"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Uludağ’ın çeşmeleri kurudu suyumuza bir haller oldu!

Ağaçların yaprak dökme zamanları ormanlar, seyretmeye doyulmayacak bir manzaraya bürünürler.

Çeşit çeşit, renk renk, desen desen eşsiz bir halı gibi,
Mis gibi çam kokusu sarar tüm benliğinizi...
*
Ne büyük hediyedir insanlığa orman ve su,
Su ve Bursa;
Şahane bir ahenktir bu.
O ahenk Uludağ olur.
Bir göze, bir pınar, dere olur.
Yayla olur, kayın, meşe, kestane, çam olur.
Hayat sunan sağlık, şifa olur...
Kış geldiğinde makyaj yapar, beyaz bir örtüye bürünür.
Uludağ kar, kar Uludağ’a ne güzel yakışır.

ELHASIL BURSA SUDAN İBARETTİR

Su ve Bursa...
Eşsiz bir hikayedir;
Bu hikayeyi anlatmaya, tanımlamaya cümlelerimiz yeter mi, bilemem ama Evliya Çelebi Bursa’yı dört kelimeyle, ne de güzel ifade etmiş Seyahatname’sinde;
‘Velhasıl Bursa sudan ibarettir.’
*
Elli yıl öncesi Bursa adeta su içerisinde yaşayan bir şehirdi.
Altı da, üstü de bereket olan Uludağ’ın derinliklerinden gelen ‘Pınarbaşı suyu’ evlerde, şadırvanlarda, semt çeşmelerinde, kaynağından geldiği gibi kana kana içilirdi...
*
‘Terkos suyu’ da vardı, arıtmalı olanından.
Fransızlar’ın, Gökdere vadisinde kurdukları arıtma tesisinden gelen su kente verilirdi. Sonrasında Vali Haşim İşcan’ın ‘Kırkpınarlar’ diye tanımlanan Uludağ suları için yaptırdığı şebeke uzun yıllar ihtiyaca cevap verdi.
Halk, buna İstanbul’da ki gibi Terkos suyu dedi.
*
O günlerden bu günlere çok şey değişti.
Şehir içi şebekeleri, Nilüfer ve Çınarcık Barajları, yeraltı suları ve kuyuları Bursalının ihtiyacını karşılıyor.
DSİ ve BUSKİ birçok proje yönetiyor.
*
Bilelim ki artık Türkiye su zengini bir ülke değil.
Kabul edelim ki Bursa da eskisi gibi değil!
İklim ve ihtiyaçlar, kullanımlar değişti.

TELEFERİK ÜCRETLERİ FAHİŞ

Geçtiğimiz hafta üç arkadaş, Uludağ Sarıalan’a teleferik ile çıktık.
Bu meretin fiyatı kazık, çok kazık...
Bursa - Kocaeli 145 km, Otobüs bilet ücreti 25-30 TL, Teleferik ise 35 TL, olur mu arkadaş!
Anladık, özel sektör işletiyor ama denetlenmeli...
Otopark meselesi de var, 8 saat kalan otomobilin ödemesi de 32 TL...
Yorum sizin...
*
Teleferik dağa doğru tırmanmaya başlayınca şehir daha net görülüyor.
Burnunuzun ucu sızlıyor, içiniz yanıyor;
“Teleferikten bakınca Yeşil Bursa yerine Beton Bursa göreceksiniz, şaşırmayın!” diyesiniz geliyor, Orhan Veli’nin “Gemlik’e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma!” sözüne nazire yaparcasına...

ÇEVRE KÖTÜ KULLANILIYOR

Yeşil Bursa’dan Beton Bursa’ya..! Çok yazık...
*
Yangınla mücadele için mi bilemedik, ancak epeyce ağaç kesilmiş ormanın derinliklerinde. Yoksa alıştıra alıştıra bir şeyler mi yapılacak, göreceğiz!..
Kadıyayla civarında da kesim vardı, sarı sarı dizi dizi borular istiflenmiş, BURSAGAZ ya da BOTAŞ faaliyet gösteriyor sanırım.
Ağaçlar kaldırılmış, alan açılmış...
*
Başka akslarda da icraat var,
BOTAŞ, İnegöl’den dağ ilçelerine boru döşüyor. Tabii ciddi miktarda da ağaç kesiliyor.
Uludağ yolu genişletme çalışmalarında da orman tahrip ediliyor, özensiz bir çalışma yapılıyor!
Kar-zarar, maliyet-tabiat ilişkisi unutulmamalı.
Güzergâhlar, yol çalışmaları çevreyi ve doğayı koruma anlayışıyla belirlenmeli...
*
Sarıalan ve civarında dolaştıktan sonra daldık ormana.
Ramazan abi 77 yaşında, 40 yıl önce hastalandığında doktoru ona, ‘Uludağ’a çık, gez’ demiş, o gün bu gün hem geziyor, hem gezdiriyor...
Adeta bir Uludağ uzmanı, avucunun içi gibi biliyor her girintiyi çıkıntıyı, sırtı, geçidi.
Gezerken anlatıyor, ağaçları, otları, çiçekleri, meyveleri, ayıları, domuzları, tilkileri, çakalları...
Türker ile dinliyoruz.
Hüzünlü, canı sıkılmış, çeşmelerin, pınarların, gözelerin kuruduğunu söylüyor,
Söylemekle kalmıyor tek tek gösteriyor.
O çeşmelerin fotoğraflarını çektim, haklıydı...
10 çeşme gördük, 2 tanesi akıyordu...
Geçtiğimiz yıllarda bu çeşmeler gürül gürülmüş...

SU, İHMALE GELMEZ

Bu yıl barajlarımız dolmadı.
Çünkü Uludağ’daki kar erken ve hızla eridi, toprağın altına inemedi, yüzeyden akıp gitti.
Yer altı sularını Belediye, şebekeye basıyor, içme suyu için kullanıyor. Ancak yer altı su depoları da eskisi gibi dolmuyor, yeterli seviyede değil.
*
Etkili bir su yönetimi yok...
Sanayi, gıda, tarım ve hayvancılıkta yer altı suyu kullanılıyor...
Ve kaçak kuyuların sayısı belli değil!..

SUYUMUZ TÜKENİYOR

Uludağ’ın çeşmeleri kurudu suyumuza bir haller oldu

Dağda ki pınarlar, çeşmeler değil ovalarda ki çeşmeler de kuruyor. Ovanın altında ki taban suyu ve yeraltı suyu tehlikeli bir şekilde azalıyor.
Suyumuz tükeniyor!..
Azaldıkça daha da derine kaçıyor. Mesela,
Su zengini Gürsu’da 1 metrede çıkan su artık 20 metrede, 70-80 metrede çıkan sular da 150 metre civarlarında çıkıyor...
*
Jeoloji Mühendisleri Oda Başkanı Engin Er ile konuştum;
“Plansız ve kaçak su kullanımı var. Sorunun çözümü için vakit geçirilmeksizin yeni bir ‘Su Yönetimi Planlaması’ yapılmalı. Deliçay Projeleri gibi çalışmalar hızlandırılmalı” dedi.
*
Yürüdük, yürüdük, yürüdük.
Biraz da meşhur Bursa Kestanesi topladık.
Kestane konusu da başlı başına bir konu...
*
Hava karardığında ancak ünlü Zeyniler köyüne inebildik.
*
Dağda su azaldı, pınarlar kurudu.
Uludağ’ın suyu, habitatı için kullanılmalı!
Burada ki yönetim keşmekeşi önlenmeli, Uludağ korunmalı...
Su hayattır...
Bursa Uludağ’dır, Uludağ Bursa’dır...
Yoksa Evliya Çelebi’nin sözleri masal olur...
*
Suyu ve doğal değerleri koruyabilmek için önce sahiplenmeli,
Etkili kullanmak için de doğru yönetmeli...
Suyu tasarruflu ve dikkatle kullanmalı,
Evde, işyerinde, bahçede, piknikte, sanayide, tarlarda, okulda, çeşmede, her yerde;
Bir damlasını bile israf etmemeli.
Çevre’yi koruyan suyu ve yaşamı da korur!..

 

 

X