gaziantep Üniversitesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi ve şair Kaan Eminoğlu: Bu da bir sansürdür aslında. Orijinaline müdahaledir. Postmodern kültürün getirdiği, ilerici gibi görünen ama gerici bir hamle. Her dönemin ruhu, bakış açısı farklıdır. Kitabı dönemin zihniyetinden koparırsanız objektif olarak değerlendiremezsiniz. Ayrıca yazarların da zaaf ve eksiklikleri, bağımlılık, hastalıklar gibi farklı eğilim ve düşünceleri olabilir. Burada bir tanrılaştırma isteği olacak ki yazarların zayıf yönleri artık pek gösterilmek istenmiyor. Kapitalizmin tipik pazarlama mantığı ile de uyuşuyor. Heykel gibi... Girinti, çıkıntıları törpülenip en muhteşem hali ile pazarlanmaya çalışılıyor artık eserler.

Haberin Devamı

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

ELEŞTİRİSİNİ YAPARIZ AMA İÇERİĞİ DEĞİŞTİREMEYİZ

Edebiyat Eleştirmeni Ömer Türkeş: Her yazı, yazarının dünya görüşünü ortaya koyar. Dolayısıyla eleştirisini yaparız ama değiştiremeyiz. Zira bir dönemi yansıtır. Christie’nin romanları da emperyal İngiltere dönemi ile bağlantılıdır, ki dünya edebiyatının pek çok klasiğinde de bu tür bir zihniyet ve dolayısıyla terimler vardır. Mesela, Robinson Crusoe; beyaz adamın üstünlüğü üzerine kurulmuş, bizzat böyle bir romandır. Yayınevlerinin iyi bir niyetle bu tarz ayrımcılıklara artık daha fazla izin vermek istememelerini anlıyorum ancak bu bahsettiğimiz romanlar yeni olmamakla birlikte editörlüğü de o dönem yapılmış ve bitmiştir. Yani yenilenmesi gibi bir durum kabul edilemez. Ve dahası bu romanların çoğu, gücünü ve büyüklüğünü de dayandırdıkları bu tarz konulardan almakta. Ayrıca bu kitaplar, sadece edebi değil, kültürel eleştirilere de konu edilebilecek metinler. Şöyle düşün; dönem araştırması yapıyorsun ancak Fleming’in, Christie’nin romanları ‘tertemiz’ ama Esat Mahmut Karakurt’un eserleri ırkçı ifadelerle dolu. Bu saçma. Yeri gelmişken; yeni eserlerin ‘ırkçı’, ‘cinsiyetçi’ bir terminoloji ile yazılmasına da karşıyım ama eskiye müdahale edemeyiz.

Haberin Devamı

Klasik romanlara ‘modernleşme’ sansürü

BUGÜNÜN BAKIŞ AÇISI İLE GEÇMİŞ TEMİZLİĞİ YAPILAMAZ

Hürriyet Gazetesi Kültür, Sanat ve Edebiyat yazarı, Kültürazzi İhsan Yılmaz: “Bir eser zaman ve mekânı ile değerlendirilir. Bu, değişmez bir kuraldır. Zira bu detaylara bakarak dönemin okumasını yapar ve dönemi daha iyi anlarsınız. Christie romanlarından da dönem ifadeleri çıkarıldığında o artık bir Christie romanı olmaz. Yine aynı örnekten gidelim; Christie bunu ‘ırkçılık’ olsun diye ya da o bakış açısı ile yapmadı ki. Şu an bakarsan ırkçılık ama o dönem böyle bir kavram yok. Bir sanat veya edebiyat eserinden ırkçı ifadelerin çıkarılması gelecek nesilleri korumak adına yararlı olabilir ama bu yeni edebiyat türleri için geçerli. Yoksa bugünün bakışı ile geçmiş temizliği yapılamaz. Yapılırsa ortada eser kalmaz.

Yazarın Tüm Yazıları